,

ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL DAVASI

ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL DAVASI ANKARA

Ecrimisil haksız işgal davası oldukça merak edilen bir konudur. Ecrimisil haksız işgal davası açısında öncelikle konuya ilişkin detaylı bilgi verilecek ve ecrimisil haksız işgal davası ile ilgili Yargıtay kararlarına konu somut olaylar incelenecektir. Böylece ecrimisil haksız işgal davası örneklerle desteklenecek ve sorunların çözümüne ilişkin öneriler sunulacaktır. Bunun yanında ecrimisil haksız işgal davası ile ilgili alanında uzman ecrimisil haksız işgal davası avukatından hizmet alınmasında fayda vardır. Nitekim uzman bir avukata başvurmak oluşabilecek hak kayıplarının önüne geçecektir.

ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL DAVASI NEDİR?

Ecrimisil bir diğer ismiyle haksız işgal tazminatı, hak sahibi olmayan zilyedin, zilyet olmayan hak sahibine ödediği kötü niyet tazminatıdır. Bir diğer ifadeyle ecrimisil tazminatı, bir malın haksız kullanılması sonucunda ödenen bedeldir. Böylece hak sahibi, bir malı kullanmak için hukuki bir hakka sahip olmayan kişiden o maldan yararlanması sebebiyle ve yararlanma karşılığında bir bedel talep eder. Bunun için hak sahibi, kötü niyetli zilyede karşı ecrimisil haksız işgal davası açmalıdır.

ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL DAVASI İÇİN ARANAN ŞARTLAR NELERDİR?

Ecrimisil haksız işgal davası için aranan şartlar, Yargıtay kararlarıyla ortaya konulmuştur. Bu kapsamda ecrimisil haksız işgal davası için işgalin haksız olması, işgalin kötü niyetli olması ve haksız işgal sonucu zararın doğması gerekir. Bu şartlar mevcutsa ecrimisil haksız işgal davası açılabilir.

ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL DAVASI İÇİN İŞGALİN HAKSIZ OLMASI

Ecrimisil haksız işgal davası açısından işgalin haksız olması gerekir. Haksız işgal duraksamaya yer bırakmayacak şekilde kanıtlandığında davalı ecrimisil ödemeye mahkûm edilebilir. Haksız işgal için bir mal tamamen ele geçirilmeli ve bu ele geçirme hukuka uygun bir sebebe dayanmamalıdır. Ayrıca eşya üzerinde hak sahibi olan kişinin bu duruma rızası bulunmamalıdır. Hak sahibinin haksız işgalden haberinin olmaması, rızasının son bulması veya rızanın geri alınmış olması durumunda da hak sahibi ecrimisil haksız işgal davası açabilir. Ecrimisil haksız işgal davasına ilişkin sıkça karşılaşılan haksız işgal halleri, başkasının arazisinin ekilip biçilmesi, taşınmazı kullanmaya yarayan anahtara el konulması, taşkın yapı sebebiyle komşu taşınmazın kullanımının engellenmesi, başkasının taşınmazına girişi engelleyecek yapılar yapılması veya taşınmaza girilerek fiilen kullanılması şeklinde sayılabilir.

“Dava; ecrimisil istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde vekil edenin taşınmazdan 2012 yılında ayrıldığını bildirmekle bu tarihe kadar olan haksız işgali kabul ettiği görülmüştür.

Ecrimisil hak sahibi olmayan zilyedin, zilyet olmayan hak sahibine ödediği kötü niyet tazminatıdır. Başka bir anlatımla; davalının, davacıya ecrimisil ödemeye mahkum edilebilmesi için haksız işgalin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerekir. Dava 6100 sayılı HMK‘nin yürürlükte olduğu 06.11.2014 tarihinde açılmış ve davacı tarafın delilleri arasında yemin ve tanık delili bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı tarafça delil olarak dayanılan ve dosya arasında mevcut olan İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/932 Esas, 2000/1023 Karar sayılı dosyasında davalı aleyhine ecrimisile hükmedilmiş ise de; el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında verilen kararların sonraki dönem için maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığı sonucuna göre; davacı lehine ecrimisile hükmedilmesi için kanıtlanması gereken haksız işgal davacı tarafından kanıtlanamadığından davalı vekilinin temyiz dilekçesinde kabul ettiği gibi 2009-2012 arası dönem için ecrimisile hükmedilmesi gerekir iken; haksız işgalin kanıtlanamadığı 2012 sonrası için de ecrimsile hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…” (Yargıtay 8. HD., E. 2018/4369, K. 2019/11072, T. 9.12.2019).

ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL DAVASI İÇİN İŞGALİN KÖTÜ NİYETLİ OLMASI

Ecrimisil haksız işgal davası için aranan şartlardan bir diğeri ise işgalin kötü niyetli olmasıdır. Eşyanın doğrudan zilyedi olan kişinin zilyetliği haksız olmalı ve herhangi bir hakka dayanmamalıdır. Bununla birlikte zilyedin iyi niyetli olması da mümkündür.  İyi niyetli zilyet, eşyayı haksız olarak kullandığını bilmeyen veya bilebilecek durumda olmayan kişidir. Eşyadan iyi niyetli olarak yararlanan kişi bunun için herhangi bir tazminat ödemek zorunda kalmaz. Ayrıca iyi niyetli zilyet eşyadan yararlanması sebebiyle eşyada oluşan zarardan da sorumlu olmaz. Kötü niyetli zilyet ise geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorunda kalır. Anlatılanlar doğrultusunda ecrimisil haksız işgal davasında sorumlu tutulacak kişiler kötü niyetli haksız işgalcilerdir.

“Bilindiği üzere ecrimisil kötü niyetli zilyedin malike ödemekle yükümlü olduğu haksız işgal tazminatıdır. Çekişme konusu 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden, son kayıt maliki …’in kötü niyetinin ispat edilemediği gerekçesiyle davalı … yönünden tapu iptal ve tescil talebinin reddine, anılan parsel için davacının bedel isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiş, bu husus davacı tarafından temyiz konusu yapılmamış, …’in kötü niyeti tespit edilememiştir. Bu nedenle davalı … yönünden ecrimisil talebinin reddi yerindedir. Ancak, … dışındaki davalılar muvazaa işleminin tarafı olduklarından kötü niyetlidirler.

Bu durumda … dışındaki davalıların mirasbırakanın ölüm tarihi ile eldeki davanın dava tarihi arasındaki dönem için ecrimisilden sorumlu tutulmaları gerektiği açıktır…” (Yargıtay 1. HD., E. 2016/16574, K. 2020/1893, T. 16.3.2020).

ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL DAVASI İÇİN ZARARIN ORTAYA ÇIKMASI

Ecrimisil haksız işgal davası için haksız işgalin varlığı ve işgal edenin kötü niyeti yanında hak sahibinin zarara uğraması da gerekir. Ecrimisil sonucunda üç çeşit zarar oluşabilir. Bunlar, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar, kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar)’dır. Bunlar ecrimisilin kapsamını belirler. Bununla birlikte, taşınmazdan davacı tarafın ne şekilde ekonomik gelir elde ettiğinin ispatı zorunlu olmadığı gibi haksız olarak kullanılan taşınmazın ekonomik tahsis amacı itibariyle gelir getirmeye özgülenmemiş olması da sonuca etkili değildir.

Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). Öte yandan; ecrimisile hükmedilebilmesi için, taşınmazdan davacı tarafın ne şekilde ekonomik gelir elde ettiği hususunun ispatı zorunlu olmadığı gibi haksız olarak kullanılan taşınmazın ekonomik tahsis amacı itibariyle gelir getirmeye özgülenmemiş olması dahi sonuca etkili değildir.” (Yargıtay 8. HD., E. 2018/2813, K. 2019/416, T. 16.1.2019).

ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL DAVASINDA FAİZ TALEBİ

Ecrimisil haksız işgal davasında, talep olması halinde, her yıl için saptanan ecrimisil miktarına, tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren yasal oranda kademeli faiz işletilir. Kademeli faiz talebi yoksa ve yalnızca faiz talep edilmiş ise bu durumlarda dava tarihinden itibaren yasal faize hükmolunur.

