,

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇU

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇU ANKARA AVUKATI

Marka hakkına tecavüz suçu 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)’nun “marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler” başlıklı 30. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili düzenlemede, başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz edilerek mal üretilmesi veya hizmet sunulması, satışa arz edilmesi veya satılması, ithal ya da ihraç edilmesi, ticari amaçla satın alınması, bulundurulması, nakledilmesi veya depolanması fiillerinin marka hakkına tecavüz suçu oluşturacağı ifade edilmiştir.

Aşağıda marka hakkına tecavüz fiilleri, suçun cezası, markanın mal ve ambalaj üzerinden kaldırılması, başkasına ait marka üzerinde işlemde bulunulması, tüzel kişi faaliyeti çerçevesinde marka hakkına tecavüz suçu, marka hakkına tecavüz suçunun şikayete tabi olup olmadığı, şikayet hakkının kim tarafından kullanılacağı, hızlı imha prosedürü, kıyas yasağı, marka hakkına tecavüz suçunun zincirleme şekilde işlenmesi, uzlaştırma, vekalet ücreti, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve marka hakkına tecavüz suçunda teşebbüs gibi konular ayrıntılı bir şekilde incelenecektir.

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇU FİİLLERİ

Marka hakkına tecavüz fiilleri, SMK md. 30/1’de başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz edilerek mal üretilmesi veya hizmet sunulması, satışa arz edilmesi veya satılması, ithal ya da ihraç edilmesi, ticari amaçla satın alınması, bulundurulması, nakledilmesi veya depolanması şeklinde sayılmıştır. Dolayısıyla burada sayılan fiilleri işleyen kişiler marka hakkına tecavüz suçu kapsamında yargılanır.

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇUNUN CEZASI

SMK md. 30/1’de sayılan fiiller neticesinde marka hakkına tecavüz suçunu işleyen bir kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

MARKANIN MAL VE AMBALAJ ÜZERİNDEN KALDIRILMASI

Marka koruması olduğunu belirten işaretin yetkisi olmayan kişiler tarafından mal veya ambalaj üzerinden kaldırılması da marka hakkına tecavüz suçunu oluşturur. Bu kişiler bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

BAŞKASINA AİT MARKA ÜZERİNDE İŞLEMDE BULUNULMASI

Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi marka hakkına tecavüz suçu kapsamında yargılanır. Bu kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

TÜZEL KİŞİ FAALİYETİ ÇERÇEVESİNDE MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇU

SMK md. 30’da sayılan marka hakkına tecavüz suçu fiilleri bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenebilir. Bu durumda ayrıca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇU ŞİKAYETE TABİ MİDİR?

SMK md. 30’da yer alan suçlar şikâyete tabidir. Bu suçlar hakkında resen soruşturma yapılamaz. Dolayısıyla, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı marka hakkına tecavüz suçunda marka hakkı sahibi veya yetkilendirdiği kişi ilgili makamlara başvurmalıdır.

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇUNDA ŞİKAYET HAKKINI KİM KULLANABİLİR

Marka hakkına tecavüz suçlarında şikâyet hakkı, münhasıran marka sahibine aittir. Bu kapsamda tescilli markanın sahibi olan ve marka korumasından doğan hakları tecavüze uğrayan gerçek veya tüzel kişiler şikâyetçi olabilirler. Şikâyet hakkını kullanacak marka sahibinin adı veya unvanı TÜRKPATENT nezdinde tutulan marka sicilinde yer almalıdır. Şikâyet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan bu hakkın başkaları tarafından kullanılması mümkün değildir. Şikâyette bulunma yetkisini de içeren vekâletname verilmesi durumunda şikâyet hakkı avukat vasıtasıyla da kullanılabilir.

“Dosya içerisinde mevcut olan ve F1 B.V. firmasının yetkilisi tarafından F2 irtibat bürosu yetkilisi K2’e verilen asıl vekaletnamenin içeriğinde “Bir gümrük süreci ya da başka bir süreci takip etme anlaşması vaka bazında mektup, faks veya e-posta iletişimi ile yapılacaktır.” şeklindeki kısıtlamanın bulunduğu, katılan firma vekilinin; sanık hakkında şikâyet hakkının kullanılması amacıyla ve şikâyet tarihini kapsar şekilde marka sahibi firmanın yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, faks veya elektronik posta iletisi aslını veya tercümesinin onaylı örneklerini dosyaya ibraz edemediği, şikayet tarihinden sonra düzenlenen vekaletnamenin de sonuca etki etmeyeceği anlaşıldığından, marka sahibi F1 B.V. firmasının sanık hakkında şikayet tarihi itibarıyla hukuken geçerli bir şikâyetinin bulunmadığı gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi…” (Y. 7. CD., E. 2021/24093 K. 2022/915 T. 18.01.2022).

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇUNDA ŞÜPHELİLERİN TESPİTİ

Marka hakkına tecavüz suçunda öncelikle şüphelilerin tespitine yönelik işlemler yapılır sonrasında ise şüpheliler hakkında iddianame düzenlenir. Suça konu ürünlerin sahiplerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi durumunda ise dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmelidir.

“Kabule göre de, Her ne kadar “…İfadeleri alınan Şüpheliler … ve …’in, şikayete konu ürünlerin nakliye hizmetini sundukları, suça konu ürünlerin sahiplerinin ise tüm araştırmalara rağmen tespit edilemediği, şüpheli savunmaları ve dosya kapsamına göre, şüphelilerin nakliye hizmeti sundukları ürünlerin, savunmalarının aksine, marka taklidi olduğunu bildikleri ve üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair haklarında kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı…” gerekçesiyle suça konu taklit ürünlerin göndericisi ve alıcısı hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelilerin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelilerin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, şüpheliler tespit edilemediği takdirde ise dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmesi gerektiği…” (Y. 7. CD., E. 2021/29270 K. 2021/17411 T. 14.12.2021).

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇU NASIL TESPİT EDİLİR

Marka hakkına tecavüz suçunun yargılamasında öncelikle tescilli olduğu iddia edilen markalara ait tescil belgelerinin, Resmi Marka Gazetesinde yayınlanma tarihi ile suç tarihinde geçerli bulunup bulunmadığının tespiti açısından emtia listesi ile birlikte onaylı ve renkli örnekleri getirtilir. Sonrasında ise konusunda uzman bir bilirkişi tayin edilerek; aramada ele geçirilen ürünler ile, katılandan temin edilecek orijinal ürünlerin karşılaştırılması suretiyle; ele geçirilen ürünler üzerinde kullanılan markaların, katılan adına tescilli olan markalarla iktibas veya iltibas oluşturacak şekilde taklit olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise katılanın hangi marka veya markalarına tecavüz edildiği, bu markaların suç tarihi itibariyle geçerli olup olmadığı ve marka tescil korumasının emtia grubunu kapsayıp kapsamadığı belirlenir. Bunun yanında, suça konu ürünlerde kullanıldığı iddia olunan marka ve logolar ile orijinal ürünlerde yer alan marka ve logoların karşılaştırılabilmesi için örnekleri veya resimleri dosyaya eklenir. Daha sonrasında diğer işlemler yapılarak karar verilir.

“Öncelikle katılan firma adına tescilli olduğu iddia edilen markalara ait marka tescil belgelerinin Türk Patent ve Marka Kurumundan Resmi Marka Gazetesinde yayınlanma tarihi ile suç tarihinde geçerli bulunup bulunmadığının tespiti açısından emtia listesi ile birlikte onaylı ve renkli örnekleri getirtildikten sonra konusunda uzman bir bilirkişi tayin edilerek; aramada ele geçirilen ürünler ile, katılan firmadan temin edilecek orjinal ürünlerin karşılaştırılması suretiyle; 29/04/2015 tarihinde ele geçirilen ürünler üzerinde kullanılan markaların, katılan firma adına tescilli olan markalarla iktibas veya iltibas oluşturacak şekilde taklit olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise katılanın hangi marka veya markalarına tecavüz edildiği, bu markaların suç tarihi itibariyle geçerli olup olmadığı ve marka tescil korumasının emtia grubunu kapsayıp kapsamadığı belirlenerek, suça konu ürünlerde kullanıldığı iddia olunan marka ve logolar ile orjinal ürünlerde yer alan marka ve logoların karşılaştırılabilmesi için örnekleri veya resimlerinin de temyiz denetimine olanak verecek şekilde dosyaya eklenmesinden…,” (Y. 7. CD., E. 2021/15362 K. 2021/16104 T. 01.12.2021).

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SEBEBİYLE CEZA VERİLEBİLMESİNİN ŞARTI

Marka hakkına tecavüz suçu kapsamında bir kişinin cezalandırılması için SMK md. 30 tescil şartı aramaktadır. Bu kapsamda söz konusu suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olması gerekir.

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇUNDA CEZAYA HÜKMEDİLMEMESİ

Marka hakkına tecavüz fiilini işleyen kişi, malın teminini, üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve mallara elkonulmasını sağlarsa cezalandırılmaz. Dolayısıyla, başkasının hak sahibi olduğu markayı taklit ederek üreten, satışa arz eden veya satan kişi bu malı nereden temin ettiğini bildirir ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlarsa hakkında cezaya hükmolunmaz.

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇUNDA HIZLI İMHA PROSEDÜRÜ

Marka hakkına tecavüz suçunda hızlı imha prosedürü SMK md. 163’de düzenlenmiştir. Bu kapsamda emanet bürosunda muhafaza edilemeyecek eşyalar önce mahallin maliye teşkilatına gönderilir, daha sonra şartlar oluşmuşsa bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra imha edilir.

SUÇA KONU EŞYANIN MALİYE TEŞKİLATINA GÖNDERİLMESİ

Elkonulan veya muhafaza altına alınan suça konu eşyanın sayısı, ebadı veya niteliği gibi nedenlerle emanet bürosunda muhafaza edilemeyecek olması hâlinde, Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda numune alınması mümkün olan eşyadan yeteri kadar numune alınmasını müteakip geri kalan suç eşyası mahallin maliye teşkilatına gönderilir. Numunelerle birlikte elkonulan eşyanın miktarı, cinsi, ebadı gibi tüm bilgilerini içeren tutanak Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilir.

SUÇA KONU EŞYANIN İMHASI

Numune alınmak suretiyle mahallin maliye teşkilatına teslim edilen suça konu eşyanın, zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı ya da muhafazasının ciddi külfet oluşturması hâlinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine hâkim, kovuşturma aşamasında hükümden önce mahkeme tarafından imhasına karar verilir. İmha işlemleri Cumhuriyet savcısının başkanlığında maliye teşkilatınca oluşturulan üç kişilik komisyon huzurunda yapılır ve buna dair tutanak tanzim edilir.

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇUNDA TESCİLLİ SINIFLARIN ETKİSİ

Marka hakkına tecavüz suçu açısından başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz edilmesi aranır. Bu sebeple yargılamada, markaların ayırt ediciliği yanında markalar arasında benzerlik ve markaların tescilli olduğu sınıflar arasında benzerlik dikkate alınır. Tüm bu hususlar değerlendirildikten sonra markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı tespit edilirse sanığın beraatine karar verilir.

“Dosya içerisinde mevcut olan katılan şirket adına 2000 00599 tescil numaralı “arkadaş” markasının tescil belgesinin incelenmesinde 09, 35, 38, 40, 41 ve 42. emtia sınıflarında koruması olduğunun ancak 16. sınıfta tescili bulunmadığı gibi 35. sınıf kapsamında kırtasiyecilik hizmetleri alanında da korumasının bulunmadığının, bununla birlikte sanığın iş yeri tabelası ve tanıtım broşürlerinde “arkadaş” ibaresinin üst kısmında kırmızı – mavi şeritlerin, alt kısmında ise kırmızı renkte “Kırtasiye Kitapevi” yazısının bulunduğunun, tabelanın sağ ve sol kenarlarında ağaç ve kalem resimleri ile birlikte “Yardımcı Ders Kitapları TEOG, YGS, ALES, KPSS, DGS, YDS) İkinci El Kültür ve Kaynak Kitapları, Hediyelik Eşya Fotokopi” ibaresinin yazıldığının anlaşılması karşısında; ayırt edicilik gücü zayıf olan “arkadaş” markasının sanık tarafından yukarıda anlatıldığı şekilde kullanılması şeklinde gerçekleşen eylemin, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-1 maddesinde düzenlenen suçu maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşturmayacağı gözetilerek…” (Y. 7. CD., E. 2021/6075 K. 2021/15356 T. 09.11.2021).

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇUNDA KIYAS YASAĞI

Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Bu kapsamda suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince sanıkların eylemi SMK md. 30’da sayılan fiiller arasında bulunmuyorsa kıyas yapılmadan beraat kararı verilmelidir.

“Sanıkların bu eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-1 maddesinde yer alan seçimlik hareketlerin kapsamına girmediği anlaşılmış olup; 5237 sayılı TCK’nun 2. maddesinde “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.” (Y. 7. CD., E. 2021/23750 K. 2021/17195 T. 14.12.2021).

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇUNUN ZİNCİRLEME ŞEKİLDE İŞLENMESİ

Zincirleme suç Türk Ceza Kanunu (TCK) md. 43’de düzenlenmiştir. İlgili düzenlemede, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedileceği, ancak bu cezanın, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda sanığa ait depoda aynı gün yapılan aramalarda farklı firmalar adına tescilli markaların taklidi olan ürünlerin bulunması gibi bir durumda marka hakkına tecavüz suçunun zincirleme şekilde işlendiği kabul edilir.

“34 R 4416 plakalı araçta ve sanık …’e ait depoda aynı gün yapılan aramalarda farklı firmalar adına tescilli markaların taklidi olan ürünlerin ele geçirilmesi karşısında, tayin olunan cezaların TCK’nun 43/2. maddesi gereğince artırılmaması suretiyle sanıklar hakkında eksik ceza tayini, …. Kanuna aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA,” (Y. 7. CD., E. 2021/5703 K. 2021/16755 T. 07.12.2021).

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇUNDA UZLAŞTIRMA

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) md. 253/1’de, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulacağı düzenlenmiştir. Marka hakkına tecavüz suçu da şikâyete tabi bir suç olduğundan uzlaştırmaya tabidir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılırlar.

“01/04/2015 tarihli arama ve elkoyma tutanağı ile sanıkların savunmalarına göre; sanıklardan …’ın diğer sanık … ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek taklit markalı deterjanların üretimine iştirak ettiği yönünde delil bulunmadığı gözetilerek; sanık …’ın dosya kapsamına göre taklit markalı deterjanları sattığı iddia edilen olayda; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan (suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/7. maddesinin aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinde düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık … hakkında 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik CMK’nun 253. ve 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,” (Y. 7. CD., E. 2021/5703 K. 2021/16755 T. 07.12.2021).

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇUNDA VEKALET ÜCRETİ

Marka hakkına tecavüz suçunda sanık aleyhine karar verilmesi durumunda katılan lehine vekalet ücretine hükmedilir. Ancak usulüne uygun olarak duruşmalardan haberdar edilmesine rağmen katılma talebinde bulunmayan ve katılan sıfatını alamamış şikayetçi lehine vekalet ücretine hükmedilmez.

“Usulüne uygun olarak duruşmalardan haberdar edildiği halde katılma talebinde bulunmayan ve katılan sıfatını da almamış olan şikayetçi Unilever N.V. firması lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, … Kanuna aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA,” (Y. 7. CD., E. 2021/5703 K. 2021/16755 T. 07.12.2021).

İNTERNET SİTESİNDE MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇU

Tescilli markanın alan adında veya internet sitesi içeriğinde marka hakkını ihlal edecek şekilde haksız ve izinsiz bir şekilde kullanılması marka hakkına tecavüz suçunu oluşturur. Yargılama aşamasında, sanığa ait web sitesi incelenir ve katılan adına tescilli markanın sanığa ait internet sitesinde karıştırılma tehlikesine sebep olacak şekilde kullanıldığı ve bunun ortalama tüketiciler üzerinde karışıklığa yol açtığı tespit edilirse sanığın mahkumiyetine karar verilir.

“Katılan … firması adına vekilinin 03.08.2017 havale tarihli şikayet dilekçesi ile, sanığın … alan adlı internet sitesinde …/…/beyazeşya/ anasayfa uzantısı ile açılan web sayfasında, katılan firma adına 2007 04425 numarası ile 07, 11, 20 ve 37. emtia sınıflarında tescilli “…” markasını haksız ve izinsiz şekilde kullandığı ve web sitesi içeriğinde “… Beyaz Eşya Servisi” ibaresi yazılmak suretiyle tüketiciyi aldatacak şekilde bayii izlenimi yarattığı yönündeki şikayeti üzerine yapılan soruşturma sonucunda sanığın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 30/1 ve TCK’nun 53. maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasına konu olayda;

Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile sanığa ait web sitesinin ekran görüntülerinin incelenmesinde; katılan adına, beyaz eşyaların bakım ve tamir hizmetlerini de kapsayan 37. sınıfta tescili bulunan 2007 04425 numaralı “…” markasının sanığa ait web sitesinde iltibas teşkil edecek şekilde kullanılması ve “… Beyaz Eşya Servisi” ibaresi yazılarak katılanın yetkili servisi olduğu izlenimi yaratılması halinin ortalama tüketiciler üzerinde karışıklığa ve aldatıcılığa yol açacağı gözetilerek, sanığın müsnet suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken…” (Y. 7. CD., E. 2021/26387 K. 2021/16432 T. 01.12.2021).

MARKA TAKLİDİ DURUMUNDA MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇU

Sanık, marka hakkına tecavüz konusu ürünleri lisanslı olarak satın aldığını iddia etse de yargılama sırasında alınacak bilirkişi raporunda ürünlerin marka taklidi olduğunun ve katılan adına tescilli markalarla karıştırılma tehlikesine sebep olduğunun tespit edilmesi durumumda marka hakkına tecavüz suçundan mahkum edilir.

“24/06/2015 tarihli tutanak içeriğine göre sanığın işlettiği … Oyuncak adlı iş yerinde yapılan aramada, üzerlerinde “…” markası bulunan üç adet oyuncağın raflarda ele geçirilmesi, sanığın savunmalarında bu oyuncakları toptancıdan lisanslı olarak satın aldığını beyan etmesi, 05/10/2015 tarihli bilirkişi raporunda ürünlerin marka taklidi olduğunun ve katılan adına tescilli markaların aynen kullanıldığının tespit edilmesi karşısında; sanığın marka hakkına tecavüz suçundan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi…” (Y. 7. CD., E. 2021/15183 K. 2021/11912 T. 06.10.2021).

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇUNDA HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI

CMK md. 231/5 kapsamında sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için suçun işlenmesiyle mağdurun zararının, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. Bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hâkimin kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemesi gerekir. Suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı durumda ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep eden sanığın bu talebi doğrultusunda karar verilmesi gerekir. Burada sayılan şartların sağlanması durumunda marka hakkına tecavüz suçunda da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir.

“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında; “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.” denilmektedir.

Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilebilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı gibi, suç tarihi itibariyle adli sicil kaydı bulunmayan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep eden sanık hakkında, zararın giderilmediği şeklindeki yerinde görülmeyen gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi…” (Y. 7. CD., E. 2021/14991 K. 2021/11117 T. 28.09.2021).

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇU HAGB’Yİ BOZAR MI?

CMK md. 231/8’de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi durumunda sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulacağı, CMK md. 231/11’de ise denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde, mahkemenin hükmü açıklayacağı ifade edilmiştir. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Burada sayılan şartların oluşması durumunda marka hakkına tecavüz suçu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını bozabilir.

“Ancak denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlendiği ihbarında bulunan Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14/11/2019 tarihli, 2019/1130 esas, 2019/1938 karar sayılı dosyasının incelenmesinde, sanık … hakkında “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretmek veya hizmete sunmak” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın da 18.12.2019 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla ihbara konu hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” olmadığı, bunun sonucu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, CMK’nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmayıp, bu kararların kasıtlı suçtan mahkumiyet olarak kabul edilme imkanı bulunmadığı gözetilmeden, CMK’nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılarak hükmün açıklanması hukuka aykırı bulunmuştur.” (Y. 4. CD., E. 2021/30784 K. 2021/22742 T. 28.09.2021).

MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇUNDA TEŞEBBÜS

TCK md. 35’te kişinin, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması durumunda teşebbüsten dolayı sorumlu tutulacağını düzenlenmiştir. Buradaki doğrudan doğruya icraya başlama ifadesinden suça teşebbüsten söz edilebilmesi için icra hareketlerine başlanılmış olması anlaşılır. İcra hareketinden önce gerçekleştirilen hazırlık hareketleri ise kanunda ayrıca suç olarak düzenlenmediği için cezalandırılmaz. Marka hakkına tecavüz suçu açısından da teşebbüs cezalandırılırken hazırlık hareketleri ise cezalandırılmaz.

“5237 sayılı TCK’nin 35. maddesinde yer alan “…doğrudan doğruya icraya başlayıp da…” ifadesinden de anlaşıldığı üzere suça teşebbüsten söz edilebilmesi için icra hareketlerine başlanılmış olması gerekmektedir. Bu kapsamda icra hareketinden önce gerçekleştirilen hazırlık hareketleri, kanunda ayrıca suç olarak düzenlenmemişse cezalandırılmamaktadır.

Somut olay incelendiğinde; 20/01/2011 tarihli inceleme ve tespit tutanağına göre sanığın sahibi olduğu iş yerinin giriş kapısı ve camlı vitrin üzerindeki tabelada katılan adına tescilli markanın yer aldığının, iş yerinin kapalı olduğunun ve camlı vitrinden kontrol edildiğinde iş yerinde yer alan rafların boş olduğunun, çevreden yapılan araştırmada iş yerinin açılışının yapılmadığının ve ürün satışına başlanmadığının tespit edilmesi, sanığın tüm aşamalarda katılan kurum ile bayilik anlaşması yapacağı düşüncesi ile tabelayı hazırlattığını ve iş yerinin faaliyete geçmediğini savunması karşısında; sanığın eyleminin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-1 maddesinde düzenlenen tipik hareketlere uymayıp, teşebbüs aşamasına ulaşmamış hazırlık hareketi niteliğinde olduğu gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi…” (Y. 19. CD., E. 2021/3664 K. 2021/16435 T. 29.06.2021).

DOMAİN ADININ KULLANILMASI MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇU MUDUR?

SMK md. 30 markanın internet ortamında alan adı olarak kullanılmasını, marka hakkına tecavüz suçunun seçimlik hareketleri arasında saymamıştır. Dolayısıyla tescilli markanın web sitesi içeriğinde kullanılmayıp domain adresinde kullanılması durumunda marka hakkına tecavüz suçu oluşmaz. Ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nda düzenlenen haksız rekabet suçu oluşabilir.

“Dosya içerisinde mevcut bilgi ve belgelere göre, işaretin internet ortamında “sadece” alan adı olarak kullanılması, marka hakkına tecavüz suçunun seçimlik hareketleri arasında sayılmadığından, sanığın web sitesi içeriğinde katılan şirket adına tescilli “ulusoy” markasını kullanmayıp, www….com şeklindeki domain adresinde kullanmaktan ibaret eyleminin marka hakkına tecavüz suçunu oluşturmayıp, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılıp değerlendirilmeden suç vasfında yanılgaya düşülerek yazılı şekilde marka hakkına tecavüz suçundan dolayı hüküm kurulması…” (Y. 19. CD., E. 2021/4403 K. 2021/7178 T. 24.06.2021).

Yazan: Av. Muhammet İkbal KARADAŞ

Benzer yazılar için bkz.

https://www.hkavukatlik.com/markanin-korunmasi/

https://www.hkavukatlik.com/marka-hukukunda-iptal-kararinin-etkileri/

https://www.hkavukatlik.com/markanin-hukumsuzlugu/

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir