,

Güvence Hesabına Karşı Dava

Güvence Hesabına Karşı Dava Avukatı

Güvence hesabına karşı dava konusu incelenmeden önce güvence hesabının hangi amaçla oluşturulduğu üzerinde durulmalıdır. Güvence hesabı, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile mülga 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde oluşturulmuştur.

Konuya ilişkin olarak aşağıda güvence hesabının karşıladığı zararlar, maddi zararları karşılayıp karşılamadığı, araç değer kaybını karşılayıp karşılamadığı gibi hususlar yanında teminat limiti, kaza tespit tutanağının önemi, kusur oranı, dava şartı arabuluculuk, görevli mahkeme, dava masrafları, icra takibi, icra takibine itiraz, ödeme yapılması, talep edenlerin çokluğu, rücu davası ve Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru ayrıntılı bir şekilde incelenecektir.

A- Güvence Hesabına Karşı Dava Nedir?

Güvence hesabına karşı dava, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu md. 13’te sayılan şartların oluşması durumunda tazminatların güvence hesabından tahsili amacıyla açılabilecek davadır.

B- Güvence Hesabı Hangi Zararları Karşılar?

Güvence hesabına karşı dava açılabilmesi için aşağıdaki şartların oluşması gerekir.

1- Sigortalının Tespit Edilememesi Durumunda Güvence Hesabına Karşı Dava

Sigortalının tespit edilememesi durumunda bedensel zararlar için güvence hesabına karşı dava açılabilir. Örnek olarak, araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi neticesinde (konuya ilişkin yazı için tıklayınız) zararı karşılayacak kişilerin tespit edilememesi halinde güvence hesabına karşı dava açılabilir.

2- Araç Sigortasının Bulunmaması Durumunda Güvence Hesabına Karşı Dava

Rizikonun meydana geldiği tarihte sigortası bulunmayan aracın neden olduğu bedensel zararlar için güvence hesabına karşı dava açılabilir. Dolayısıyla kazanın oluşmasında kusurlu olan aracın sigortası (konuya ilişkin yazı için tıklayınız) bulunmasa da güvence hesabına karşı dava açılarak tazminatlar talep edilebilir.

3- Poliçe Teminatının Düşük Olması Durumunda Güvence Hesabına Karşı Dava

Rizikonun meydana geldiği tarihte zorunlu olan teminat limitleri ile sigorta poliçesinde belirtilen teminat arasında fark varsa bu fark kadar güvence hesabına karşı dava açılabilir. Dolayısıyla kazanın oluşmasında kusuru bulunan aracın sigorta poliçesi zorunlu teminat limitlerinden düşükse bedensel zararlar açısından aradaki fark kadar güvence hesabına karşı dava açılabilir.

4- Sigorta Şirketinin Ruhsatının İptali Durumunda Güvence Hesabına Karşı Dava

Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptali ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için güvence hesabına karşı dava açılabilir. Burada bedensel zararlar yanından maddi zararlar da teminat altına alınmıştır.

5- Aracın Çalınması Durumunda Güvence Hesabına Karşı Dava

KTK md. 107 gereğince işleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse sorumlu tutulamaz. Bu kapsamda, çalınmış veya gasbedilmiş bir aracın karıştığı kazada, işleten KTK md. 107 gereğince sorumlu tutulmadığını ispat ederse bedensel zararlar için güvence hesabına karşı dava açılabilir.

C- Güvence Hesabı Maddi Zararı Karşılar Mı?

Sigortacılık Kanunu md. 14/2’de gerekli görülen hallerde, eşyaya gelecek zararların kısmen veya tamamen güvence hesabı tarafından karşılanmasına Bakanlar Kurulu (Cumhurbaşkanı)’nun yetkili olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında Sigortacılık Kanunu md. 14/2-c gereğince zarardan sorumlu aracın sigortasını yapan şirketin mali bünye zaafiyetine uğraması durumunda maddi zararlar için de güvence hesabına gidilebilir. Dolayısıyla güvence hesabı bu durumlarda maddi zararları karşılar.

D- Güvence Hesabı Araç Değer Kaybı Davası

Kural olarak araç değer kaybından kaynaklı talepler için güvence hesabına karşı dava açılamaz. Ancak zarardan sorumlu aracın sigortasını yapan şirketin mali bünye zaafiyetine uğraması durumunda araç değer kaybı tazminatı için güvence hesabına gidilebilir.

E- Güvence Hesabı Teminat Limitleri

Güvence Hesabı Yönetmeliği md. 17 gereğince güvence hesabı, zorunlu sigorta teminatı sınırları içinde yaptığı ödemeler ile borcundan kurtulur. Zorunlu sigorta teminat tutarlarını aşan zararlar ise ancak zarara sebebiyet veren veya hukuken sorumlu olanlardan talep edilebilir.

F- Güvence Hesabına Karşı Davada Trafik Kazası Tespit Tutanağı

Trafik kazası tespit tutanağı, güvence hesabına karşı açılacak dava açısından önem taşır. Nitekim, sorumluların tespiti, zararın güvence hesabı tarafından karşılanacak zararlardan olup olmadığı, kusur oranı gibi hususlar temel olarak kaza tespit tutanağına göre tespit edilir. Bunun yanında güvence hesabının karşılayacağı zararlarda kaza tespit tutanağının genel olarak kolluk kuvveti veya zabıta tarafından düzenlenmesi aranmaktadır (konuya ilişkin yazı için tıklayınız).

G- Güvence Hesabına Karşı Davada Kusur Oranı

Güvence hesabına karşı açılacak davada kusur oranı talep edilecek tazminatın tutarını etkileyen en önemli unsurdur. Kusur oranının doğru bir şekilde belirlenmesi için ise kaza tespit tutanağı, tanık beyanları, mobese görüntüleri ve kamera kayıtlarından yararlanılabilir (konuya ilişkin yazı için tıklayınız).

H- Güvence Hesabına Başvuruda Sigorta Tahkim Komisyonu

Güvence Hesabı Yönetmeliği ek md. 2 gereğince güvence hesabından faydalanacak kişiler ile güvence hesabı arasında meydana gelecek sigorta hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar için Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulabilecektir (konuya ilişkin yazı için tıklayınız).

İ- Güvence Hesabına Karşı Dava Masrafları

Güvence hesabına karşı dava masrafları tercih edilen yargılama usulüne göre değişkenlik gösterir. Uyuşmazlığın Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru suretiyle çözülmesi durumunda yargılama masrafı olarak başvuru ücreti ve bilirkişi ücretleri, mahkeme eliyle çözülmesi durumunda ise dava harç ve masrafları ödenmektedir. Mahkeme eliyle çözülen davalarda yargılama masrafları nispeten yüksektir.

J- Güvence Hesabına Karşı Dava Görevli Mahkeme

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) md. 1483/1’de sigortacıların diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere faaliyet gösterdikleri dallarda zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları belirtilmiştir. TTK md. 4/1-a’da ise her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK’da öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. İlgili düzenlemelerden hareketle zorunlu mali mesuliyet sigortalarından doğan uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Güvence hesabının sorumluluğunun TTK md. 1483/1’den kaynaklandığı ve TTK’dan kaynaklanan davaların TTK md. 4/1-a uyarınca ticari dava sayıldığı gözetildiğinde güvence hesabına karşı açılan davada asliye ticaret mahkemesi görevli olacaktır.

Somut uyuşmazlıkta; davacı … zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan davalının işleteni ve sürücüsü olduğu aracın neden olduğu kazada yaralanan dava dışı kişiye ödediği ve dava dışı şahsa ait araçta ise çarpmanın etkisi ile oluşan hasardan doğan zararı da ödediği tazminatı, haksız fiilden sorumlu olan davalıdan rücuan talep etmektedir. Güvence Hesabının sorumluluğunun TTK’nın 1483/1. maddesinden kaynaklanmasına ve aynı Kanunun 4. maddesine göre TTK’dan kaynaklanan uyuşmazlıkların ticari dava sayılacağının açıkça belirtilmesine göre, uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.” (YARGITAY 5. HD. 2020/7592 E., 2020/9097 K., 03.11.2020 T.)

K- Güvence Hesabına Karşı Dava Şartı Arabuluculuk

TTK md. 5/A’da TTK md. 4’de belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak değerlendirilmiştir. Güvence Hesabı’na karşı açılacak dava da TTK md. 4 kapsamında ticari dava sayıldığından dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmalıdır.

L- Güvence Hesabı İcra Takibi ve İcra Takibine İtiraz

Dava açılmadan önce güvence hesabının sorumlu olduğu tutar belirlenerek ilamsız icra takibi yapılabilir. Ancak icra takibine karşı genel olarak itiraz edildiği için akabinde itirazın iptali davası açılması gerekir.

M- Güvence Hesabı Tarafından Ödeme Yapılması

Güvence Hesabı Yönetmeliği md. 14 gereğince güvence hesabı tarafından gerekli inceleme yapıldıktan sonra, tazminat miktarında ve hak sahiplerinde tereddüt bulunmadığı takdirde belirlenen miktar hak sahiplerine ödenmektedir.

N- Güvence Hesabından Tazminat Talep Edenlerin Çok Olması

Güvence Hesabı Yönetmeliği md. 18 gereğince aynı olayda zarar görenlerin tazminat giderleri, yürürlükteki zorunlu sigorta teminat tutarlarından fazlaysa zarar görenlerden her birinin güvence hesabına karşı yöneltebileceği talepler, teminat tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur. Güvence hesabı, başka tazminat taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin zarar görenlerden birine veya birkaçına kendilerine düşecek olandan daha fazla ödemede bulunursa, yaptığı ödeme çerçevesinde diğer zarar görenlere karşı da borcundan kurtulmuş sayılır.

O- Güvence Hesabından Talepte Bulunanların Zarar Sorumlusuna Karşı Dava Açması

Güvence Hesabı Yönetmeliği md. 19 gereğince güvence hesabından talepte bulunan hak sahipleri, zarar sorumlusuna karşı açtıkları davaları güvence hesabına bildirmek zorundadırlar. Güvence hesabı ise açılan davaların mahiyetine göre, yapacağı ödemeleri durdurabilir veya açılan davalara müdahil olarak katılabilir.

P- Ölümlü Trafik Kazasında Güvence Hesabına Karşı Dava

Motorlu bir aracın işletilmesi sırasında meydana gelen kazada ölüm meydana gelebilir. Kazanın güvence hesabının sorumlu olduğu bir kaza olduğu durumda ölenin destekleri Güvence Hesabına karşı destekten yoksun kalma tazminatı talepli dava açabilirler (konuya ilişkin yazı için tıklayınız).

Q- Güvence Hesabına Karşı Davada Cenaze Giderleri

Cenaze giderleri bedensel zarar kalemleri arasında olmadığından zarardan sorumlu aracın sigortasını yapan şirketin mali bünye zaafiyetine uğraması durumu hariç güvence hesabına gidilemez (konuya ilişkin yazı için tıklayınız).

R- Güvence Hesabı Rücu Davası

Güvence Hesabı Yönetmeliği md. 16 gereğince güvence hesabından yapılan ödemeler nedeniyle; zorunlu sigorta yaptırmayan veya geçerli teminat tutarları üzerinden zorunlu sigortaları yaptırmayan kişilere, sorumlunun sonradan belli olması halinde bu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine, zarardan sorumlu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine, yapılan ödemeler çerçevesinde yükümlü sigorta şirketine ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde rücû edilebilir (konuya ilişkin yazı için tıklayınız).

S- Güvence Hesabı Manevi Tazminatı Karşılar Mı?

Güvence hesabının karşıladığı zararlar arasında manevi tazminat bulunmaz. Bu sebeple manevi tazminat için diğer sorumlu kişilere karşı dava açılmalıdır (konuya ilişkin yazı için tıklayınız).

T- Güvence Hesabına Karşı Davada Hatır Taşımasının Etkisi

Trafik kazasında hatır taşıması, bir kimsenin ücretsiz olarak veya bir karşılık ya da yarar sağlanmadan taşınması durumudur. Bu durumda kaza meydana gelirse mahkeme tarafından hatır taşıması indirimi yapılır. Bu sebeple güvence hesabına karşı dava açılması durumunda bu hususa dikkat edilmelidir (konuya ilişkin yazı için tıklayınız).

U- Güvence Hesabına Karşı Davada Müterafik Kusurun Etkisi

Türk Borçlar Kanunu md. 52 gereğince zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Dolayısıyla güvence hesabına karşı dava açılması durumunda bu hususa da dikkat edilmelidir (konuya ilişkin yazı için tıklayınız).

V- Güvence Hesabı Dava Avukatı

Güvence hesabına karşı açılacak davada hem bedensel zararlar hem de güvence hesabının sorumluluğu doğru bir şekilde tespit edilmelidir. Zira, usuli veya esastan birçok ayrıntı güvence hesabından tahsil edilecek tazminat miktarını belirler. Bu sebeple sürecin konuya ilişkin bilgi ve tecrübeye sahip avukatlar tarafından yürütülmesinde fayda vardır.

W- Güvence Hesabından Tazminat Alanlar

Güvence hesabı, sorumluluğu gereğince her yıl binlerce kişiye ödeme yapmaktadır. Bu kapsamda güvence hesabından tazminat alanların sayısı da her geçen gün artmaktadır. Güvence hesabının sorumlu olduğu durumlardan haberdar olmayan kişiler ise tazminat talepleri hususunda muhatap bulamadıkları için bu tazminatlardan mahrum kalmaktadırlar. Dolayısıyla, bu yazı gibi toplum açısından bilgilendirici yazıların artmasının gerektiğini düşünmekteyiz.

Yazan: Av. Muhammet İkbal Karadaş

,

BİNA TAMAMLAMA SİGORTASI

BİNA TAMAMLAMA SİGORTASI TAZMİNATI

Bina tamamlama sigortası, Bina Tamamlama Sigortası Genel Şartları’nda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Yazımızda söz konusu genel şartlar kapsamında bina tamamlama sigortası teminat kapsamı, ek sözleşme ile teminat altına alınabilecek hususlar, teminat limiti, primin ödenmesi, sorumluluğun başlaması, tarafların hak ve yükümlülükleri, satıcıdan ek güvence istenilmesi, tüketicinin değişmesi, tazminat talebi, tazminat tutarı, ifa şekli, sona erme, rücu ve yetkili mahkeme hususları ayrıntılı bir şekilde incelenecektir.

A- BİNA TAMAMLAMA SİGORTASI TEMİNAT KAPSAMI

Bina tamamlama sigortası ile sigortacı 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamında ön ödemeli konut veya devre tatil satışlarında, rizikonun gerçekleşmesi durumunda, tüketicilere sigorta teminatı sağlar. Sigorta teminatı sağlanacak durumlar ise satıcının iflas etmesi, satıcının gerçek kişi olması durumunda mirasçıların mirası reddetmesi şartıyla ölümü veya satıcının sözleşmede taahhüt edilen teslim tarihini müteakip 12 ay içinde konutu veya devre tatili tamamlayamamasıdır.

B- EK SÖZLEŞME İLE TEMİNAT ALTINA ALINABİLECEK HUSUSLAR

Bina tamamlama sigortası ile sözleşmenin kat karşılığı yapılması halinde arsa sahibine ait menfaatler, proje kapsamında yer alan dükkân, ofis vb. ticari nitelikteki taşınmazlar, bunlarla sınırlı olmamak üzere, deprem, yanardağ püskürmesi, toprak kayması, fırtına, dolu, yıldırım, sel ve su baskını gibi doğal afetler nedeni ile projenin tamamlanamaması ve bağlı kredi ile alınan taşınmazlar için kredi verenin veya konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu ek sözleşmeyle teminat kapsamına alınabilir.

C- BİNA TAMAMLAMA SİGORTASI TEMİNAT LİMİTİ

Bina tamamlama sigortası ile sigortacı, ön ödemeli satışa konu proje için poliçe düzenleyerek satıcıya projenin ön ödemeli satışa konu kısmı için azami bir teminat limiti tahsis eder. Proje kapsamında, tüketicilere konut veya devre tatil satışı yapılmasından sonra ise konut veya devre tatil satış bedeli üst sınır olmak üzere her bir tüketici için müstakil teminat senetleri düzenler. Müstakil teminat senetlerinin toplamı sigortacı tarafından satıcıya tahsis edilen azami teminat limitini teşkil eder. Taşınmazın kısmen bağlı kredi ile alınması halinde ise kredi veren veya konut finansmanı kuruluşu tarafından sağlanan kredi tutarını aşan kısım teminat kapsamında kalır.

D- BİNA TAMAMLAMA SİGORTASINDA SORUMLULUĞUN BAŞLAMA TARİHİ

Bina tamamlama sigortasında sigorta primi, projedeki taşınmaz sayısı, proje süresi, proje bedeli, satıcının geçmiş faaliyetleri vb. hususlar göz önünde bulundurularak hesaplanır. Prim ödeme koşulları poliçede belirlenir. Satıcı; sigorta primini ve faturalanan diğer masrafları poliçede kararlaştırılan şekil ve zamanda öder. Prim ödeme borcunda temerrüde düşülmesi halinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri uygulanır. Sigortacının tüketicilere karşı sorumluluğu, teminat senedi düzenlendiği tarihten itibaren hüküm doğurmak üzere cayma hakkı süresinin sonunda başlar.

E- BİNA TAMAMLAMA SİGORTASINDA HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLER

1- POLİÇE DÜZENLENMEDEN ÖNCE HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLER

Bina tamamlama sigortasında satıcı, sigorta teminatı talep edilen projeye ve geçmiş projelerine ilişkin bilgileri, mali durumunu gösteren belgeleri ve kredi değerliliğine ilişkin bilgileri sigortacıya sunmalıdır.

2- POLİÇE DÜZENLENDİKTEN SONRA SATICININ HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Satıcı; nakdi veya gayri nakdi kredi ilişkilerini sigortacıya bildirmekle, sigortacıya bildirmeksizin üçüncü şahıslara aktifleri üzerinde şahsi ve ayni teminat vermemekle, sigorta teminatı verilmesi kararını etkileyebilecek ve poliçede bildirimde bulunulmasına ilişkin hüküm bulunan önemli ölçüdeki değişiklikleri sigortacıya bildirmekle, zararın meydana gelmesinin muhtemel olduğu hallerde sigortacıyı bilgilendirmekle, her ne ad adı altında yapılırsa yapılsın tüketicilerce yapılan ödemeleri, derhal sigortacıya bildirmekle, sigortacının talep etmesi halinde poliçede kararlaştırılan dönemlerde proje gelişimi ile ilgili bilgileri vermekle, projenin gelişimi konusunda sigortacı tarafından yapılabilecek her türlü araştırma ve incelemeye izin vermekle ve tüketicinin sözleşmeden cayması veya dönmesi halinde sigortacıya gecikmeksizin bildirimde bulunmakla yükümlüdür.

3- POLİÇE DÜZENLENDİKTEN SONRA SİGORTACININ HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Sigortacı; stratejik değişiklikler ile poliçede belirtilmesi kaydıyla, satıcının kredi değerliliği açısından önemli bulduğu konular ve satıcının faaliyetleriyle ilgili gelişmeler hakkında detaylı bilgi talep edebilir. Ayrıca satıcı için bir teminat hesabı tutar ve bu hesaba, her bir tüketici için düzenlenen teminat senedini düzenlendiği tarih itibariyle dâhil eder. Bunun yanında, poliçede kararlaştırılmışsa, teminat senedi düzenlenebilmesi amacıyla sözleşme akdedilmesinden önce taşınmaz satışı ve tüketici ile ilgili bilgileri satıcıdan talep edebilir. Poliçede kararlaştırılmışsa, gerekli ön değerlendirmeyi gerçekleştirerek, her bir tüketici için, satıcının talebi üzerine teminat senedi düzenler. Tüketicinin sözleşmeden cayması veya dönmesi halinde, bahse konu tüketici için düzenlenen teminat senedini iptal eder ve satıcının teminat hesabından düşer. Teminat senetlerini ve asgari içeriği Hazine Müsteşarlığınca belirlenen ve bu sigortaya ilişkin önemli hususları içeren formu tüketicilere iletir.

4- RİZİKO GERÇEKLEŞTİKTEN SONRA SATICININ HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLER

Bina tamamlama sigortasında satıcı, sigorta süresi içinde veya rizikonun gerçekleşmesi halinde, poliçeye göre sorumluluğunu gerektirecek bir olayı, haberdar olduğu andan itibaren beş gün içinde sigortacıya bildirmek, sigortacının talebi üzerine, olayın ve zararın nedeni ile hangi hal ve şartlar altında gerçekleştiğini ve sonuçlarının tespiti, tazminat yükümlülüğü ve miktarı ile rücu hakkının kullanılmasına yararlı, elde edilmesi mümkün bilgi ve belgeleri gecikmeksizin vermek, tüketicinin yaptığı ödemelerle ilgili olarak sigortacıya gerekli bilgi ve belgeleri sunmak ve sigorta konusu ile ilgili başka sigorta sözleşmesi varsa bunları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.

F- BİNA TAMAMLAMA SİGORTASINDA SATICIDAN EK GÜVENCE İSTENİLMESİ

Bina tamamlama sigortasında sigortacının talebi üzerine, satıcı; sigortacıya karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesi, sigortacıya yanlış beyanda bulunması, mali durumunun sigorta sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuş olduğunun tespit edilmesi veya poliçe düzenlenirken beyan ettiği proje planı aşamalarında toplam 6 aydan fazla gecikme olduğunun tespit edilmesi halinde, azami teminat limitini aşmayacak şekilde nakit, ipotek, banka teminat mektubu, kefalet sigortası poliçesi veya uygun görülecek başka bir güvence sunmakla yükümlüdür. Bunun yanında güvence talebinin alındığı tarihten, güvencenin fiilen sunulduğu veya mevcut bütün teminat senetlerinin tasfiye edildiği tarihe kadar olan dönem için ilave prim ödemekle yükümlüdür.

G- BİNA TAMAMLAMA SİGORTASINDA TÜKETİCİNİN DEĞİŞMESİ

Bina tamamlama sözleşmesine konu taşınmazın devir veya tesliminden önce sözleşmenin tarafı olan tüketicinin değişmesi halinde, poliçede kararlaştırılmışsa devralan tüketiciye ilişkin yapacağı değerlendirmeden sonra sigortacı, sorumluluğunun yeni tüketiciye karşı da devam etmesine karar verebilir. Satıcı, meydana gelen değişikliği, öğrendiği tarihten itibaren derhal sigortacıya bildirmelidir.

H- BİNA TAMAMLAMA SİGORTASINDA TAZMİNAT TALEBİ

Bina tamamlama sigortasında tazminat talebi, rizikonun gerçekleşmesini müteakip 6 ay içinde ve her halükârda, poliçede kararlaştırılmışsa, ek bildirim süresi içinde yapılmalıdır.

İ- BİNA TAMAMLAMA SİGORTASINDA TAZMİNAT TUTARI

Sigortacının, sigorta döneminde ödeyeceği tazminat tutarı, poliçede belirtilen azami teminat limiti ile sınırlıdır. Sigortacı bu sigorta sözleşmesi çerçevesinde üstlendiği yükümlülük uyarınca, riziko gerçekleştiğinde, tüketicilerce yapılan ödemeleri, anaparası teminat senedinde yer alan azami tutarı aşmamak üzere yasal faizi ile birlikte geri öder. Projede belirtilen taşınmaz sayısından daha fazla satış yapılmış olması halinde, teminat hesabında yer alan tüketicilere ifa ile sigortacı borcundan kurtulur.

J- BİNA TAMAMLAMA SİGORTASINDA TAZMİNATIN İFA ŞEKLİ

Sigortacı sigorta tazminatını, tüketici tarafından taşınmaza ilişkin hakların devri şartıyla nakden ödeyebilir. Sigortacı yapacağı değerlendirme sonucunda, poliçede kararlaştırılmış ise, ödeme yapmak yerine projenin tamamlanarak hak sahiplerine teslim edilmesine de karar verebilir. Bu durumda, yeni teslim tarihi yüklenicinin belirlenmesinden itibaren makul süreyi ve her halde 24 ayı geçemez. Sigortacı projeyi tamamlayacak müteahhidin seçilmesinde gerekli özeni göstermekle yükümlüdür.

K- BİNA TAMAMLAMA SİGORTASININ SONA ERMESİ

Taşınmazın tamamlanarak tüketicilere devir veya teslim edilmesiyle birlikte sigorta sözleşmesi sona erer. Sigortacının, düzenlemiş olduğu teminat senetlerinden kaynaklanan sorumluluğu, sözleşme konusu taşınmazın devir veya tesliminden itibaren, herhangi bir işleme gerek olmaksızın sona erer. Satıcı, taşınmazın tüketiciye teslim edildiğini derhal sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.

Sigortacı, satıcının  yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya sigortacıya yanlış beyanda bulunması, satıcının sigortacı tarafından talep edilen güvenceyi sunamaması; sigortacıya verilen güvencenin, yetersiz kalması, hükümsüz veya değersiz hale gelmesi sigorta sözleşmesini derhal hüküm doğuracak şekilde sona erdirebilir veya satıcıdan ek güvence ya da ek prim talep edebilir.

Sigorta sözleşmesinin bu nedenler ya da başka bir nedenle sona erdirilmesi halinde, sigortacı durumu Gümrük ve Ticaret Bakanlığına ve adına teminat senedi düzenlenmiş kişilere 5 iş günü içinde bildirir.

L- BİNA TAMAMLAMA SİGORTASINDA RÜCU

Satıcı, sigortacının ödediği tazminat tutarını tamamen veya kısmen geri almak için taşınmaza ilişkin haklar dahil olmak üzere yararlanabileceği diğer talep imkânlarından bağımsız olarak, düzenlemiş olduğu bina tamamlama poliçesi ile ilgili ödediği tutarı, masraflar ve kanuni temerrüt faizinden yüksek olmamak kaydıyla sigortacı ve satıcının yapacakları sözleşmede anlaşacakları temerrüt faizi ile birlikte sigortacıya geri öder. Satıcı ise sigortacıya karşı sahip olduğu alacakları, bu alacaklar çekişmesiz veya yasal olarak kesinleşmişse, sigortacının rücu yoluyla talep ettiği tutarlar ile takas edebilir.

M- BİNA TAMAMLAMA SÖZLEŞMESİNDE YETKİLİ MAHKEME

Bina tamamlama sözleşmesinden doğan anlaşmazlıklar nedeniyle sigortacı aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, sigorta şirketinin merkezinin veya sigorta sözleşmesine aracılık yapan acentenin bulunduğu yerdeki ticaret davalarına bakmakla görevli mahkemedir. Satıcı aleyhine açılacak davalarda ise davalının bulunduğu yerdeki ticaret davalarına bakmakla görevli mahkemedir.

İlgili konular için bkz.

https://www.hkavukatlik.com/sigorta-policesine-itiraz/

https://www.hkavukatlik.com/bitkisel-urun-sigortasinda-muafiyet/

https://www.hkavukatlik.com/sigorta-tahkim-komisyonunun-manevi-tazminati-inceleme-yetkisi/

https://www.hkavukatlik.com/sigorta-tahkim-komisyonu-parasal-sinirlar/

,

SİGORTA POLİÇESİNE İTİRAZ

SİGORTA POLİÇESİNE İTİRAZ USULÜ

Sigorta poliçesine itiraz, sigortacının aydınlatma açıklamasını süresinde vermemesi durumunda sigorta ettiren tarafından yapılacak itirazdır. Bu kapsamda sigortacı veya acentesinin süresinde aydınlatma açıklaması vermemesi hâlinde sigorta ettiren, on dört gün içinde sigorta poliçesine itiraz edebilir. İtiraz edilmemesi durumunda sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur.

Uygulamada, sigorta şirketleri ve acenteleri tarafından aydınlatma açıklamasının verilmediği ve sigorta ettirenin sözleşmedeki muafiyetlerden riziko ortaya çıktıktan sonra haberdar olduğu görülmektedir. Bu sebeple konunun daha iyi anlaşılması adına sigorta sözleşmesinde tarafların yükümlülükleri, sigorta sözleşmesinde sigortacının aydınlatma yükümlülüğü, aydınlatma yükümlülüğünün süresi, aydınlatma yükümlülüğünün ihlali, aydınlatma yükümlülüğüne uyulduğunun ispatı ve sigorta poliçesine itiraz edilmemesi hususları aşağıda ayrıntılı bir şekilde incelenecektir.

A- SİGORTA SÖZLEŞMESİNDE TARAFLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

1- SİGORTA SÖZLEŞMESİNDE SİGORTA ETTİRENİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Sigorta sözleşmesi kapsamında sigortacı ve sigorta ettirenin bazı yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu kapsamda sigorta ettirenin; prim ödeme, doğru beyanda bulunma, rizikoyu bildirme, ağırlaşan rizikoyu bildirme, rizikodan sonra zararı azaltma ve kurtarma yükümlülüğü bulunmaktadır. Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olduğundan sigorta ettirenin sözleşme kurulması aşamasında sigortacıyı aydınlatma yükümlülüğü de bulunmaktadır.

2- SİGORTA SÖZLEŞMESİNDE SİGORTACININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Sigorta sözleşmesi kapsamında sigortacının ise poliçe verme ve riziko gerçekleştiğinde sigorta tazminatı ya da bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olduğundan sigortacı açısından da aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır.

B- SİGORTA SÖZLEŞMESİNDE SİGORTACININ AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

1- SİGORTA SÖZLEŞMESİNDE SİGORTACININ AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN KAPSAMI

Türk Ticaret Kanunu (TTK) md. 1423’te sigortacının aydınlatma yükümlülüğü düzenlenmiştir. Buna göre sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar.

2- SİGORTA SÖZLEŞMESİNDE SİGORTACININ AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN SÜRESİ

Sigortacı veya acentesi tarafından sigorta ettirene aydınlatma açıklaması on dört gün içerisinde verilmelidir.

3- SİGORTACI TARAFINDAN AYDINLATMA AÇIKLAMASI VERİLDİĞİNİN İSPATI

Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir. Dolayısıyla sigortacı bu durumu ispat etmeli, aydınlatma açıklamasının verilmediğinin sigorta ettiren tarafından ispat edilmesi ise beklenmemelidir.

4- SİGORTACININ AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNE UYMAMASI

Sigorta sözleşmesinde aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına on dört gün içinde itiraz edebilir. Söz konusu sürede itiraz edilmemesi durumunda ise sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur.

C- SİGORTA ETTİRENİN SİGORTA POLİÇESİNE İTİRAZ ETMEMESİ

Sigorta ettirenin on dört günlük yasal süre içerisinde sigorta poliçesine itiraz etmemesi ve cayma hakkını kullanmaması durumunda sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış sayılır. Poliçede bazı rizikolar kapsam dışında bırakılmış veya belirli bir muafiyet süresi öngörülmüş olsa da süresinde itiraz edilmemesi bu şartların geçerli kabul edilmesine sebep olur. Bu durumda sigorta ettiren sigorta tazminatının ödenmesini talep edemez.

Sigortacının aydınlatma yükümlülüğüne uyduğu ise poliçenin sigorta ettirenin e-posta adresine gönderilmesi, bilgilendirme formunun sigortacıdan istenmesi veya bilgilendirme formuna sigorta şirketinin internet sitesinden ulaşılabilmesi gerekçe gösterilmektedir. Tüm bunlara rağmen sigortacı veya acentesi tarafından eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunulduğu tespit edilirse poliçede kapsam dışında bırakılan bazı rizikolar için de sigorta tazminatı talep edilebilir.

“Somut olayda; davacı ile davalı sigortalı arasında telefon görüşmesi yoluyla hayat sigortası sözleşmesi kurulmuş ve davacının isteği üzerine e-posta adresine gönderilen poliçede; poliçe başlangıç tarihinden itibaren ilk 90 gün içinde ortaya çıkan tehlikeli hastalıklar ve ameliyatların teminat kapsamı dışında olduğu, tehlikeli hastalıklar teminatı yönünden, tehlikeli hastalığın kapsamı ve uygulanmasına ilişkin ek özel şartlar çerçevesinde işlem yapılacağı, tehlikeli hastalıklar ek teminatı kapsamına giren sağlık risklerinin; kanser, organ nakli, böbrek yetmezliği, körlük, multiple skleroz olduğu, hayat sigortaları bilgilendirme formunun sigortacıdan istenip, dikkatlice okunması gerektiği, bilgilendirme formuna www. avivasa.com.tr adresinden ulaşılabileceği düzenlenmiştir.

Temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi Daire kararında her ne kadar; poliçe ile davacının yakalanması muhtemel tehlikeli hastalıkları ve vefatının teminat altına alındığı, davacının poliçe düzenlendikten 3 gün sonra 19/09/2013 tarihinde kalp krizi geçirdiği ve ameliyat olduğu, koroner arter hastalığı nedeniyle davacının geçirdiği kalp krizinin yaşamsal tehlike oluşturabilecek ve ölümle sonuçlanabilecek tehlikeli hastalık olması nedeniyle poliçe teminatı kapsamında olduğu, davalı sigorta görevlilerince kalp krizi hastalığının teminat kapsamında olduğunun belirtildiği, davalının davacının geçirmiş olduğu koroner arter hastalığının teminat kapsamında olmadığı yönündeki iddiasının doğru olmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre poliçe düzenlendiği sırada davacının bunu bilmesinin mümkün olmadığı, davalıya eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunmadığı, davalının bilirkişi raporuna karşı itirazlarının mahkemece değerlendirildiği, poliçenin 4. maddesinde belirtilen poliçe başlangıç tarihinden itibaren ilk (90) gün içinde ortaya çıkan tehlikeli hastalıklar ve ameliyatlar teminat kapsamı dışında bırakılmış ise de; Poliçenin 5. maddesinde bunların sınırlı sayıda kanser, organ nakli, böbrek yetmezliği, körlük ve multiple skleroz olarak belirtildiği, koroner arter hastalığı ve buna bağlı gelişen kalp krizinin bu kapsamda olmadığı dolayısıyla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, davaya konu poliçe, sözleşmenin kurulmasından sonra, elektronik ortamda davacıya gönderilmiş olup, koroner arter hastalığı poliçe kapsamında sayılan tehlikeli hastalıklar arasında yer almamaktadır. Davacı 6102 sayılı TTK ve 4077 sayılı TKHK nun yukarıda anılan hükümlerine göre yasal süresi içinde poliçeye itiraz etmediğine ve cayma hakkını da kullanmadığına göre; sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla yapılmış olduğunun kabulü gerekirken, koroner arter hastalığı ve buna bağlı gelişen kalp krizinin 90 günlük muafiyet süresi kapsamında olmadığından ve ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve karar bozmayı gerektirmiştir.” (YARGITAY 17. HD. 2018/1213 E., 2020/1723 K., 19.02.2020 T.)

D- GENEL BİLGİ

POLİÇE İPTAL

Poliçe iptal hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

POLİÇE İPTAL DİLEKÇE ÖRNEĞİ

Poliçe iptal dilekçe örneği hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA POLİÇESİ İPTAL DİLEKÇESİ

Sigorta poliçesi iptal dilekçesi hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

POLİÇE İPTAL ETTİRME

Poliçe iptal ettirme hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KASKO POLİÇESİ İPTALİ

Kasko poliçesi iptali hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

POLİÇE İTİRAZ NASIL YAPILIR

Poliçe itiraz nasıl yapılır hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA POLİÇESİNİN İPTALİ

Sigorta poliçesinin iptali hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA POLİÇESİ İPTAL ETME

Sigorta poliçesi iptal etme hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KASKO POLİÇESİ İTİRAZ DİLEKÇESİ

Kasko poliçesi iptal dilekçesi hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA POLİÇESİ NASIL İPTAL EDİLİR

Sigorta poliçesi nasıl iptal edilir hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KASKO POLİÇESİ NASIL İPTAL EDİLİR

Kasko poliçesi nasıl iptal edilir hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA POLİÇESİNİN SÜRESİNDEN ÖNCE İPTALİ

Sigorta poliçesinin süresinden önce iptali hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KASKO POLİÇESİNİN SÜRESİNDEN ÖNCE İPTALİ

Kasko poliçesinin süresinden önce iptali hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

İlgili konular için bkz.

https://www.hkavukatlik.com/sigorta-tahkim-komisyonunun-manevi-tazminati-inceleme-yetkisi/

https://www.hkavukatlik.com/sigorta-tahkim-komisyonu-parasal-sinirlar/

https://www.hkavukatlik.com/trafik-kazasi-tespit-tutanagi/

Yazan: Av. Muhammet İkbal KARADAŞ

,

TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK

TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK ANKARA AVUKAT

Trafik kazasında olay yerini terk durumunda kasko şirketleri zararları karşılamamakta ve bu durum mağduriyetlere sebep olmaktadır. Uygulamada sıklıkla tartışılan bu konunun ayrıntılı bir şekilde incelenmesinde fayda vardır. Aşağıda öncelikle, kasko sigortasında teminatın kapsamı ve teminat dışında kalan haller açıklanacaktır. Daha sonra kaza sonrasında olay yerini terk sebebiyle rizikonun teminat dışında kalması ve bunun ispatı incelenecektir. Son olarak ise can güvenliği, değerli eşyanın güvenli bir yere taşınması, korku, panik, arbede yaşanabileceği düşüncesi ve yaralanma sebebiyle trafik kazasında olay yerini terk durumları yargı kararları eşliğinde ayrı ayrı açıklanacaktır.

A- KASKO SİGORTASINDA TEMİNATIN KAPSAMI

Kasko sigortasında teminatın kapsamı, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları (KSGŞ) md. A/1’de düzenlenmiştir. İlgili düzenlemeye göre aracın motorlu, motorsuz araçlarla çarpışması, gerek hareket gerek durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar, üçüncü kişilerin kötü niyet veya muziplikle yaptıkları hareketler ile fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, aracın veya araç parçalarının çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi durumunda oluşan zararlar teminat kapsamındadır.

B- KASKO SİGORTASINDA TEMİNAT DIŞINDA KALAN ZARARLAR

KSGŞ md. A.5.’te teminat dışında kalan zararlar sayılmıştır. Burada sayılan durumlarda oluşan zararlar kasko teminatı dışında kalır ve kasko şirketleri tarafından karşılanmaz.

C- TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK SEBEBİYLE ZARARIN KARŞILANMAMASI

KSGŞ md. A/5-10’da tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bendlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması durumunda oluşan zararların kasko teminatı dışında olduğu düzenlenmiştir.

KSGŞ md. A/5-4’te ise poliçede gösterilen aracın, ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların kasko teminatı dışında olduğu ifade edilmiştir.

KSGŞ md. A/5-5’te ise aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararların kasko teminatı dışında olduğu ifade edilmiştir.

Dolayısıyla sürücü, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme veya can güvenliği gibi zorunluluklar sebebiyle trafik kazasında olay yerini terk edebilir. Aracın gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması veya uyuşturucu madde ve alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması nedeniyle sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için trafik kazasında olay yerini terk etmesi durumunda ise oluşan zararlar kasko teminatı dışında kalır.

D- TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK AÇISINDAN İYİNİYETLE HAREKET ETME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Sigorta sözleşmeleri taraflar arasındaki güven ve iyi niyet esasına dayanır. Sözleşmenin tarafları, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyi niyetle hareket etmelidirler. Dolayısıyla riziko gerçekleştikten sonra doğru ihbar yükümlülüğü bulunan sigortalının olay yerini iyi niyetli olarak terk edip etmediği önemle incelenmelidir.

“Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin gözönünde tutulması gerekir.” (YARGITAY 17. HD. 2019/5208 E., 2020/7786 K., 30.11.2020 T.)

E- TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK İSPATI

Trafik kazasında olay yerini terk sebebiyle rizikonun teminat dışında kaldığı sigortacı tarafından ispatlanmalıdır. Ancak olay sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşir ve kazanın oluş şekli teminat dışında kalan hallerden ise ispat yükü yer değiştirir. Bir diğer ifadeyle sigortalı, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde teminat dışında kalan bir hususu teminat içindeymiş gibi ihbar ederse ispat yükü yer değiştirir. Bu durumda ise oluşan rizikonun teminat içinde kaldığı sigortalı tarafından ispat edilmelidir.

“Davaya konu olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK‘nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları’nın A.5. maddesi ve TTK 1446/2. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.” (YARGITAY 17. HD. 2019/5208 E., 2020/7786 K., 30.11.2020 T.)

F- TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK SOMUT DELİLLERLE İSPAT

Trafik kazasında olay yerini terk durumunda zararın teminat dışında olduğu kural olarak sigortacı tarafından ispat edilmelidir. Sigortacı ise yalnızca haklı sebep bulunmamasına rağmen olay yerini terk eden sürücünün alkollü olduğu varsayımına dayanamaz. Bunun yanında sürücü değişikliği ya da alkollü araç kullanımının ispatına yarar delil getirmelidir. Bir diğer ifadeyle oluşun farklı olduğu ve teminat dışında kalan hallerden olduğu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlanmalıdır. Ayrıca, sürücü değişikliği yapıldığı hususu sabit olsa bile bu tek başına doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmeme veya sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içindeymiş gibi ihbar etme anlamına gelmez. Dolayısıyla bu durumda ispat külfeti yer değiştirmez.

“…(İ)spat yükü üzerinde bulunan davalı kasko şirketi, aldıkları araştırma raporunda yer bulan, sürücünün haklı sebep olmadığı halde olay yerini terk etmiş olmasının alkollü olduğu ihtimalini akla getirdiği varsayımına dayanmış; bunun dışında sürücü değişikliği ya da alkollü sevki ispata yarar delil getirememiştir. Davalı sigortacının oluşun farklı olduğu ve teminat dışında kalan hallerden olduğunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Dosya kapsamına göre kazada davacı tarafın sürücü değişikliği yaptığı hususunun sabit olmadığı, kaldı ki bu husus sabit olsa bile, bunun tek başına doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmeme veya sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar etme anlamına gelmeyeceği ve dolayısıyla ispat külfetinin de yer değiştirmeyeceği açıktır.” (YARGITAY 17. HD. 2016/5095 E., 2016/7154 K., 13.06.2016 T.)

G- TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK SÜRÜCÜ DEĞİŞİKLİĞİNİN İSPATI

Trafik kazasında sürücü değişikliği yapıldığı hususu sabit olsa bile bu tek başına doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmeme olarak değerlendirilmez. Sigortacı, sürücü değişikliğini ve zararın teminat dışında kaldığını somut delillerle ispatlamalıdır. Dolayısıyla sigorta teminatı dışında kalan bir hususun sanki riziko teminatı içindeymiş gibi ihbar edildiği somut delillerle ispatlanmadığı sürece zarar karşılanmalıdır.

“Yukarıda anılan Kanun hükümleri gereği ispat yükü üzerinde bulunan davalı kasko şirketi, aldıkları araştırma raporundaki tespitlere ve özellikle karşı araç sürücüsü ……’in yazılı beyanına dayanarak olayda sürücü değişikliği yapıldığı iddiasında bulunmakta; bunun dışında ispata yarar delil getirememektedir. Davalı sigortacının oluşun farklı olduğu ve teminat dışında kalan hallerden olduğunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Dosya kapsamına göre kazada davacı tarafın sürücü değişikliği yaptığı hususunun sabit olmadığı, kaldı ki bu husus sabit olsa bile, bunun tek başına doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmeme veya sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar etme anlamına gelmeyeceği ve dolayısıyla ispat külfetinin de yer değiştirmeyeceği açıktır.” (YARGITAY 17. HD. 2015/8439 E., 2015/14637 K., 21.12.2015 T.)

H- CAN GÜVENLİĞİ NEDENİYLE TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK

Can güvenliği gibi zorunluluklar hallerinde trafik kazasında olay yeri terk edilebilir. Ancak can güvenliği nedeniyle olay yerinden ayrılma durumunda en kısa sürede ilgili kolluk birimine başvurulmalıdır. Başvuru yapılmadığı ve kolluk birimlerinin kazayı tespit ettiği durumlarda haklı sebeple olay yerini terkin ötesine geçen bir durumun bulunduğu kabul edilir. Bu durumda kaza anında sürücünün alkollü olmadığı sigortalı tarafından ispat edilmelidir.

“Yukarıda anılan kanun ve sigorta genel şartları gereği, kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü, davalı sigortacıda bulunsa da; somut olayın özellikleri ve bilhassa davacı ait olduğu ve aynı zamanda sürücünün olduğu savunulan…’ın, can güvenliği nedeniyle olay yerinden ayrılmak zorunda kalmış olsa dahi en kısa sürede ilgili kolluk birimine başvurması gerekirken bunu yapmadığı, kolluk birimleri tarafından araç tespit edildiği, kazanın oluş biçimi gözetildiğinde; haklı sebeple olay yerini terkin ötesine geçen bir durum bulunduğu ve sürücünün kaza anında alkollü olmadığını ispat yükünün, davacı sigortalıya geçtiğini kabulünün zorunlu olduğu açıktır.” (YARGITAY 17. HD. 2016/9594 E., 2019/4109 K., 04.04.2019 T.)

İ- DEĞERLİ EŞYANIN GÜVENLİ BİR YERE TAŞINMASI NEDENİYLE TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK

Değerli eşyanın güvenli bir yere taşınması KSGŞ kapsamında zorunlu hal olarak kabul edilmez. Bu sebeple ispat yükü yer değiştirir ve zararın teminat kapsamında olduğu sigortalı tarafından ispat edilir. Dolayısıyla değerli eşyaların güvenli bir yere taşınması için olay yerini terk hayatın olağan akışına ve iyi niyet kurallarına uygun olur ve sigortalı bunu ispat ederse zararı karşılanır.

“Yerel mahkemece her ne kadar; davacı …’in hayatın olağan akışı ve iyi niyet kurallarını ihlal etmediği, bu nedenle zararın teminat kapsamında kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; gece saat 3.30 da meydana gelen kaza, tek taraflı olup, davacı yaralanmadığına ve dava dışı başka bir araca veya kişiye çarparak zarar verilmediğine göre; araç sürücüsünün korku, kaygı ya da panik yaşamasını gerektirir bir durumun varlığından da söz edilemeyeceği gibi, sürücünün yaralanmadığı da göz önüne alındığında, değerli eşyanın güvenli bir yere taşınması, KSGŞ’nın A.5.10. maddesi anlamında zorunlu hal değildir. Bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiğinin kabulü gereklidir.” (YARGITAY 17. HD. 2019/2942 E., 2020/3941 K., 24.06.2020 T.)

J- TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK ALKOL ÖLÇÜMÜNÜN GEÇ YAPILMASI

Trafik kazasında olay yerini terk sebebiyle alkol ölçümünün geç yapılması tek başına zararı teminat dışında bırakmaz. Bu durumda aracın alkollü sevk edilmiş olduğu sigortacı tarafından ispat edilmelidir. Ancak bu durum soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır.

“…(İ)spat yükü üzerinde bulunan davalı kasko şirketinin, davacı sürücünün olay yerini terk etmesi ve alkol ölçümünü geç yaptırması nedeniyle, aracın alkollü sevk edilmiş olabileceği varsayımına dayanmakta ise de; bu iddiasını ispata yarar delil getirememektedir. Davalı sigortacının oluşun farklı olduğu ve teminat dışında kalan hallerden olduğunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlaması gerekmektedir.” (YARGITAY 17. HD. 2015/10780 E., 2016/3872 K., 28.03.2016 T.)

K- KORKU VE PANİK SEBEBİYLE TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK

Korku ve panik sebebiyle trafik kazasında olay yerini terk KSGŞ md. A.5.10 anlamında zorunlu hal değildir. Korku ve panik zorunlu hal olmadığından ispat yükü yer değiştirir ve sigortalıya geçer. Dolayısıyla, korku ve panik sebebiyle trafik kazasında olay yerini terk eden sürücünün bu durumu somut delillerle ispatlaması gerekir.

“…(S)omut olayda kaza, tek taraflı olup, davacıya araç ile dava dışı başka bir araca veya kişiye çarparak zarar verilmediğine göre araç sürücüsünün korku, kaygı panik yaşamasını gerektirir bir durumun varlığından da söz edilemez. Mahkemenin kabulünde olan “sigortalının evinin kaza yerine 50 metre mesafede olması ve olayın şokunu atmak, rahatlamak için eve gitmesi” durumu da, araç sürücüsünün, davacının eşi K4 olduğu kabul edilse dahi, sürücünün yaralanmadığı da göz önüne alındığında KSGŞ’nın A.5.10. maddesi anlamında zorunlu hal değildir. Bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiğinin kabulü gereklidir.” (YARGITAY 17. HD. 2017/3063 E., 2019/10651 K., 14.11.2019 T.)

L- ARBEDE YAŞANABİLECEĞİ DÜŞÜNCESİYLE TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK

Trafik kazası sonrasında arbede yaşanabileceği düşünülerek olay yerini terk KSGŞ md. A.5.10. anlamında zorunlu haller arasında sayılmamıştır. Bu sebeple, kaza anında araç sürücüsünün alkollü olmadığı ve zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığı sigortalı tarafından ispat edilmelidir.

“Somut olaya bakıldığında; 04/08/2013 tarihinde saat 20:45’de trafik kazasının meydana geldiği; davacının oğlu sürücü Çağlar Karakaya karşı araca doğru gitmek için yöneldiğini, şahısların kalabalık olduğunu görünce olay yerinde herhangi bir arbedenin yaşanabileceğini düşündüğünü ve aracı olay yerinde bırakarak Manavgat istikametine doğru yöneldiğini, araç üzerinde anahtarını ve kimliklerini bıraktığını, olay yerinden 100-150 metre uzaklıktaki lastikçi işletmesine girdiğini, elini yüzünü yıkadıktan sonra 2-3 saat yürüyerek Manavgat’taki evine geldiği yönündeki beyanı ve sürücünün yaralanmadığı da göz önüne alındığında KSGŞ’nın A.5.10. maddesi anlamında zorunlu hal değildir.” (YARGITAY 17. HD. 2020/2731 E., 2021/2514 K., 10.03.2021 T.)

M- YARALANMA SEBEBİYLE TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNİ TERK

Yaralanma durumunda kişinin hastaneye gitmek için olay yerini terk etmesi gerekir. Sürücünün yaralandığı, terkin haklı sebebe dayandığı ve sürücünün alkollü olmadığı yargılama sırasında sağlık raporu ile teyit edilir. Sigorta şirketi ise rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak bildirdiğini ispat etmelidir. Rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti üzerinde bulunan sigortacı bunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır.

“Yukarıda özetlenen dosya kapsamına göre kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana geldiği, davacının yaralanması nedeniyle hastaneye gitmek için olay yerini terk ettiği, terkin haklı sebebe dayandığı davacının trafik kazasında yaralandığının ve alkollü olmadığının sağlık raporu ile teyit edildiği sabit olduğu gibi davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirdiği de ispatlanamamıştır. Bu durum karşısında, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmakta olup, sigortacı bunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır.” (YARGITAY 17. HD. 2010/8931 E., 2011/2321 K., 17.03.2011 T.)

N- GENEL BİLGİ

OLAY YERİNİ TERK ETMENİN CEZASI NEDİR

Olay yerini terk etmenin cezası nedir hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

OLAY YERİNİ TERK RÜCU SEBEBİ DEĞİLDİR

Olay yerini terk rücu sebebi değildir hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

OLAY YERİNİ TERK ETMEK TEMİNAT DIŞI HAL DEĞİLDİR

Olay yerini terk etmek teminat dışı hal değildir hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

OLAY YERİNİ TERK RÜCU KAPSAMI

Olay yerini terk rücu kapsamı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

OLAY YERİ TERK SİGORTA KARŞILAR MI?

Olay yeri terk sigorta karşılar mı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

TRAFİKTE KAZA YAPIP KAZA YERİNİ TERK ETME

Trafikte kaza yapıp kaza yerini terk etme hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KAZA YERİNİ TERK EDEN SÜRÜCÜYE KARŞI DAVA

Kaza yerini terk eden sürücüye karşı dava hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

TRAFİK KAZASI YAPINCA KAÇMANIN CEZASI NEDİR?

Trafik kazası yapınca kaçmanın cezası nedir hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

MADDİ HASARLI TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİ TERK

Maddi hasarlı trafik kazasında olay yeri terk hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

TRAFİKTE VURUP KAÇMANIN CEZASI

Trafikte vurup kaçmanın cezası hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SÜRÜCÜNÜN OLAY YERİNİ TERK ETMESİ

Sürücünün olay yerini terk etmesi hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

TRAFİK KAZASINDA OLAY YERİNDEN KAÇMAK

Trafik kazasında olay yerinden kaçmak hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

OLAY YERİ TERK AĞIR KUSUR MU?

Olay yeri terk ağır kusur mu hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

İlgili konular için bkz.

https://www.hkavukatlik.com/trafik-kazasi-tespit-tutanagi/

https://www.hkavukatlik.com/trafik-kazasinda-asli-kusur/

https://www.hkavukatlik.com/alkollu-trafik-kazasinda-rucu/

Yazan Av. Muhammet İkbal KARADAŞ

,

KALP KRİZİ SONUCU İŞ KAZASI

KALP KRİZİ SONUCU İŞ KAZASI TAZMİNATI

Kalp krizi sonucu iş kazası, uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir konudur. Bu sebeple, iş yerinde kalp krizi geçirilmesi, işyerinde kalp krizinin nedenleri, kalp krizinin işyerinde gerçekleşmesinin gerekip gerekmediği, kalp krizi geçirilmesinde yapılan işin etkisi, kalp krizinde kusurun belirlenmesi, kalp krizi sonucu iş kazası illiyet bağı, kalp krizi sonucu iş kazası bilirkişi incelemesi ve kalp krizi geçiren işçinin diğer hakları aşağıda ayrıntılı bir şekilde tanımlanabilir.

A- KALP KRİZİ SONUCU İŞ KAZASI NEDİR?

İş kazası Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda (SSGSSK) tanımlanmasa da bir kazanın hangi durumlarda sosyal güvenlik hukuku anlamında iş kazası sayılacağı SSGSSK md. 13’de düzenlenmiştir. İlgili düzenlemeye göre kazanın iş kazası olarak değerlendirilmesi için işçinin işyerinde bulunduğu veya işverene ait işin görülmesi sırasında yaşanması gerekir. Buradan hareketle kalp krizi sonucu iş kazası, işçinin işyerinde bulunduğu veya işverene ait işin görülmesi sırasında kalp krizi suretiyle oluşan iş kazası olarak değerlendirilebilir.

B- İŞYERİNDE KALP KRİZİNİN NEDENLERİ NELERDİR?

İş yerinde kalp krizinin nedenleri farklılık gösterir. İş yerinde kalp krizi geçirilmesine yol açan nedenlerin başlıcaları yüksek tansiyon, şeker hastalığı, ilerleyen yaş ve stres olarak sayılabilir. Zira ilerleyen yaşa rağmen çalışmaya devam edilmesinin ve içinde bulunulan zorlu ve stresli çalışma koşullarının kalp krizini tetiklediği bilinmektedir. Tüm bunlar değerlendirildiğinde, iş kazasının işçinin çalışma koşullarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı dikkatle incelenmelidir.

C- KALP KRİZİ SONUCU İŞ KAZASI İŞ SIRASINDA MI GERÇEKLEŞMELİDİR?

Kalp krizi sonucu iş kazası, işverene ait işin görülmesi sırasında gerçekleşmelidir. İşin görülmesi sırasında kalp krizi geçiren işçiye daha sonra hastanede müdahale edilmesi ve anjiyo yapılması ise bu durumu değiştirmez. Kalp krizinin işin görülmesi sırasında gerçekleştiği ise tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. Ancak bu durumun kardiyoloji uzmanı bilirkişi tarafından doğrulanması gerekir. Bilirkişi raporunda bu durumun doğrulanması neticesinde mahkeme tarafından olay kaza kalp krizi sonucu iş kazası olarak değerlendirilecektir.

“Somut olayda davacının usta gemici olarak davalı şirkete ait gemide çalıştığı ve adına 2013/8 ila 2014/7. dönemler arasında sigorta primlerinin yatırıldığı, gemide çalışırken davacının rahatsızlandığı ve kalp krizi geçirdiği, gemi kaptanı tarafından doldurulan denizci sağlık raporunda rahatsızlığın başladığı tarihin 29/04/2014 olarak yazıldığı, geminin …. limanına yanaştığı ve “Groupe …” hastanesine 05/05/2014 tarihinde giriş yapıldığı, kalp krizi şüphesiyle acil müdahalede bulunulduğu ve 06/05/2014 tarihinde kalp anjiyosu uygulandığı, tıkalı olan kalp damarlarına balon uygulandığı ve stent takıldığı, daha sonra davacının Türkiye’ye gönderildiği, yargılama aşamasında ve SGK tahkikatı sırasında dinlenilen tanıkların iş kazasını doğruladığı ve yine yargılama aşamasında alınan kardiyoloji uzmanı bilirkişi raporunda olayın iş kazası olarak değerlendirildiği anlaşılmakla, yukarıdaki mevzuat kapsamında iş yerinde meydana gelen kalp krizinin iş kazası olarak kabulü isabetlidir.” YARGITAY 10. H.D. E.2020/6715, K. 2020/6531, T.16.11.2020

D- KALP KRİZİ SONUCU İŞ KAZASI HUSUSUNDA YAPILAN İŞİN ETKİSİ

Kalp krizi geçirilmesinde yapılan işin etkisi, kalp krizi sonucu iş kazası değerlendirmesinde önem arz eder. Bu sebeple ilk olarak, işçiye bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı incelenmelidir. Akabinde işçinin rutin dışında bir gerginlik ve strese maruz kalıp kalmadığı ve ne kadar süredir çalıştırıldığı gibi unsurlar incelenmelidir. Sonuç olarak yapılan iş kalp krizi geçirilmesini tetikleyici etki doğurduysa kaza kalp krizi sonucu iş kazası olarak değerlendirilir.

“…mahkemece yapılacak iş, sigortalının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği, olay günü sigortalının ne kadar süre çalıştırıldığı ve ölüm olayının ne şekilde meydana geldiği gözetilerek…,oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.” YARGITAY 10. H.D. E.2020/7594 K. 2020/6449 T. 12.11.2020

E- KALP KRİZİ SONUCU İŞ KAZASI KUSUR TESPİTİ

Kalp krizi sonucu iş kazası kusur tespitinde, işverenin ve işçinin iş ilişkisinden kaynaklanan yükümlülükleri üzerinden hareket edilmelidir. İşverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlama ile araçları eksiksiz bulundurma yükümlülüğü bulunmaktadır. İşverenin, iş güvenliği önlemlerine aykırı davranışı veya ihmali ise kusurlu kabul edilmesine yol açacaktır. Bunun için kalp krizi geçiren işçinin periyodik sağlık muayenelerinin yaptırılıp yaptırılmadığı, bu muayenelerde kalp rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi dosyada kalp rahatsızlığı nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun neticesinde, kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığı ve kusur mevcut ise ağırlığının değerlendirileceği bilirkişi raporu alınmalıdır.

“…mahkemece öncelikle; işverenden davacının şahsi sicil dosyasının tümü getirtilerek, işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde kalp rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi dosyada “kalp rahatsızlığı” nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılarak,” YARGITAY HGK E.2012/1121 K. 2013/386 T. 20.03.2013

F- KALP KRİZİ SONUCU İŞ KAZASI İLLİYET BAĞI

Kalp krizi sonucu iş kazası illiyet bağının tespiti açısından işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden rapor alınmalıdır. Bu raporda ise iş kazası ile işverenin eylemi arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespit edilmelidir.

“(İ)şyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden iş kazası ile işverenin eylemi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı, kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığının değerlendirildiği kusur raporu alınmalıdır.” YARGITAY HGK E.2012/1121 K. 2013/386 T. 20.03.2013

G- KALP KRİZİ SONUCU İŞ KAZASI BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ

Kalp krizi sonucu iş kazası bilirkişi incelemesi, İş Kanunu md. 77’de öngörülen koşullar göz önünde tutularak işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği incelenmek suretiyle, işyerinde alınması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemlerin alındığı, hangi önlemlerin alınmadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı, işyerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemeyeceği, iş kazası ile işverenin eylemi arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, illiyet bağı bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığı ve kusur mevcut ise ağırlığının derecelendirilmesi suretiyle yapılmalıdır.

“Sonuç olarak, mahkemece, işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle, ölen işçinin işyerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemeyeceğinin belirlendiği ve iş kazası ile işverenin eylemi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı, kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığının değerlendirildiği kusur raporu alınarak, dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirerek çıkacak sonuca göre karar verilmelidir.” YARGITAY HGK E.2012/1121 K. 2013/386 T. 20.03.2013

H- KALP KRİZİ GEÇİREN İŞÇİNİN GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİ

Geçici iş göremezlik ödeneği; iş kazası geçiren işçinin işe gelememesi durumunda maruz kaldığı gelir kaybını önlemek amacıyla ödenen ücrettir. Geçici iş göremezlik ödeneği için herhangi bir prim şartı aranmaz. Geçici iş göremezlik ödeneği, iş göremezliğin ilk gününde başlayıp, tedavi ve dinlenme süresince devam eder. Geçici iş göremezlik ödeneğinin tutarı tedavinin şekline göre değişir. İşçi yatarak tedavi ediliyorsa günlük kazancın yarısı, ayakta tedavi ediliyorsa günlük kazancın üçte ikisi kadar geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Geçici iş göremezlik ödeneğinin esas kazançtan düşük olması, işçiyi çalışmaya teşvik etme düşüncesinden ileri gelir.

 “İş kazasına uğrayan sigortalının geçici iş göremezlik ödeneği alabilmeleri için herhangi bir prim şartı aranmaz. Ancak, sigortalının iş göremezlik durumu doktor raporuyla belirlenmelidir. Geçici iş göremezlik ödeneği iş göremezliğin ilk gününde başlayıp, tedavi ve dinlenme süresince devam eder. Kanun, geçici iş göremezlik ödeneğini işçinin iyileşebileceğini öngörerek getirmiştir. Miktarının esas kazançtan düşük olması, işçiyi çalışmaya teşvik etmek istemesinden ileri gelir.” YARGITAY 21. H. D.  2015/5928 E., 2015/20734 K., 23.11.2015 T.

İ- KALP KRİZİ GEÇİREN İŞÇİNİN SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİ

Sürekli iş göremezlik ödeneği, işçinin iş kazası sonucu mesleğinde kazanma gücünün kaybı oranına göre ödenir.  İş kazası geçiren işçi, kaza sebebiyle bir ömür boyu çalışamayacak duruma gelebilir. Bu sebeple iş kazası sebebiyle ücret kaybına uğrayacak işçiye belirli bir ekonomik güvence sağlanır. Dolayısıyla işçiye meslekte kazanma gücüne göre sürekli tam ya da sürekli kısmi iş göremezlik geliri bağlanır ve kayıpları giderilir.

“Sürekli göremezlik hali ise, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu sigortalının yapılan tüm tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamaması, beden gücünün bir bölümünü ya da tamamını kaybetmesi durumunda ortaya çıkar. Sürekli iş göremezlik nedeniyle meslekte güç kayıp oranı %10 ve üzerinde ise Kurumca sigortalıya sürekli gelir bağlanır. Bu gelir sigortalının iş göremezlik durumuna göre belirlenir. Sigortalının kusuru burada dikkate alınmaz. Sonuç olarak, geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışmadığı dönemde yoksun kaldığı gelirin karşılanması, sürekli iş göremezlik halinde ise iş kazası ya da meslek hastalığı nedeniyle çalışma gücünde meydana gelen eksilme sonucu gelir kaybı veya yıpranmaya bağlı olarak ortaya çıkan zararın tazmini söz konusudur.” YARGITAY 21. H.D. 2010/4810 E., 2011/8382 K., 24.10.2011 T.

J- SONUÇ

Kalp krizi sonucu iş kazası için kazanın, işçinin işyerinde bulunduğu veya işverene ait işi gördüğü sırada yaşanması gerekir. Kalp krizi sonucu iş kazası kapsamında işçi ve yakınlarının çeşitli hak ve alacakları söz konusu olabilir. Öncelikle iş kazası geçiren işçinin sağlık durumuna göre aylık ödenekler talep edilebilir. İkinci olarak, kalp krizi sonucu iş kazasının gerçekleşmesinde kusuru bulunan işverenden maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Uzun süren ve detaylı çalışmayı gerektiren işlemler sebebiyle sürecin dikkatli ve özenli bir şekilde takip edilmesi gerekir. Aksi halde kalp krizi sonucu iş kazası geçiren işçi ve yakınları hak kaybına uğrayabileceklerdir.

K- GENEL BİLGİ

KALP KRİZİ İŞ KAZASI SAYILIR MI?

Kalp krizi iş kazası sayılır mı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

İŞYERİNDE ÇALIŞIRKEN KALP KRİZİ GEÇİRİLMESİ İŞ KAZASI MI?

İşyerinde çalışırken kalp krizi geçirilmesi iş kazası mı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

İŞYERİNDE KALP KRİZİ İŞ KAZASI MI?

İşyerinde kalp krizi iş kazası mı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

İŞ KAZASINDA TAZMİNAT

İş kazasında tazminat hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KALP KRİZİ BELİRTİLERİ

Kalp krizi belirtileri hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

İŞ KAZASI BİLDİRİMİ

İş kazası bildirimi hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KALP KRİZİ İŞ KAZASI KUSUR ORANI

Kalp krizi iş kazası kusur oranı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KALP KRİZİ İŞ KAZASI ÖLÜM

Kalp krizi iş kazası ölüm hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KALP KRİZİ İŞ KAZASI ZAMANAŞIMI

Kalp krizi iş kazası zamanaşımı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KALP KRİZİ İŞ KAZASI ANKARA AVUKAT

Kalp krizi iş kazası Ankara avukat hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KALP KRİZİ İŞ KAZASI ÜCRETİ

Kalp krizi iş kazası ücreti hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KALP KRİZİ İŞ KAZASI AVUKAT

Kalp krizi iş kazası avukat hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KALP KRİZİ İŞ KAZASI DAVASI

Kalp krizi iş kazası davası hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

Benzer yazılar için bkz.

https://www.hkavukatlik.com/is-kazasinda-illiyet-bagi/

https://www.hkavukatlik.com/is-kazasinda-manevi-tazminat/

Yazan: Stj. Av. Resul Akyasan

,

MESLEK HASTALIĞI

MESLEK HASTALIĞI TAZMİNAT

A- MESLEK HASTALIĞI NEDİR?

Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halidir (5510 sayılı Kanun md. 14/1). Meslek hastalığı konusu Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 11.04.2019 T., 2018/6289 E., 2019/3373 K. sayılı kararı esas alınarak aşağıda ayrıntılı bir şekilde incelenecektir.

B- MESLEK HASTALIĞI NASIL MEYDANA GELİR?

Meslek hastalığı, sigortalı işçinin mesleğini icra ederken sürekli olarak tekrarladığı faaliyetlerinden ya da icra edilen işin niteliğinden kaynaklanır. Dolayısıyla meslek hastalığı, işin nitelik ve yürütüm şartları ya da işyerinin durumu dolayısıyla yavaş yavaş ortaya çıkar.

C- MESLEK HASTALIĞINI NASIL TESPİT EDER?

Meslek hastalığı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucunda tespit edilir. Ayrıca, SGK tarafından gerekli görülmesi durumunda işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçları ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi sonucunda Sağlık Kurulu tarafından da tespit edilebilir (5510 sayılı Kanun md. 14/2).

D- MESLEK HASTALIĞI İŞTEN AYRILDIKTAN SONRA ORTAYA ÇIKAR MI?

Meslek hastalığı, işçinin işten ayrılmasından sonra da ortaya çıkabilir. Meslek hastalığı, işçinin işten ayrılıştan sonra ortaya çıkmış ve sigortalı olarak çalışılan işten kaynaklanmış ise sigortalının 5510 sayılı Kanun ile sağlanan haklardan yararlanabilmesi için eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın ortaya çıkması arasında bu hastalık için SGK tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zaman geçmemiş olmalıdır (5510 sayılı Kanun md. 14/3).

E- MESLEK HASTALIĞI SGK’YA NE KADAR ZAMANDA BİLDİRİLMELİDİR?

Meslek hastalığı, sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen veya bu durum kendisine bildirilen işveren tarafından ya da sigortalı tarafından öğrenme gününden başlayarak üç işgünü içinde, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile SGK’ya bildirilmelidir. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen veya yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işverene veya sigortalıya, SGK tarafından bu durum için yapılan masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri rücu edilir (5510 sayılı Kanun md. 14/4).

F- İŞVERENİN MESLEK HASTALIĞINDAN SORUMLULUĞU

Meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, SGK tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, SGK tarafından işverene ödettirilir (5510 sayılı Kanun md. 21/1).

1- İŞVERENİN KASTI

İşverenin kastı, meslek hastalığına, işverenin bilerek ve isteyerek, hukuka aykırı eylemiyle neden olmasıdır. İşverenin eylemi hukuka aykırı olmasa da yaptığı hareketin hukuka aykırı sonuç doğurabileceğini biliyor veya ihmali ya da ağır ihmaliyle bilmiyorsa da sorumlu olur (Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği md. 45/1).

2- İŞVERENİN MEVZUATA AYKIRI HAREKETİ

İşverenin mevzuata aykırı hareketi, yasal olarak yürürlüğe konulmuş ve yürürlüğünü muhafaza eden, sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği alanında, yasa koyucu ile yasa koyucunun yürütme veya idareye verdiği yetki sonucu, bu organlarca kabul edilen genel, objektif kural veya hükümlere aykırılıklardır (Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği md. 45/2).

3- İŞÇİNİN ELVERİŞLİ OLMADIĞI İŞTE ÇALIŞTIRILMASI

Çalışma mevzuatında sağlık raporu alınması gerektiği belirtilen işlerde, böyle bir rapora dayanılmaksızın veya eldeki rapora aykırı olarak bünyece elverişli olmadığı işte çalıştırılan sigortalının, bu işe girmeden önce var olduğu tespit edilen veya bünyece elverişli olmadığı işte çalıştırılması sonucu meydana gelen hastalığı nedeniyle, SGK tarafından sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverene ödettirilir (5510 sayılı Kanun md. 21/3).

G- MESLEK HASTALIĞINDA İŞVERENİN KUSUR SORUMLULUĞU

Meslek hastalığında işverenin sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Bu kapsamda kastı, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ya da suç sayılabilir bir eylemi halinde işverenin sorumluluğu doğar. İşveren, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemleri de almalıdır. Dolayısıyla meslek hastalığında, hakkaniyet veya tehlike sorumluluğu değil kusur sorumluluğu benimsenmektedir.

H- MESLEK HASTALIĞINDA İLLİYET BAĞI

Meslek hastalığı için hastalığın ya da bedensel veya ruhsal engellik halinin varlığı tek başına yeterli değildir. Meydana gelen hastalık görülen işle uygun illiyet bağı içinde bulunmalıdır. İşçi, bu işte çalışmadığı ihtimalde hastalığa yakalanmayacaksa meslek hastalığı ile iş arasında uygun illiyet bağının bulunduğu kabul edilir. Başka bir söyleyişle hastalık, görülen işin özellik ve niteliği veya işin yürütüm şartları dolayısıyla oluşmuş ise uygun illiyet bağı mevcuttur.

1- MESLEK HASTALIĞINDA İLLLİYET BAĞINI KESEN SEBEPLER

Fiille sonuç arasında uygun illiyet bağı kurulamaz ya da kesilirse işveren sonuçtan sorumlu tutulamaz. İlliyet bağını kesen sebepler, mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. İlliyet bağını kesen sebepler arasında bulunan mücbir sebebin bir unsuru da kaçınılmazlıktır. Zira, 5510 sayılı Kanun md. 21/1’de işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin de dikkate alınacağı ifade edilmiştir. Dolayısıyla, meslek hastalığında işverenin sorumluluğunu dış etkenler, kötü rastlantılar, teknik arıza, beklenmeyen hal ve kaçınılmazlık etkiler.

2- MESLEK HASTALIĞINDAN SORUMLULUKTA KAÇINILMAZLIK

Kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesidir. İşveren tarafından alınması gerekli herhangi bir önlem alınmamış ise olayın kaçınılmazlığından söz edilemez (Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği md. 45/3). Bu kapsamda kaçınılmazlık, önüne geçmenin imkânsız olduğu veya ne kadar özen gösterirse göstersin, hangi tedbir alınırsa alınsın oluşması engellenemeyen durumlardır. Kaçınılmazlığın varlığı halinde işveren kaçınılmazlık oranında sorumluluktan kurtulur.

İ- MESLEK HASTALIĞINDA KUSUR RAPORU

Meslek hastalığı sebebiyle işverenin sorumluluğu, kusur oran ve aidiyetine ilişkin iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından rapor alınması neticesinde belirlenir. Kusur raporu, işverenin genel yükümlülükleri olan önlem alma, önlemlerin işlerliğini denetleme ve önlemleri yeniliklere uyarlama yükümlülüğü de dikkate alınarak hazırlanmalıdır. Bu hususta işverenin, teknolojik ve bilimsel gelişmeler doğrultusunda gerekli olanı yapmakla ve gereken koşulları sağlamakla, araçları eksiksiz bir şekilde temin etmekle yükümlü olduğu da dikkate alınmalıdır.

J- ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN MESLEK HASTALIĞINDAN SORUMLULUĞU

Meslek hastalığı, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir (5510 sayılı Kanun md. 21/4).

1- KAMU GÖREVLİLERİ, ER VE ERBAŞLARIN MESLEK HASTALIKLARI

Meslek hastalığı, kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmişse bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar hariç sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücû edilmez. Meslek hastalığı sonucu ölümlerde, hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine de rücu edilmez (5510 sayılı Kanun md. 21/5).

K- MESLEK HASTALIĞININ TESPİTİNDE AYRINTILI İNCELEMENİN ÖNEMİ

Meslek hastalığı, iş kazasında olduğu gibi aniden veya çok kısa bir zaman içerisinde ortaya çıkmamakta, işin niteliğinden dolayı sürekli tekrarlanan bir sebeple veya yürütüm şartları yüzünden yavaş yavaş meydana gelmektedir. Sigortalı uzun süre aynı işi yapmakta, aynı şekilde çalışmakta, işin yürütümü ve niteliği nedeniyle belirli bir zaman sonra yaptığı işten etkilenmekte ve meslek hastalığına tutulmaktadır. Bazen aynı işyerinde çalışan ve aynı işi yapan sigortalıların birinde veya bir kısmında meslek hastalığı görülürken diğer kısmında hastalık belirtileri ortaya çıkmamakta, işin niteliği ve yürütümü herkesi farklı etkilemektedir. Bu nedenle meslek hastalığının meydana gelmesinde tüm kusurun işverene ait olduğunu kabul etmek çoğu zaman hakkaniyete uygun düşmez, bir kısım etkenin kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekir. Dolayısıyla, sigortalıda meslek hastalığının ortaya çıkması hâlinde işverenin mevzuatta belirtilen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, gerekli özeni gösterip göstermediği ve kaçınılmazlığın etkisi titizlikle araştırılmalıdır.

L- MESLEK HASTALIĞINA İLİŞKİN DAVADA İNCELENMESİ GEREKENLER

Meslek hastalığına ilişkin davada, sigortalının işe girişinde ve devamında periyodik olarak sağlık kontrollerinin yapılıp yapılmadığı, sigortalının bölüm değiştirme talebinin olup olmadığı, meslek hastalığının ortaya çıkmasından önce hastalık bulguları ile işverene başvuru yapıp yapmadığı araştırılmalıdır. Bu kapsamda, yasal mevzuat ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, sigortalının yaptığı işin özellikleri, yakalandığı meslek hastalığına yol açan etkenler, hastalığın önlenebilmesi için alınması gereken önlemler ile bunların gerçekleştirilme ve önlemlere uyum durumları somut olayda kaçınılmazlık faktörünün bulunup bulunmadığı ayrıntılı olarak irdelenmelidir. Bu amaçla davaya konu alanda işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, mevzuata uygun, yargısal denetime elverişli, verilen kusur oran ve aidiyetlerinin yanında kusur gerekçelerini de gösteren rapor alınıp, dosyadaki deliller ışığında yapılacak değerlendirmeyle bir sonuca varılmalıdır.

M- MESLEK HASTALIĞINDAN DOLAYI İŞVERENE RÜCU

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md. 417/2 kapsamımda işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almakla, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla, işçi ise iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. Bu kapsamda işveren, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen, deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve işyerinin özelliklerine uygun önlemler almalıdır. İşveren bu konuda gerekli önlemleri almazsa, meydana gelen meslek hastalığı ile ilgili olarak sorumlu tutulur ve SGK bu konuda yapmış olduğu harcamaları işverenden talep edebilir. İşverenin sorumlu tutulabilmesi için meslek hastalığı, işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmali sonucu meydana gelmelidir.

N- GENEL BİLGİ

MESLEK HASTALIĞI ASGARİ ETKİLENME SÜRESİ

Meslek hastalığı asgari etkilenme süresi hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

MESLEK HASTALIĞI AYLIĞI

Meslek hastalığı aylığı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

MESLEK HASTALIĞI BİLDİRİMİ NASIL YAPILIR

Meslek hastalığı bildirimi nasıl yapılır hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

MESLEK HASTALIĞI BELİRTİLERİ

Meslek hastalığı belirtileri hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

MESLEK HASTALIĞI COVİD 19

Meslek hastalığı Covid 19 hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

MESLEK HASTALIĞI ÇEŞİTLERİ

Meslek hastalığı çeşitleri hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

MESLEK HASTALIĞI İŞTEN ÇIKARMA

Meslek hastalığı işten çıkarma hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

MESLEK HASTALIĞI DAVASI NASIL AÇILIR

Meslek hastalığı davası nasıl açılır hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

MESLEK HASTALIĞI DURUMUNDA YAPILMASI GEREKENLER

Meslek hastalığı durumunda yapılması gerekenler hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

İlgili konular için bkz.

https://www.hkavukatlik.com/is-kazasinda-manevi-tazminat/

https://www.hkavukatlik.com/is-kazasinda-illiyet-bagi/

https://www.hkavukatlik.com/suriye-uyruklularin-teminat-gosterme-zorunlulugu/

,

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONUNUN MANEVİ TAZMİNATI İNCELEME YETKİSİ

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU

A- SİGORTA TAHKİM KOMİSYONUNUN MANEVİ TAZMİNATI İNCELEME YETKİSİ NEDİR?

Sigorta Tahkim Komisyonunun manevi tazminatı inceleme yetkisi kapsamında, sigortalı aracın İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası’nın bulunması durumunda zarar gören, manevi zararının tazmini için Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmaktadırlar. Sigorta şirketleri ise manevi tazminatın yalnızca hâkimin takdir yetkisini kullanarak verebileceği bir tazminat türü olduğunu, takdir yetkisi yalnızca hakimlere verildiğinden hakemlere verilmiş bir takdir yetkisinin olmadığını, aksi takdirde yapılacak işlemin yetki gaspı niteliğinde olduğundan yok hükmünde bulunduğunu iddia etmektedirler. Sigorta Tahkim Komisyonunun manevi tazminatı inceleme yetkisi aşağıda ayrıntılı bir şekilde incelenecektir.

B- SİGORTA TAHKİM KOMİSYONUNUN İNCELEYECEĞİ UYUŞMAZLIKLARDA TARAFLAR KİMLERDİR?

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu md. 30/1’de, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulacağı düzenlenmiştir. Ayrıca, sigorta tahkim sistemine üye olan kuruluşlarla uyuşmazlığa düşen kişilerin, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkim usulünden faydalanabileceği ifade edilmiştir.

C- TAHKİME ELVERİŞLİ OLMAYAN UYUŞMAZLIKLAR NELERDİR?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 408’de taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların tahkime elverişli olmadığı düzenlenmiştir. Dolayısıyla, söz konusu uyuşmazlıklar için Sigorta Tahkim Komisyonu dahil tahkim yoluna başvurulamaz.

D- TAHKİME ELVERİŞLİLİK HUSUSUNDA YARGITAY’IN GÖRÜŞÜ NASILDIR?

Uyuşmazlıklar temel olarak devletin yetkili mahkemeleri tarafından çözümlenir. Tahkim veya arabuluculuk gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yollarıyla uyuşmazlıkların çözümü ise tarafların serbest iradesi ya da bu yola başvurmayı zorunlu kılan yasa hükmünün varlığına bağlıdır. Tahkimi zorunlu kılan bir yasa hükmünün bulunmaması durumunda tahkim yoluna gidilebilmesi için tarafların tahkim sözleşmesi yapmaları ya da düzenledikleri sözleşmede tahkim şartının bulunması gerekir. Tahkim şartı varlığı veya tahkim anlaşmasının geçerli sayılabilmesi içinse uyuşmazlığın kesin ve açıkça hakemde çözüleceğinin kararlaştırmış olması gerekir. Kesin iradeyi ortadan kaldıran ya da zayıflatan kayıtların bulunması durumunda ise tahkim sözleşmesi veya şartı geçersiz sayılacaktır.

“Gerçek ya da tüzel kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklarda asıl olan uyuşmazlığın devletin bünyesindeki yargı organları-mahkemeler tarafından çözülmesidir. Alternatif uyuşmazlık çözüm yolları arasında sayılan arabulucuk, tahkim, hakem, bilirkişi vs. gibi yollarla uyuşmazlıkların çözümü tarafların serbest iradesi ya da bu yola başvurmayı zorunlu kılan yasa hükmünün varlığına bağlıdır.
Tahkim yolu, uyuşmazlıkların çözümünde tarafların devlet yargısı yerine hakem olarak adlandırılan özel kişileri görevli ve yetkili kılmalarını ifade eder. Bunun sonucu olarak tahkim çözüm yoluna gidilebilmesi için tarafların tahkim sözleşmesi yapmaları ya da düzenledikleri sözleşmede tahkim şartının bulunması gerekir. Tahkim anlaşması veya tahkim şartındaki uyuşmazlığın hakem veya hakemler kurulunca çözümlenmesine ilişkin irade beyan ve açıklaması tahkim şartı sözleşmesinin temel unsurudur. Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için yanların tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunludur. Dairemiz ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında geçerli bir tahkim şartı varlığı veya tahkim anlaşmasının geçerli sayılabilmesi için uyuşmazlığın kesin olarak hakemde çözüleceğinin kararlaştırmış olması gerektiği kesin iradeyi ortadan kaldıran ya da zayıflatan kayıtların tahkim sözleşmesi veya şartını geçersiz-hükümsüz kılacağı kabul edilmektedir.”
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/1522 E., 2017/1522 K., 04.04.2017 T.

E- SİGORTA TAHKİM KOMİSYONUNUN MANEVİ TAZMİNATI İNCELEME YETKİSİ VAR MIDIR?

Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, sigorta şirketi sigorta tahkim sistemine üye ise veya uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm bulunuyorsa manevi tazminata ilişkin başvurular Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde incelenebilir. Ancak uyuşmazlığın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 408’de sayılan tahkime elverişli olmayan bir konuya ilişkin olmaması gerekir. Dolayısıyla, söz konusu şartların sağlanması durumunda Sigorta Tahkim Komisyonunun manevi tazminatı inceleme yetkisi bulunur.

F- GENEL BİLGİ

SİGORTA TAHKİM MANEVİ TAZMİNAT

Sigorta Tahkim manevi tazminat hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA TAHKİM MANEVİ TAZMİNAT ALINABİLİR Mİ

Sigorta Tahkim manevi tazminat alınabilir mi hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA TAHKİM MANEVİ TAZMİNAT BEDELİ

Sigorta Tahkim manevi tazminat bedeli hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA TAHKİM MANEVİ TAZMİNAT CAİZ Mİ

Sigorta Tahkim manevi tazminat caiz mi hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA TAHKİM MANEVİ TAZMİNAT HAKKI

Sigorta Tahkim manevi tazminat hakkı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA TAHKİM MANEVİ TAZMİNAT LİMİTİ

Sigorta Tahkim manevi tazminat limiti hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA TAHKİM MANEVİ TAZMİNAT PROSEDÜRÜ

Sigorta Tahkim manevi tazminat prosedürü hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

TRAFİK KAZASI MANEVİ TAZMİNAT AVUKATI

Trafik kazası manevi tazminat avukatı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

TRAFİK KAZASI MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

Trafik kazası manevi tazminat davası hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

İlgili konular için bkz.

https://www.hkavukatlik.com/sigorta-tahkim-komisyonu-parasal-sinirlar/

https://www.hkavukatlik.com/is-kazasinda-manevi-tazminat/

https://www.hkavukatlik.com/trafik-kazasi-tespit-tutanagi/

https://www.hkavukatlik.com/trafik-kazasinda-asli-kusur/

,

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU PARASAL SINIRLAR

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU TEMYİZ SINIRI

A- SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU PARASAL SINIRLAR NEDİR?

Sigorta Tahkim Komisyonu parasal sınırlar, uyuşmazlığın heyet tarafından incelenmesi, hakem kararlarına karşı Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde itiraz veya itiraz üzerine verilen hakem kararları için temyiz hususunda belirlenen sınırlardır.

B- SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU PARASAL SINIRLAR DEĞİŞTİ Mİ?

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu md. 30/21 kapsamında, ilgili maddede yer alan maktu para miktarlarının, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Üretici Fiyatları Endeksi artış oranını aşmamak suretiyle artırılabileceği düzenlenmiştir. Bu yetki Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından kullanılarak 16.04.2022 tarihli Sigortacılık Kanununun 30 uncu Maddesinin On İkinci ve On Beşinci Fıkralarında Yer Alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ) yayımlanmış ve Sigorta Tahkim Komisyonu parasal sınırlar değiştirilmiştir.

C- SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU ÖNCEKİ PARASAL SINIRLAR NEDİR?

Sigorta Tahkim Komisyonu önceki parasal sınırlar, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu md. 30/12’de düzenlenmişti. İlgili düzenleme, uyuşmazlığa düşen taraflar arasında, açık ve yazılı şekilde yapılması gereken sözleşme ile daha yüksek bir tutar belirlenmemişse, hakemin verdiği kırkbin Türk Lirasına kadar olan kararların her iki taraf için kesin olduğu, kırkbin Türk Lirasının üzerindeki kararlar için temyize gidilebileceği düzenlenmişti.

Heyet teşekkülü hususu ise 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu md. 30/15’te düzenlenmişti. İlgili düzenleme, Komisyon’un, işin niteliğine bağlı olarak en az üç sigorta hakeminden oluşan bir heyet oluşturulmasına karar verebileceği, uyuşmazlık konusu miktarın onbeşbin Türk Lirası ve üzerinde olduğu durumlarda heyet teşekkülünün zorunlu olduğu düzenlenmişti.

D- SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU YENİ PARASAL SINIRLAR NEDİR?

1- SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU NEZDİNDE İTİRAZ SINIRI

Tebliğ md. 3/1’de, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurusu yapılan sekiz bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarının kesin olduğu, sekiz bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde itiraz edilebileceği düzenlenmiştir.

2- SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU KARARLARINA KARŞI TEMYİZ SINIRI

Tebliğ md. 3/2’de, Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan yüzyedi bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen hakem kararları için temyize gidilebileceği düzenlenmiştir.

3- SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU HEYET TEŞEKKÜLÜ SINIRI

Tebliğ md. 3/3’de, Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan yirmidört bin Türk Lirası ve üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında heyet teşekkülünün zorunlu olduğu ifade edilmiştir.

E- SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU PARASAL SINIRLAR YÜRÜRLÜK TARİHİ

Tebliğ 1/5/2022 tarihinde yürürlüğe girecektir. Yukarıda belirtilen parasal sınırlar ise Tebliğin yürürlüğe girdiği 01.05.2022 tarihinden sonra yapılan uyuşmazlık başvuruları için geçerli olacaktır.

F- GENEL BİLGİ

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU KESİNLİK SINIRI

Sigorta Tahkim Komisyonu kesinlik sınırı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA TAHKİM KESİNLİK SINIRI

Sigorta Tahkim kesinlik sınırı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU KARARLARI KESİN MİDİR

Sigorta Tahkim Komisyonu kararları kesin midir hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU KARARLARI KESİN HÜKÜM

Sigorta Tahkim Komisyonu kararları kesin hüküm hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU KARARLARINA KARŞI KANUN YOLU

Sigorta Tahkim Komisyonu kararlarına karşı kanun yolu hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA ŞİRKETİ DAVA SINIRLARI

Sigorta şirketi dava sınırları hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

TRAFİK KAZASI YARGITAY

Trafik kazası Yargıtay hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

TRAFİK KAZASI AVUKATI

Trafik kazası avukatı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

TRAFİK KAZASI DAVASI

Trafik kazası davası hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SİGORTA ŞİRKETİNE BAŞVURU

Sigorta şirketine başvuru hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

İlgili konular için bkz.

https://www.hkavukatlik.com/trafik-kazasinda-asli-kusur/

https://www.hkavukatlik.com/trafik-kazasi-tespit-tutanagi/

https://www.hkavukatlik.com/alkollu-trafik-kazasinda-rucu/

https://www.hkavukatlik.com/trafik-kazasinda-cenaze-giderleri/

https://www.hkavukatlik.com/trafik-kazasinda-hatir-tasimasi/

https://www.hkavukatlik.com/trafik-kazasinda-muterafik-kusur/

https://www.hkavukatlik.com/olumlu-trafik-kazasi-tazminati/