“Dava, ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme sonucunda, davacının iddialarının kanıtlandığı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davalının, bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerinde değildir. Reddine. Ancak, bilindiği gibi, ecrimisil isteğini içeren davalarda, talep olması halinde, bilirkişi tarafından her yıl için saptanan ecrimisil miktarına, tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren yasal oranda işleyecek kademeli faiz hükmedileceği; kademeli faiz talebi yoksa yalnızca faiz talep edilmiş ise bu durumlarda dava tarihinden itibaren yasal faize hükmolunabileceği de tartışmasızdır. O halde, davacı tarafından, dava dilekçesinde kademeli faiz talebi açıkça belirtildiğine göre, dava dilekçesiyle talep edilen toplam 12.000,00 TL. Ecrimisil için, her dönem için tahakkuk eden ecrimisil bedeli ayrı ayrı belirtilmek suretiyle, her bir dönem için belirlenen ecrimisil tutarına dönem sonundan itibaren işleyecek kademeli faiz uygulanması gerekirken, bu husus gözetilmeksizin, yazılı şekilde toplam tutar olan 12.000,00 TL ecrimisil bedelinin her yıl dönem sonundan itibaren hesaplanacak faiz ile birlikte davalıdan alınmasına şeklinde infazda sorun yaratacak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.” (Yargıtay 1. HD., E. 2014/17030, K. 2014/18896, T. 3.12.2014).

ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL DAVASI ZAMANAŞIMI SÜRESİ

Ecrimisil haksız işgal davası beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Ecrimisil haksız işgal davasında beş yıllık zamanaşımı süresi dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Yargıtay kararları doğrultusunda bu süre kira sözleşmesi hükümlerine göre belirlenmiştir.

“25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.” (Yargıtay 8. HD., E. 2018/2006, K. 2018/16433, T. 27.09.2018).

BİRLİKTE MÜLKİYET HALİNDE ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL DAVASI

Birlikte mülkiyet paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti olarak ikiye ayrılabilir. Hak sahibi olunan eşya paylara ayrılmış ve her malikin payı belli ise paylı mülkiyet, eşya üzerinde maliklerin paylarının sınırı belli değilse elbirliği mülkiyeti söz konusudur. Ecrimisile konu taşınmaza paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyeti ile hak sahibi olan kişiler söz konusu taşınmaz üzerinde hak iddia edebilirler.

PAYLI MÜLKİYETTE ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL DAVASI

Ecrimisile konu taşınmaz üzerinde malikler paylı mülkiyet hakkına sahiplerse haksız işgal durumunda tüm paydaşlar birlikte hareket ederek ecrimisil talebinde bulunmalıdır. Ancak paydaşlar arasında fiili paylaşım yapılmış ise her paydaş kendisine ait paya yönelik ecrimisil talebinde bulunabilir. Paydaşlar arasında kullanıma ilişkin geçerli bir taksim sözleşmesi yapılması buna örnek verilebilir. Bu halde her paydaş haksız işgal durumunda kendi hakkı doğrultusunda ecrimisil talep edebilir.

“O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK‘nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.” (Yargıtay 8. HD., E. 2018/5801, K. 2020/7172, T. 12.11.2020).

ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİNDE ECRİMİSİL

Elbirliği mülkiyeti daha çok miras hukukunda görülür. Elbirliği mülkiyeti halinde ecrimisile konu taşınmaza üçüncü bir kişinin haksız işgali varsa ecrimisil taleplerini içeren dava tüm mirasçılar tarafından birlikte açılmalıdır. Ecrimisile ilişkin taleplerde bütün ortaklar oy birliğiyle karar almalıdır.

PAYDAŞLARIN BİRBİRLERİNE KARŞI ECRİMİSİL TALEBİ

Paydaşlar birbirine karşı ecrimisil haksız işgal davası açılabilirler. Paydaşların birbirlerine karşı ecrimisil haksız işgal davası açması için kural olarak, intifadan men koşulu aranır. İntifadan men, hakkından fazlasını işgal eden kişilerin, hakkı olmayan kadar kısmı işgalden men edilmeleridir. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi ecrimisil haksız işgal davasında önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmesine bağlıdır. Böylece bir paydaş ya da ortak, hakkından fazlasını işgal ederek diğer paydaş ya da ortağın hakkını ihlalden men edilir. Bu sebeple diğer paydaşlara karşı ecrimisil talebi, intifadan men koşuluna bağlıdır.

İNTİFADAN MEN KOŞULUNUN ARANMADIĞI ECRİMİSİL HALLERİ

Ecrimisil haksız işgal davası açısından intifadan men koşulu aransa da bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bazı istisnaları vardır. Bunlar, davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil haksız işgal davası ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.

