,

UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ

UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ AVUKATI

A- UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ NEDİR?

Uzman erbaş sözleşme feshi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin devamlılık arz eden teknik ve kritik görevlerinde yetişmiş personel ihtiyacını karşılamak amacıyla 3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanunu çerçevesinde sözleşmeli olarak istihdam edilen uzman onbaşı ve uzman çavuş sözleşmelerinin feshidir. 3269 Sayılı Kanun md. 5 kapsamında istihdam edilen uzman erbaşlar iki yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla sözleşme yaparak göreve başlamaktadır. Sözleşme sürelerinin sona ermesi durumunda ise aynı maddede öngörülen sağlık şartlarını taşıyanların sözleşmeleri, bir yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla yenilenebilmektedir. Uzman erbaş sözleşmeleri aynı maddenin son fıkrasında yer alan atıf ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu md. 40/16 gereğince azami olarak ilgili personelin 55 yaşına girdiği yıla kadar uzatılabilmektedir.

Uzman erbaş sözleşmesi, ilgi personel tarafından feshedilebileceği gibi idare tarafından da feshedilebilmektedir. Tüm bu ihtimaller, aşağıda ayrıntılı olarak incelenecektir.

B- UZMAN ERBAŞIN İSTEĞİYLE UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ

1- İNTİBAK DÖNEMİNDE UZMAN ERBAŞIN İSTEĞİYLE SÖZLEŞME FESHİ

3269 Sayılı Kanun md. 13 kapsamında, sözleşme imzalandıktan sonraki ilk 5 aylık intibak dönemi içerisinde ayrılmak isteyen uzman erbaşların sözleşmesinin feshedileceği düzenlenmiştir. Bu hüküm doğrultusunda ilk 5 aylık intibak dönemi içerisinde ayrılma isteğini idareye bildiren uzman erbaşın sözleşmesi feshedilir. Sözleşmesini fesheden uzman erbaşın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilir. Bununla birlikte uzman erbaşa peşin olarak ödenen aylıkların ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır.

2- SÖZLEŞMENİN UZMAN ERBAŞ TARAFINDAN YENİLENMEMESİ

3269 Sayılı Kanun md. 12 kapsamında, sözleşmesinin yenilenmesini isteyen uzman erbaşın, sözleşme süresinin bitimine en az üç ay kala hizmet süresini uzatmak istediğine dair bir dilekçe ile idareye başvurması gerekir. Hizmet süresinin uzatılması için idareye başvurmayan uzman erbaşın sözleşmesi ise sona erecek ve terhis edilecektir. Bu durumda 3269 Sayılı Kanun md. 16 gereğince hesaplanacak tazminat kendisine ödenir.

3- UZMAN ERBAŞIN İSTİHDAM EDİLDİĞİ KADRONUN KALDIRILMASI

Uzman erbaşın istihdam edildiği kadronun herhangi bir nedenle kaldırılması veya bu kadrolarda uzman erbaş istihdam edilmesine gerek kalmadığı durumlarında uzman erbaşlar, ihtisas sahibi oldukları diğer birliklerdeki boş uzman erbaş kadrolarına atanabilirler veya başka bir sınıfta istihdam edilebilirler. Bu durumda olan uzman erbaşların kuvvetleri, ilgili kuvvet komutanlıklarının görüşleri alındıktan sonra Millî Savunma Bakanlığı tarafından değiştirilebilir. Bu hüküm uyarınca atanan, kuvvet veya sınıf değişikliği işlemine tabi tutulan uzman erbaşlar, sözleşmelerinin feshini isteyebilirler. Bu şekilde sözleşmelerinin feshini isteyen uzman erbaşların istekleri kabul edilir ve 3269 Sayılı Kanun md. 16 gereğince hesaplanacak tazminat kendilerine ödenir.

4- UZMAN ERBAŞIN ASTSUBAYLIĞA GEÇİŞ SINAVINDA BAŞARISIZ OLMASI

3269 Sayılı Kanun md. 15 ile Astsubay Meslek Yüksekokullarında veya tâbi tutulacakları temel askerlik eğitiminde başarılı olamayanlar ile kendi isteği ile ayrılanlardan, istekli olan ve uzman erbaş olmak için gerekli şartları kaybetmemiş olanlar uzman erbaş olarak hizmete devam ettirilirler. Madde metninden anlaşılacağı üzere bu durumdaki uzman erbaşlardan yalnızca istekli olanlar hizmete devam edecekler, hizmete devam etmek istemeyenlerin ise sözleşmeleri feshedilecektir.

C- UZMAN ERBAŞLARIN İSTİFA HAKKI VAR MIDIR?

Uzman erbaşların istifa hakkı bulunmamaktadır. Yukarıda ayrıntısı ile açıkladığımız durumların birinin varlığı halinde uzman erbaşlar kendi istekleriyle sözleşmelerini feshedebilirler. Fakat bu nedenlerden birinin bulunmadığı durumlarda uzman erbaşların istifa etme veya sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakları bulunmamaktadır.

D- İDARE TARAFINDAN UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ

İdare tarafından uzman erbaş sözleşme feshi kapsamında, idare tarafından tek taraflı olarak sözleşmenin feshedilebileceği haller 3269 Sayılı Kanun md. 12 ve Uzman Erbaş Yönetmeliği md. 13’te ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Uzman erbaş sözleşmesinin idare tarafından tek taraflı olarak feshedilebileceği haller şunlardır;

  • Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edememe,
  • Görevde başarısız olma,
  • Atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olma veya kendilerinden istifade edilemeyeceğinin anlaşılması,
  • Almış oldukları sicile göre kademe ilerlemesi yapamama,
  • Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat, isyan suçlarından dolayı mahkûm olma,
  • Askerî Ceza Kanununun 148 inci maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olma,

1- HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ ETKİSİ

Yukarıda sayılan suçlardan ceza alınması halinde verilen ceza, ertelense, seçenek yaptırımlara çevrilse, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilse veya affa uğrasa dahi sözleşme feshedilmektedir.

  • Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olma,
  • Taksirli suçlar nedeniyle altı ay veya daha fazla süre ile hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olma,
  • Son olarak verilen de dâhil olmak üzere, kararın kesinleştiği tarihten itibaren, son bir yıl içinde toplamda otuz gün ve daha fazla oda hapis veya hizmet yerini terk etmeme cezasına mahkûm olma,
  • Son aldığı disiplin cezasından geriye doğru son bir yıl içinde en az iki disiplin amirinden toplam sekiz defa veya daha fazla disiplin cezası alma,
  • Yabancı uyruklu kişilerle evlenenlerden; bu evlilikleri, ilgili yönetmelikte belirtilen esaslar dâhilinde Milli Savunma Bakanlığınca uygun görülmeme,
  • Çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybetme veya Türk vatandaşlığından çıkarılma,
  • Son bir yıl içerinde üç aydan fazla istirahat ve hava değişimi raporu alma,
  • Bulunduğu kadronun sağlık şartlarını kaybetme,
  • Görevini yapamayacağı yönünde sağlık kurulu raporu verilmesi.

E- KENDİSİNDEN İSTİFADE EDİLEMEME GEREKÇESİYLE UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ

1- KENDİSİNDEN İSTİADE EDİLEMEME SEBEBİYLE FESİH ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi 01.06.2022 tarihli ve 2022/4 E.  2022/64 K. sayılı kararı ile 3269 Sayılı Kanun md. 12’de yer alan “…kendilerinden istifade edilememe…” ibaresini kanun metninden çıkartmıştır. Anayasa Mahkemesi uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hâlleri ile bu durumda yapılacak işlemlerin yönetmelikte düzenlenmesini Anayasaya aykırı bulmuştur.

2- KENDİSİNDEN İSTİADE EDİLEMEME ANAYASA MAHKEMESİ KARARI GEREKÇESİ

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gerekçesinde, kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizilmeden ve temel ilkeler belirlenmeden, düzenlemenin yönetmeliğe bırakılamayacağı vurgulanmıştır.

F- ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARININ DEVAM EDEN DAVALARA ETKİSİ

Anayasa Mahkemesi, iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından 9 ay sonra (10.03.2023 tarihinde) yürürlüğe gireceğini öngörmüştür. Fakat bu durum Anayasaya aykırılığı tespit edilen kanun hükmünün bu tarihe kadar uygulanacağı anlamını taşımamaktadır. Benzer iptal kararlarının ardından verilen emsal Danıştay ve Bölge İdare Mahkemesi kararlarında da ifade edildiği üzere Anayasaya aykırılı tespit edilen hükmün bu tarihten itibaren uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu nedenle iptal kararı devam etmekte olan ve bu tarihten sonra açılacak davalarda uygulanmalıdır.

G- UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞMESİ FESHİ DURUMUMDA YAPILMASI GEREKENLER

Uzman erbaş sözleşmesi feshedilenler, karar ile ilgili olarak idareye yeniden başvuruda bulunabileceği gibi doğrudan iptal davası da açabilirler. İdareye yeninden başvuru yolu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu md. 11’de düzenlenmiştir. İlgili düzenlemede, bir idari işlemin geri alınması, kaldırılması, düzeltilmesi veya değiştirilmesi için ilgili kişinin tebliğ tarihini izleyen 60 gün içinde bir üst makama, böyle bir makam yoksa işlemi yapan makama başvuru yapılabileceği ifade edilmiştir. Fakat yapılan başvurular çoğu zaman sonuçsuz kalmakta ve idari merciler kararlarını genellikle değiştirmemektedirler.

H- UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ DAVASI NE ZAMAN AÇILIR?

Uzman erbaş sözleşmesi feshi durumunda karar idare tarafından ilgiliye tebliğ edilir. Kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde iptali davası açılmalıdır. Dava açma süresinin kaçırılması durumunda iptali davası açma hakkı kaybedilir ve işlem kesinleşir.

İ- UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME

Uzman erbaş sözleşme feshi davası, işlemi yapan idarenin bulunduğu yer idare mahkemesinde açılmalıdır. Uzman erbaş sözleşme feshi davasında yürütmeyi durdurma ve duruşma talep edilmelidir.

J- UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ DAVASI NASIL YÜRÜTÜLÜR?

Uzman erbaş sözleşmesi feshi durumunda vakit kaybetmeden iptal davası açılmalıdır. Uzman erbaş sözleşmesi feshi davası özellik gerektiren bir dava olduğu için uzman hukukçular tarafından yürütülmesinde fayda vardır.

K- GENEL BİLGİ

UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ İPTAL KARARI

Uzman erbaş sözleşme feshi iptal kararı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ İPTAL EDİLİR Mİ?

Uzman erbaş sözleşme feshi iptal edilir mi hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİNE KARŞI İPTAL DAVASI

Uzman erbaş sözleşme feshine karşı iptal davası hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ AVUKATI

Uzman erbaş sözleşme feshi avukatı, idare tarafından verilen kararın iptali talebiyle süreci takip eden avukattır.

UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ ANKARA AVUKATI

Uzman erbaş sözleşme feshi Ankara avukatı, idare tarafından verilen kararın iptali talebiyle süreci takip eden ve faaliyetlerini Ankara’da yürüten avukattır.

UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ DAVASINI KAZANANLAR

Uzman erbaş sözleşme feshi davasını kazananlar hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞMESİ FESHEDİLENLER NE YAPMALI

Uzman erbaş sözleşmesi feshedilenler ne yapmalı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

JANDARMA UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ

Jandarma uzman erbaş sözleşme feshi hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ TAZMİNAT

Uzman erbaş sözleşme feshi tazminat hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ GÜVENLİK SORUŞTURMASI

Uzman erbaş sözleşme feshi güvenlik soruşturması hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞME FESHİ SEBEPLERİ

Uzman erbaş sözleşme feshi sebepleri hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

Konuya İlişkin Benzer Yazılar

https://www.hkavukatlik.com/guvenlik-sorusturmasinin-iptali-davasi/

https://www.hkavukatlik.com/avukatlik-kanunu-md-5-3/

https://www.hkavukatlik.com/tasinmaz-alarak-turk-vatandasligi-kazanma/

 

 

 

 

Yazan : Avukat İsmail Sadık Hasekioğlu

,

SGK KANSER İLACI DAVASI

SGK KANSER İLACI KARŞILIYOR MU?

A- SGK KANSER İLACI DAVASI NEDİR?

SGK kanser ilacı davası, Nivolumab etken maddeli Optivo, Pembroli etken maddeli Keytruda, Beyasizumab etken maddeli Altuzan ve Atelizumab etken maddeli Tecentring gibi ilaç bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanması talebinin reddi kararının iptali davasıdır.

B- OPTİVO (NİVOLUMAB) SGK İPTAL DAVASI

Optivo (Nivolumab) SGK iptal davasına ilişkin yazımız için: https://www.hkavukatlik.com/optivo-nivolumab-sgk-iptal-davasi/

C- SGK KANSER İLACI DAVASI ÖNCESİNDE SÜREÇ NASIL İŞLER?

1- İLAÇ KULLANIM RAPORU

Kanser tanısı konulan hastanın doktoru, kanser ilacının belirli bir süre kullanılması için ilaç kullanım raporu düzenler.

2- TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU GÖRÜŞÜ

İlaç kullanım raporu düzenlendikten sonra Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na ilacın tedavide kullanılmasının uygun olup olmadığına ilişkin “Endikasyon Dışı İlaç Başvurusu” yapılır.

3- İLACIN REÇETE EDİLMESİ

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, ilacın kullanımının hasta için yararlı olacağına ilişkin uygunluk raporu verdikten sonra ilaç doktor tarafından reçete edilir.

4- İLAÇ BEDELİNİN SGK TARAFINDAN KARŞILANMASI TALEBİ

İlaç reçete edildikten sonra ilaç bedelinin SGK tarafından karşılanması talep edilir. SGK ise bu talepleri söz konusu ilaçların bedeli ödenecek ilaçlar listesinde yer almadıkları gerekçesiyle reddetmektedir.

5- SGK KANSER İLACI DAVASI AÇILMASI

SGK tarafından kanser ilacı bedellerinin karşılanması talebi reddedildikten sonra söz konusu kararın iptali talepli dava açılmalıdır.

D- SGK KANSER İLACI DAVASI SÜREÇ NASIL İŞLER?

1- SGK KANSER İLACI DAVASI GÖREVLİ MAHKEME

SGK kanser ilacı davası görevli mahkeme, hastanın sağlık güvencesi kapsamında değişiklik göstermektedir. Dolayısıyla SGK kanser ilacı davası görevli mahkeme, hastanın sosyal güvencesine göre iş mahkemesi veya idare mahkemesidir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu md. 101’de, “bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.” ifadelerine yer verilmiştir. Dolayısıyla, aksine hüküm bulunmadıkça 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklarda iş mahkemeleri görevlidir.

5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden (01.08.2018) önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar ise SGK kanser ilacı davası nı idare mahkemesinde açmalıdırlar.

“5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünde ise Sosyal Güvenlik Kurumunun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edecek bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı yeri görevli olmaya devam edecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yeni sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasaya aykırılık görülmemiştir… Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce statüde bulunan memurlar ve diğer kamu görevlileriyle ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır.” ANAYASA MAHKEMESİ 22.12.2011 T. 2010/65 E. 2011/169 K.

“Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır.” UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ 26.10.2015 T. 2015/744 E. 2015/742 K.

2- SGK KANSER İLACI DAVASINDA ÖDENEN BEDELLERİN İADESİ

SGK kanser ilacı davasında, SGK tarafından verilen kararının iptali yanında daha önce ilaç bedelleri için ödenen tutarlar da talep edilebilir. Bunun neticesinde dava tarihinden önce ilaçlar için ödenen tutarlar iade alınabilecektir.

3- SGK KANSER İLACI DAVASINDA İHTİYATİ TEDBİR

SGK kanser ilacı davasında görevli mahkemenin iş mahkemesi olması durumunda, dava sırasında ilaç bedellerinin SGK tarafından karşılanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talep edilebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK

SGK TARAFINDAN KARŞILANMAYAN İLAÇ DAVALARI

) md. 389 kapsamında, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacaksa ya da tamamen imkânsız hâle gelecekse veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar doğacaksa uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmelidir. Bunun için dayanılan ihtiyati tedbir sebebi ve türü açıkça belirtilmeli ve davanın esası yönünden haklılık yaklaşık olarak ispat edilmelidir. Hakların derhâl korunmasında zorunluluk bulunması hâlinde, karşı taraf dinlenmeden de tedbire karar verilebilir.

4- SGK KANSER İLACI DAVASINDA YÜRÜTMEYİ DURDURMA

SGK kanser ilacı davasında görevli mahkemenin idare mahkemesi olması durumunda, dava sırasında ilaç bedellerinin SGK tarafından karşılanmasına ilişkin yürütmenin durdurulması talep edilebilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu md. 27/2 kapsamında, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulması kararı verilebilir. Ancak ilacın bu süreçte alınmaması, hastanın hayatını tehlikeye sokarak yaşam hakkını ihlal edecekse idari işlemin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir.

5- KARARDAN SONRA YAPILMASI GEREKENLER?

SGK kanser ilacı davasında ihtiyati tebdir / yürütmeyi durdurma kararı verilmesi durumunda alınan kararın SGK’nın ilgili birimine sunulması gerekir. Bu durumda, söz konusu ilaçlar hastane tarafından doğrudan SGK’ya faturalandırılır ve hasta tarafından ilaçlar ücretsiz bir şekilde temin edilir.

6- SGK KANSER İLACI DAVASINDA ADLİ YARDIM

HMK md. 334 kapsamında, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olanlar, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler. Bunun neticesinde dava harç ve masraflardan muaf olunur.

7- SGK KANSER İLACI DAVASINDA BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ

SGK kanser ilacı davasında, öncelikle davacıya ait tüm tedavi evrakları celp edilerek SGK mevzuatı çerçevesinde inceleme yapılır. Bu kapsamda, söz konusu ilacın kanser hastalığının tedavisinde hayati önemi haiz ve kullanılmasının zorunlu olup olmadığı, kullanılmasının tıbben ve fennen hastanın iyileşmesine katkıda bulunup bulunmayacağı, ilacın hangi tür kanser hastalarında hangi evrede ve hangi dozda kullanılacağı, ilaçla yapılacak tedavinin bilinen mevcut tedavi yöntemlerine göre daha etkin ve daha yararlı olup olmadığı bilirkişi marifetiyle tespit edilir. Buna ilişkin sağlık kurulu raporu için üniversitelerin tıbbi onkoloji bilim dalında görevli hekimler görevlendirilir.

8- SGK KANSER İLACI DAVASININ KABULÜ

Bilirkişi raporu alındıktan sonra dosya içerisinde yer alan mevcut görüş, karar ve raporlar irdelenip varsa çelişkiler giderilir. İlacın, anılan hastalığın tedavisinde kullanılmasının hayati önemi haiz ve zorunlu olduğu sonucuna varıldığı taktirde ilaç bedelinin uygunluğu yönünden ve katkı payı da irdelenecek denetime elverişli hesap raporu alınır. Bunun sonucuna göre de karar verilir. Dolayısıyla, hastaya doğru teşhis konulup konulmadığı, anılan ilacın uygun olarak seçilip seçilmediği, dozu ve uygulama süresinin belirlenip belirlenmediği ve reçeteye bağlanıp bağlanmadığı, hastalığının ilerlemesinin durup durmadığı, hastanın tedavide fayda görüp görmediği gibi birçok husus incelendikten sonra davanın kabulüne karar verilir.

E- GENEL BİLGİ

KANSER İLAÇLARININ ÜCRETİ SGK TARAFINDAN NASIL KARŞILANIR

Kanser ilaçlarının ücreti SGK tarafından nasıl karşılanır hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KANSER İLAÇ ÜCRETLERİNİN KARŞILANMASI İÇİN SGK’YA BAŞVURU

Kanser ilaç ücretlerinin karşılanması için SGK’ya başvuru hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

AKILLI KANSER İLACI

Akıllı kanser ilacı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KANSER İLACI BULUNDU MU?

Kanser ilacı bulundu mu hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KANSER İLACI DAVA

Kanser ilacı dava hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KANSER İLACI SGK DAVA DİLEKÇESİ

Kanser ilacı SGK dava dilekçesi hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SGK KANSER İLACI DAVA

SGK kanser ilacı dava hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KANSER İLACI İHTİYATİ TEDBİR

Kanser ilacı ihtiyati tedbir hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KANSER İLACI MAHKEME KARARI

Kanser ilacı mahkeme kararı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

SGK KANSER İLACI GERİ ÖDEME

SGK kanser ilacı geri ödeme hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KANSER İLACI NE KADAR

Kanser ilacı ne kadar hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

AKILLI KANSER İLAÇLARINI SGK KARŞILIYOR MU?

Akıllı kanser ilaçlarını SGK karşılıyor mu hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

OPTİVO SGK DAVASI

Optivo SGK davası hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

KEYTRUDA SGK DAVASI

Keytruda SGK davası hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

ALTUZAN SGK DAVASI

Altuzan SGK davası hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

TECENTRİNG SGK DAVASI

Tecentring SGK davası hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

İlgili konular için bkz.

https://www.hkavukatlik.com/meslek-hastaligi/

https://www.hkavukatlik.com/olumlu-trafik-kazasi-tazminati/

https://www.hkavukatlik.com/is-kazasinda-manevi-tazminat/

 

YAZAN : Av. Muhammet İkbal KARADAŞ

,

GÜVENLİK SORUŞTURMASININ İPTALİ DAVASI

GÜVENLİK SORUŞTURMASININ İPTALİ AVUKATI

A- GÜVENLİK SORUŞTURMASININ İPTALİ DAVASI NEDİR?

Güvenlik soruşturmasının iptali davası incelenmeden önce konunun geçmişine bakılmasında fayda vardır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması ülkemizde uzun zaman boyunca yalnızca gizlilik dereceli birimlerde istihdam edilecek personeller hakkında uygulanmıştır. Sonrasında ilan edilen OHAL’ler ile getirilen düzenlemeler neticesinde Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması uygulaması bütün devlet memurlarını kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması uygulaması kapsamında belirli şartları sağlayan memur adaylarının atama işlemleri yapılmamaktadır. Yapılamayan atama işlemine karşı adaylar tarafından güvenlik soruşturmasının iptali davası açmaktadırlar. Bu kapsamda güvenlik soruşturmasının iptali davası, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması gerekçesiyle istihdam edilmeyen adaylar tarafından idarenin hatalı işleminin iptali talebiyle ikame edilen dava olarak tanımlanabilir.

B- GÜVENLİK SORUŞTURMASI NEDİR?

Güvenlik soruşturması, 4045 sayılı Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun gereğince çıkarılan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği md. 4’te tanımlanmıştır.

Güvenlik soruşturması ilgili düzenlemede, kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteneğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesi şeklinde ifade edilmiştir.

C- ARŞİV ARAŞTIRMASI NEDİR?

Arşiv araştırması, 4045 sayılı Kanun gereğince çıkarılan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği md. 4’te tanımlanmıştır.

Arşiv araştırması ilgili düzenlemede, kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının mevcut kayıtlardan saptanması şeklinde ifade edilmiştir.

D- GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASININ KAPSAMI NEDİR?

4045 sayılı Kanun md. 1’de güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılacağı ifade edilmiştir.

Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğunun ise Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenleneceği ifade edilmiştir.

E- GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI GÜNCEL GELİŞMELER

1- DEVLET MEMURU OLABİLMEK İÇİN GÜVENLİK SORUŞTURMASI GEREKİR Mİ?

OHAL döneminde çıkartılan 676 Sayılı KHK md. 74 ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu md. 48’de düzenlenen devlet memuru olabilmek için gerekli şartlar arasına güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması da eklenmiştir.

2- ANAYASA MAHKEMESİ GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASINI İPTAL Mİ ETTİ?

Devlet memuru olabilmek için güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması şartı, Anayasa Mahkemesi’nin 24.07.2019 T., 2018/73 E., 2019/65 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi işbu kararında, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında kişinin özel hayatı ile iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerin alınarak kaydedilmesi ve kullanılmasının özel hayata saygı hakkını ihlal edeceği ifade edilmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gerekçesinde, bilgilerin kamu makamlarına hangi koşul ve sınırlarda verileceğinin belirsizliği yanında özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğinin yeterince açık olarak gösterilmemesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvence sağlanmaması hususlarına da yer verilmiştir.

3- GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUNU

Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu yürürlüğe girmiştir. Söz konusu kanun ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yeniden düzenlenmiş ve bütün memurların arşiv araştırmasına tabi olacağı, gizlilik dereceli birimlerde istihdam edilecek personel hakkında ise güvenlik soruşturması yapılacağı düzenlenmiştir. Güvenlik soruşturmasının uygulanacağı kişiler ise Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri, özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis ve hizmetlerde çalışacak personeller vb. şeklinde sayılmışlardır.

F- GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASINDA TOPLANACAK BİLGİLER

7315 sayılı Kanun md. 4 ve md. 5’te güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında hangi bilgilerin toplanıp değerlendirileceği sayılmıştır. İşbu düzenlemeye göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında kişi hakkında aşağıdaki bilgiler toplanır ve değerlendirilir.

1- ARŞİV ARAŞTIRMASINDA TOPLANACAK BİLGİLER

Arşiv araştırmasında;

a) Kişinin adli sicil kaydı,

b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığı,

c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığı,

ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza  Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin on üçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olgular,

d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığı, hususunda bilgiler toplanarak değerlendirilir.

2- GÜVENLİK SORUŞTURMASINDA TOPLANACAK BİLGİLER

Güvenlik soruşturmasında, arşiv araştırmasında toplanan bilgilere ilave olarak kişinin;

a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal veriler,

b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiği,

c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

G- GÜVENLİK SORUŞTURMASI OLUMSUZ GELDİĞİNDE NE YAPILMALIDIR?

Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan kişi, karar ile ilgili olarak idareye yeniden başvuruda bulunabileceği gibi doğrudan iptal davası da açabilir. İdareye yeninden başvuru yolu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu md. 11’de düzenlenmiştir. İlgili düzenlemede, bir idari işlemin geri alınması, kaldırılması, düzeltilmesi veya değiştirilmesi için ilgili kişinin tebliğ tarihini izleyen 60 gün içinde bir üst makama, böyle bir makam yoksa işlemi yapan makama başvuru yapılabileceği ifade edilmiştir. Fakat yapılan başvurular çoğu zaman sonuçsuz kalmakta ve idari merciler kararlarını genellikle değiştirmemektedirler.

H- GÜVENLİK SORUŞTURMASININ İPTALİ AVASI NE ZAMAN AÇILIR?

Güvenlik soruşturmanızın olumsuz sonuçlanması durumunda karar idare tarafından ilgiliye tebliğ edilir. Kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde güvenlik soruşturmasının iptali davası açılmalıdır. Dava açma süresinin kaçırılması durumunda güvenlik soruşturmasının iptali davası açma hakkı kaybedilir ve işlem kesinleşir. Güvenlik soruşturmasının iptali davası, işlemi yapan idarenin bulunduğu yer idare mahkemesinde açılmalıdır. Güvenlik soruşturmasının iptali davası bakımından yürütmeyi durdurma ve duruşma da talep edilmelidir.

İ- GÜVENLİK SORUŞTURMASININ İPTALİ DAVASI NASIL YÜRÜTÜLÜR?

Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması halinde vakit kaybetmeden güvenlik soruşturmasının iptali davası açılmalıdır. Güvenlik soruşturmasının iptali davası özellik gerektiren bir dava olduğu için uzman hukukçular tarafından yürütülmesinde fayda vardır.

J- GENEL BİLGİ

GÜVENLİK SORUŞTURMASI İPTAL KARARI

Güvenlik soruşturması iptal kararı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI NEDENİYLE ATAMANIN İPTALİ

Güvenlik soruşturması nedeniyle atamanın iptali hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASININ KAPSAMI

Güvenlik soruşturmasının kapsamı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI İPTAL EDİLİR Mİ

Güvenlik soruşturması iptal edilir mi hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASININ OLUMSUZ OLDUĞUNU NASIL ANLARIZ

Güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğunu nasıl anlarız hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASINA KARŞI İPTAL DAVASI

Güvenlik soruşturmasına karşı iptal davası hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI İPTAL Mİ OLDU

Güvenlik soruşturması iptal mi oldu hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASININ OLUMSUZ SONUÇLANMASI

Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI AVUKATI

Güvenlik soruşturması avukatı, idare tarafından verilen kararın iptali talebiyle süreci takip eden avukattır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI ANKARA AVUKATI

Güvenlik soruşturması Ankara avukatı, idare tarafından verilen kararın iptali talebiyle süreci takip eden ve faaliyetlerini Ankara’da yürüten avukattır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI OLUMSUZ OLUP DAVAYI KAZANANLAR

Güvenlik soruşturması olumsuz olup davayı kazananlar hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI OLUMSUZ ÇIKANLAR NE YAPMALI

Güvenlik soruşturması olumsuz çıkanlar ne yapmalı hususunda yukarıda yer verilen yazıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

 

İdare hukuku hakkında bkz. https://www.hkavukatlik.com/hizmetler/idare-hukuku/

 

,

AVUKATLIK KANUNU MD 5/3

AVUKATLIK KANUNU MD 5/3 KOVUŞTURMA

AVUKATLIK KANUNU MD 5/3’TE İFADE EDİLEN “KOVUŞTURMA” KAVRAMININ “SORUŞTURMA” KAVRAMINI DA KAPSAYACAK ŞEKİLDE DEĞERLENDİRİLMEMESİ HUSUSUNDA ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 12. İDARİ DAVA DAİRESİ KARARININ İNCELENMESİ

1- Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi’nin 10.06.2021 T., 2021/246 E., 2021/646 K. Sayılı Kararından Önceki Durum

Avukatlık Kanunu md 5/3 ‘te ifade edilen kovuşturma kavramının soruşturma kavramını da içine alacak şekilde değerlendirilmesi hususunda ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararlar Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi tarafından onaylanıyordu. Bu kararlarda, Avukatlık Kanunu md 5/1-a’da yazılı suçlardan dolayı kovuşturma altında bulunulması durumunda avukatlığa alınma isteği hakkındaki kararın kovuşturma sonuna kadar bekletilmesine karar verileceği hükme bağlanmış olmasına karşın yazılı suçlardan soruşturma altında bulunanlarla ilgili açık bir düzenlemeye yer verilmediği kabul edilmekteydi. Bu kapsamda, idarenin takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olup bu açıdan yargı denetimine tabi olduğu ifade edilmekteydi. İsnat edilen fiilin niteliği ve ağırlığı ile baro levhasına yazılma durumunda yürütülecek kamu hizmetinin önemi ve özelliği dikkate alındığında yargının kurucu unsurlarından olan ve esasen kamu hizmeti niteliğinde bulunan avukatlık mesleğinin itibarının da zedeleneceğini değerlendiren ilk derece mahkemeleri ceza soruşturmasının sonucunun beklenilmesinin yerinde olacağına karar verilmektelerdi.

İdare mahkemelerinin, Avukatlık Kanunu md 5/3 ‘te ifade edilen kovuşturma kavramını soruşturma kavramını da içine alacak şekilde geniş değerlendirdiği ve Türkiye Barolar Birliği’nin ruhsat verme işlemini iptal ettiği kararlarının İstinaf incelemesinde ise Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi, söz konusu kararları usul ve hukuka uygun bulmaktaydı.

2- Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi’nin 10.06.2021 T., 2021/246 E., 2021/646 K. Sayılı Kararından Sonraki Durum

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi 10.06.2021 T., 2021/246 E., 2021/646 K. sayılı kararında yukarıda ifade edilen kararlardan farklı bir karar vermiş ve ilk derece mahkemesinin aynı yöndeki kararını kaldırmıştır. İlgili kararda, Avukatlık Kanunu md 5/1-a’da belirtilen cezalardan kovuşturma altında bulunanların baro levhasına yazılması ile ilgili başvuruların kovuşturma sonuna kadar ertelenmesi konusunda idareye takdir hakkı verilmişse de söz konusu düzenlemenin soruşturma aşamasında da uygulanabileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu doğrultuda, kişi hakkında ceza soruşturmasının bulunmasının baro levhasına yazılmaya engel olmadığı ve Türkiye Barolar Birliği’nin ruhsat verme işleminin hukuka aykırı olmadığı ifade edilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.

İlgili kararın gerekçesinde ise Avukatlık Kanunu kapsamında soruşturma ve kovuşturma ibarelerinin birçok yerde kullanılmasına rağmen bu kavramların tanımlanmadığı, bu sebeple soruşturma ve kovuşturma kapsamının belirlenmesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’ndan yararlanılması gerektiği belirtilmiştir.

İlgili kararda, başvurucu tarafından baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptal davasında hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin, 2019/20904 Başvuru Numaralı ve 15/04/2021 tarihli Genel Kurul Kararı’na atıf yapılmıştır.

“..1136 sayılı Kanun’un 5. maddesinin üçüncü fıkrasında kovuşturma altında bulunma durumuna yönelik düzenlemenin yer aldığı fakat hakkında soruşturma bulunanlarla ilgili bir hükmün bulunmadığı görünmektedir. Bir an için kanun koyucunun kovuşturma kavramı ile soruşturma aşamasını da içine alan ceza muhakemesi evresini amaçladığı düşünülse bile hak ve özgürlükleri sınırlandıran hükümlerin kamu makamlarınca geniş yorumlanmasının bireyler açısından öngörülemez sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır. Soruşturma ve kovuşturma kavramlarının tanımının 1136 sayılı Kanun’da yapılmadığı dikkate alındığında söz konusu kavramların kapsamının belirlenmesinde 5271 sayılı Kanun’dan yararlanılması gerekmektedir. Kaldı ki 5271 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1/6/2005 tarihinden bu yana 1136 sayılı Kanun’da ve diğer kanunlarda uyum amacıyla birçok düzenleme yapıldığı gözetildiğinde kanun koyucunun anılan Kanun’un 5. maddesindeki kovuşturma kavramından maksadının 5271 sayılı Kanun’da tanımlandığı şekliyle yorumlanması olduğu değerlendirilmektedir. Dolayısıyla derece mahkemelerinden de bu kavramları 5271 sayılı Kanun’a göre yorumlaması beklenmektedir. 1136 sayılı Kanun’da avukatlığa kabul konusundaki düzenlemede, aynı Kanun’un 5. Maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen yazılı cezalardan kovuşturma altında bulunulmuş olması durumunda baro levhasına yazılma ile ilgili başvurunun kovuşturmanın sonuna kadar ertelenmesi konusunda idareye takdir hakkı verilmişse de söz konusu düzenlemenin soruşturma aşamasında da uygulanabileceğine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır. Bu durumda ve yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda İdare Mahkemesi tarafından hakkında ceza soruşturması bulunduğu gerekçesiyle başvurucunun avukatlık mesleğine kabul edilme şartlarını taşımadığı yolunda ulaşılan kanaatinin kanun hükmünün öngörülebilir olmayan genişletici yorumuna dayandığı tespit edilmiştir…” (Anayasa Mahkemesi 2019/20904 Başvuru Numaralı ve 15/04/2021 tarihli Genel Kurul Kararı)

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda, Avukatlık Kanunu md 5/3’te hakkında soruşturma bulunanlarla ilgili bir hükmün bulunmadığı, kanun koyucunun kovuşturma kavramı ile soruşturma aşamasını da içine alan ceza muhakemesi evresini amaçladığı düşünülse bile hak ve özgürlükleri sınırlandıran hükümlerin kamu makamlarınca geniş yorumlanmasının bireyler açısından öngörülemez sonuçlar doğurabileceği, soruşturma ve kovuşturma kavramlarının tanımının Avukatlık Kanunu’nda yapılmadığı dikkate alındığında söz konusu kavramların kapsamının belirlenmesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘ndan yararlanılması gerektiğine karar vermiştir.

Tüm bunlar değerlendirildiğinde, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi 10.06.2021 T., 2021/246 E., 2021/646 K. sayılı kararı ile kovuşturma kavramının soruşturma kavramını da içine alacak şekilde geniş yorumlanmasının bireyler açısından öngörülemez sonuçlar doğurabileceğini ve Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkını ihlal edeceği değerlendirilerek aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.

,

OPTİVO (NİVOLUMAB) SGK İPTAL DAVASI

Optivo (Nivolumab) SGK

Optivo (Nivolumab) SGK iptal davası uygulamada sıklıkla karşılan bir uyuşmazlıktır. Bu kapsamda kanser hastaları, uzun yıllar süren kemoterapi tedavilerine ve ameliyatlara rağmen yeterli iyileşmeyi gösteremedikleri durumlarda yeni tedavilere ihtiyaç duymaktadırlar. Söz konusu tedavi yöntemlerinden birisi de Optivo(Nivolumab) gibi ilaçların kullanılmasıdır. Doktorlar tarafından Optivo(Nivolumab) etken maddeli ilacın kullanımı uygun görülerek tedaviye başlanılsa da ilaç bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmaması hastaların iyileşme şanslarını ellerinden almaktadır. Zira, ayda birden fazla doz olacak şekilde en az 6 ay kullanılması gereken ilacın yüksek bedeli ilaçların hastalar tarafından satın alınmasını imkânsız kılmaktadır.

Kanser hastalarının tedavisinde olumlu neticelerin alınmasını sağlamasına rağmen hastalar tarafından bedelleri karşılanamayan Opdivo (Nivolumab) gibi ilaçların bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmaması büyük mağduriyetlere sebep olmakta ve kanser hastalarının sağlığını önemli ölçüde tehdit etmektedir.

Kanser hastaları tarafından ilaç bedellerinin karşılanması için yapılan başvurular, Sağlık Bakanlığı’nca yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği‘nin (SUT) 4.2.14.C./pp düzenlemesinde yer verilen durumlar dışında ödeme yapılmadığı gerekçe gösterilerek Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından reddedilmektedir. Dolayısıyla, endikasyon dışı tedavi olduğunu ileri süren Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ilaç bedellerini karşılamamaktadır.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ilgili düzenlemeyi gerekçe göstererek ilaç bedellerini karşılamasa da bu durum İnsan Hakları Evrensel Bildirisi (İHEB) md. 3, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) md. 2, Anayasa md. 15/2 ve Anayasa md. 17/1 düzenlemelerine aykırılık oluşturmaktadır. Yaşam hakkını ihlal eden bu durum, uluslararası düzenlemeler yanında kişinin yaşama hakkına dokunulamayacağı ve herkesin, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğundan hareketle Anayasa’yla da korunmaktadır.

Konuya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları incelendiğinde, taraf devletlerin kasıtlı ve hukuka aykırı olarak kişilerin hayatına son vermekten kaçınması yanında yargı yetkisi altındaki insanların yaşamlarını koruma açısından da gerekli önlemleri alma yükümlülüğünün bulunduğu ifade edilmektedir. Bu kapsamda, devletlerin hastalara ücretsiz tedavi ve ilaç sağlaması gerekirken bu hizmetlerin kamu kurumları tarafından karşılanmaması yaşam hakkının korunması yükümlülüğüne aykırı bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), insan hayatının korunması gereken durumlarda devletlerin mali kaynakların yetersizliğini ileri süremeyeceğini belirtmektedir. Nitekim, kaynakların yetersizliği ileri sürülerek kişilere yeterli tıbbi destek sağlanamaması bireylerin hayatının riske sokularak yaşam hakkının ihlaline sebep olmaktadır.

İlgili düzenlemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları değerlendirildiğinde, kişilerin yaşamını kurtarmak için gerekli olan tıbbı tedavi veya ilaç giderlerinin karşılanması yaşam hakkının korunması açısından devletin yükümlülükleri arasında sayılmıştır. Devletler yaşamı riskte olanlar için bu riski ortadan kaldırmakla yükümlü kılınmıştır. Zira, diğer hak ve özgürlüklerin kullanabilmesi yaşam hakkının sağlanmasına bağlı olduğu için insan hayatına yönelik tehlike ve risklerin kamusal otoriteler tarafından bertaraf edilmesi gerekir.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ilaç bedellerinin karşılanmaması durumunda, söz konusu mağduriyetin giderilmesi adına hastaların mahkemeye başvurarak bu işlemin iptalini istemesi ve Optivo (Nivolumab) SGK iptal davası açması gerekmektedir. Kurum aleyhine açılacak Optivo (Nivolumab) SGK iptal davası açısından en önemli husus ise yargılama sırasında alınacak tedbir kararıdır. Zira, ilaç bedellerinin ivedi bir şekilde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmaması telafisi güç ve imkânsız zararlara sebebiyet verebilecektir. Bu kapsamda ilacın, hastalığın tedavisinde hekim tarafından faydalı ve zorunlu görülmesi, hastanın gelirine göre karşılama gücünün üstündeki değeri, doktor tavsiyesi dışında seçiminin mümkün olmaması yanında Anayasa ile koruma altına alınan sağlık güvencesi ve yaşam hakkının kutsallığı, hastalığın tedavisi için elzem olan ilaç tedavisinin aksaması halinde onarılmaz, telafisi güç ve imkânsız zararların doğacağı ifade edilerek ilaç bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması talep edilmelidir.

Tedbir talepli iptal davalarında mahkemeler çoğunlukla, hastalığın tedavisi için elzem olan ilaç tedavisinin aksaması halinde telafisi güç zararlar doğacağı için Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’nun ilaç bedelinin ödenmesine ilişkin red kararını tedbiren durdurularak ilaç bedelinin dava süresince ücretsiz karşılanmasına karar vermektedir.

İhtiyati tedbir talebinin mahkeme tarafından kabul edilmemesi durumunda ise Bölge Adliye Mahkemesinden ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılması talep edilmeli ve alınacak olumsuz kararlar Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuruya konu edilmelidir. Zira, bu talebin mahkemeler tarafından kabul edilmemesi, temel insan haklarına aykırılık oluşturacaktır. Yaşam hakkının konu edildiği bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi tarafından öncelikle incelenecek ve hastanın mağduriyetinin ivedi bir şekilde giderilmesi sağlanacaktır.