ECRİMİSİL HESABI NASIL YAPILIR?

Ecrimisil bedelinin tespiti, Yargıtay kararları doğrultusunda belirlenmiştir. Bu kapsamda ecrimisil en az kira geliri en çok da tam gelir yoksunluğu üzerinden hesaplanmalıdır. Davacının bu konuda net bir talebi yoksa hâkim tarafından bu belirsizlik açıklattırılmalıdır. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.

“Somut olayda; Mahkemece, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın dava tarihindeki belirlenen kira bedeline geriye doğru ÜFE artışı uygulanması yapılarak ecrimisil hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parasının belirlenmesi, sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilmesi gerekir.” (Yargıtay 8. HD., E. 2018/5769, K. 2020/7387, T. 19.11.2020).

ECRİMİSİL DAVASINI KİM AÇABİLİR?

Ecrimisil haksız işgal davasını haksız işgale konu eşya üzerinde hakkı olan kişi açabilir. Dolayısıyla taşınmaz üzerinde hak sahibi olan kişiler ve malik bu davayı açabilir. Ayrıca sınırlı ayni hak sahipleri ve şahsi hak sahipleri de ecrimisil haksız işgal davası açabilirler.

ECRİMİSİL DAVASI KİME KARŞI AÇILIR?

Ecrimisil haksız işgal davası dava konusu şeyi işgal eden kişiye karşı açılır. Başka bir anlatımla bu davanın davalısı davaya konu taşınmazı haksız yere işgal eden kişidir.

ECRİMİSİL DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME

Ecrimisil haksız işgal davasında görevli mahkeme belirlenirken Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) esas alınır. Ecrimisil haksız işgal davasında, hak malvarlığı hakkına ilişkin olduğu için asliye hukuk mahkemeleri görevlidir.

“Dava, davacının iddiası ve dosyadaki deliller göz önüne alındığında ecrimisil talebine ilişkindir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevi” başlıklı 2.maddesine göre; dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığı ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. O halde talebe konu ecrimisil alacağına ilişkin davaya genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bakılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ve gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” (Yargıtay 13. HD., E. 2015/41855, K. 2017/4607, T. 17.04.2017).

ECRİMİSİL DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME

Ecrimisil Yargıtay uygulamasında haksız fiil olarak nitelendirildiği için HMK md. 16 gereğince haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Ayrıca ecrimisil haksız işgal davası taşınmazın aynı ile ilgili dava olmadığı için HMK md. 12 uygulanmaz. Kesin yetki kuralı olmadığı için de HMK’de ki genel yetki kuralı uygulama alanı bulur ve bu bağlamda, genel yetkili mahkeme olan davalının ikametgâhı mahkemesi de yetkili olur.

“Dava; ecrimisil talebine ilişkindir. Gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan zilyetten isteyebileceği bir bedeldir. Ecrimisil bir tür haksız fiil tazminatıdır.

Ecrimisil 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İBK’da haksız eylem olarak nitelendirilmiş bulunduğundan HMK’nin 16 maddesi uyarınca; haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Ayrıca ecrimisil davası taşınmazın aynı ile ilgili dava olmadığı için HMK’nin 12. maddesi uygulanmaz. Kesin yetki kuralı olmadığı için de HMK’de ki genel yetki kuralı uygulama alanı bulur ve bu bağlamda, genel yetkili mahkeme olan davalının ikamatgahı mahkemesi de yetkilidir. Yetkili mahkemenin tayininde davacının seçimlik hakka sahip olduğu ve somut olayda davacının haksız fiilin işlendiği yer olan Bakırköy Mahkemesini seçtiği anlaşılmıştır. Davacının seçimlik hakkı bulunduğu gözetilmek suretiyle işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 8. HD., E. 2018/7717, K. 2021/77, T. 11.1.2021).

Benzer yazılar için bakınız.

https://www.hkavukatlik.com/muris-muvazaasi-davasi/

https://www.hkavukatlik.com/miras-sebebiyle-istihkak-davasi/

https://www.hkavukatlik.com/sgk-kanser-ilaci-davasi/

https://www.hkavukatlik.com/guvence-hesabina-karsi-dava/

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir