EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI

EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI ANKARA AVUKATI

El atmanın önlenmesi davası (müdehalenin men’i davası), mülkiyet hakkının sağladığı kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkilerinin kullanılmasını engelleyen durumlara karşı koruma sağlar. Nitekim Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 283/2’de malik tarafından her türlü haksız el atmanın önlenmesinin dava edilebileceği belirtilmiştir. Bu dava ile mülkiyet hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla üçüncü kişi tarafından yapılan saldırıların önlenmesi, sona erdirilmesi ve zararların giderilmesi hedeflenir. Böylece malik, hakimiyeti altında bulunan taşınır veya taşınmaz malın mülkiyetine yönelik tecavüzü durdurur ve eşya üzerinde dilediği gibi hareket etme imkânını tekrardan elde eder.

Aşağıda, el atmanın önlenmesi davası hakkında genel bilgiler verildikten sonra şartları, kusur, zarar, taraflar, zamanaşımı, ispat, görevli ve yetkili mahkeme, zamanaşımı, ecrimisil talebi, karar, kararın icrası, karara aykırılık hususları detaylı bir şekilde incelenecektir. Bunun yanında el atmanın önlenmesi davasında yıkım talep edilip edilemeyeceği ile bu davanın idareye karşı açılıp açılamayacağı, komşu tarafından açılıp açılamayacağı, kooperatif üyeleri tarafından açılıp açılamayacağı ve ticari faaliyet sebebiyle açılıp açılamayacağı da Yargıtay kararları ile örneklendirilerek açıklanacaktır.

A- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASININ ŞARTLARI NELERDİR?

El atmanın önlenmesi davası açılabilmesi için birtakım şartlar aranır. Bunlar, haksız bir saldırının bulunması, bu saldırının devam ediyor olması ve davayı açan kişinin dava konusu eşya üzerinde malik sıfatını taşımasıdır.

1- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA HAKSIZ SALDIRI

El atmanın önlenmesi davasında haksız saldırı, üçüncü bir kişinin hukuka aykırı eylemde bulunarak mülkiyet hakkından doğan yetkilerin kullanılmasını engellemek amacıyla yapmış olduğu fiillerdir. Dolayısıyla işbu davanın açılabilmesi için haksız bir saldırının bulunması gerekir.

2- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA HAKSIZ SALDIRININ DEVAM EDİYOR OLMASI

El atmanın önlenmesi davasının açılabilmesi için haksız saldırının devam ediyor olması gerekir. Bir diğer ifadeyle dava açıldığı sırada üçüncü kişinin eylemlerinden dolayı malik mülkiyet hakkından doğan yetkilerini kullanamamalıdır. Mülkiyet hakkına yönelik saldırı tamamlanmış ise malik el atmanın önlenmesi davası açamaz ancak saldırı sebebiyle oluşan zararlarını isteyebilir.

“Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içinde bulunan bilirkişi raporuna göre; davalının, davacının mülkiyet alanı içinde kalan duvar üzerine, çatı makası koyarak dam yapmak şeklindeki tecavüzü sabit olduğu halde, yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” (Y. 14. HD. 2004/410 E., 2004/1218 K., 26.02.2004 T.).

3- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA EŞYA ÜZERİNDE MALİK SIFATININ TAŞINMASI

Taşınır ve taşınmaz eşya üzerinde hukuka uygun bir mülkiyet hakkı yoksa el atmanın önlenmesi davası açılamaz. Mülkiyet hakkı ise hukukun öngördüğü şekilde kazanılmalıdır. Nitekim, sicile geçerli bir tescille mülkiyetin kazanıldığı taşınmazlarda henüz sicile tescil edilmemiş bir taşınmaza dayanarak el atmanın önlenmesi davası açılamaz.

B- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA KUSUR

Mülkiyet hakkının sağladığı yetkilerin kullanılmasını engelleyen fiillere karşı el atmanın önlenmesi davası açılabilmesi için haksız saldırıda bulunan kişinin kusurlu olması gerekmez.

“Davacı, kayden malik olduğu 1690 ada 15 parsel sayılı taşınmaza, davalıların imara aykırı şekilde yapılanmak suretiyle müdahalede bulunduklarını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ile yapıların yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, Hazine yeri olduğu zannı ile 1988 yılında gecekondu tipinde evler yaptıklarını ve halen içerisinde oturduklarını, davacı şirketin malik olduğunu bilmediklerini, beyanla davanın reddini savunmuşlardır… Hemen belirtilmelidir ki; bir şeye malik olan kimse yasaların elverdiği ölçüde o şeyi dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarruf etme hakkına sahip olur. (TMK 683/1.md.) O şeye dışarıdan gelecek olan ve malikin mülkiyet hakkını kısıtlayacak her türlü tecavüzü açacağı elatmanın önlenmesi davası ile giderebileceği hususu mülkiyet hakkının tabii sonucudur. Malikin yukarıda tanımı yapılan mülkiyet hakkının üçüncü kişiler tarafından ihlalinin haksız eylem niteliği taşıyacağı da kuşkusuzdur. Çekişme konusu 1690 ada 15 parsel sayılı, 21.800 m2 büyüklüğünde, fundalık niteliğindeki taşınmazın davacı şirket adına kayıtlı olduğu sabittir. Bu durumda, kayden davacının maliki bulunduğu taşınmaza davalıların haklı ve geçerli bir nedeni olmaksızın elattığı belirlenerek elatmanın önlenmesi ve yıkım isteminin kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır.” (Y. 1. HD. 2014/10236 E., 2015/10685 K., 14.09.2015 T.).

C- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA ZARAR

El atmanın önlenmesi davası için kural olarak zararın doğması gerekir. Ancak yakın gelecekte zararın doğması pek muhtemel veya muhakkaksa zararın doğması beklenmeden de bu dava açılabilir.

“Elatmanın önlenmesi davası açılabilmesi için kural olarak zararın doğmuş olması gerekir. İleride zarar doğacağından bahisle dava açılamayacağından bu şekilde açılan davalar reddedilmelidir. Ancak, istisnai durumlarda, henüz zarar doğmadığı halde, yakın gelecekte zarar doğacağı pek muhtemel veya muhakkak ise, davacıya zarar tehlikesinin önlenmesi davasını açma hakkı tanınmalı, zararın doğması beklenmemelidir.” (Y. 14. HD. 2016/12321 E., 2019/4370 K., 14.05.2019 T.).

D- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA ECRİMİSİL

1- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA ECRİMİSİL TALEP EDİLİR Mİ?

El atmanın önlenmesi davasında ecrimisil de talep edilebilir. Örnek olarak elbirliği mülkiyetinde paydaşlardan biri ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenmesi davası açabilir ve bu davada ecrimisil talep edebilir.

“(E)lbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Haksız işgalcinin mülkiyet sahibine ödemekle yükümlü bulunduğu en azı kira geliri, en fazlası mahrum kalınan kar olan haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisil; bölünebilir nitelik taşıdığından terekedeki ortaklığı oluşturan her bir ortağın kendi payı oranında ecrimisil istemesine yasal mani bulunmamaktadır. Nitekim gerek yargısal uygulamalar, gerekse öğretide anılan bu ilke kural olarak benimsenmiştir.” (Y. 1. HD. 2014/21140 E., 2015/176 K., 13.01.2015 T.).

2- MÜŞTEREK MALİKLER ECRİMİSİL TALEP EDEBİLİR Mİ?

Müşterek mülkiyette, maliklerden biri taşınmazı kullanan diğer maliklerden ecrimisil talep edebilir. Ancak bunun için malik taşınmazdan yararlanma isteğini karşı tarafa iletmiş olması gerekir.

“Kural olarak, müşterek ya da iştirak halinde mülkiyet durumunda, taşınmazı kullanan malikten ecrimisil talep edilebilmesi için, diğer maliklerin taşınmazdan yararlanma isteklerini karşı tarafa iletmiş olmaları gerekmektedir.” (Y. 3. HD. 2007/991 E., 2007/1294 K., 06.02.2007 T.).

3- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA ECRİMİSİL NASIL HESAPLANIR

Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektirir. Bu sebeple ecrimisilin tespiti için bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak haksız işgal tazminatı belirlenmelidir. Hazırlanan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgelere dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 266 vd.’na uygun olmalıdır. Ecrimisil kira esasına göre talep edilmişse emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılmalıdır.

“Bilindiği gibi ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.” (Y. 8. HD. 2018/3242 E., 2019/3481 K., 01.04.2019 T.).

E- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINI KİMLER AÇABİLİR?

El atmanın önlenmesi davasını kural olarak malik açabilse de mülkiyetin türüne göre davayı açabilecek kişiler değişiklik gösterebilir.

1- PAYLI MÜLKİYETİNDE EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI

Paylı mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde el atmanın önlenmesi davasını malikler birbirlerine karşı açabilirler. Bunun yanında pay sahipleri üçüncü kişiye karşı da bu davayı açabilirler.

2- EL BİRLİĞİ MÜLKİYETİNDE EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI

Elbirliği mülkiyetinde paydaşlar el atmanın önlenmesi davasını açabilirler. Ancak malikler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan tüm maliklerin beraber veya ortak temsilci vasıtasıyla bu davayı açmaları gerekir. El atmanın önlenmesi davası maliklerden biri tarafından açılırsa diğer maliklerin muvafakat etmesi veya ortak bir temsilci belirlenmesi amacıyla ek süre verilir.

3- İNTİFA HAKKI SAHİBİNİN EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI AÇMASI

İntifa hakkı, rehin ve oturma hakkı gibi sınırlı ayni haklardandır. Sınırlı ayni haklar da mülkiyet hakkı gibi herkese karşı ileri sürülebildiğinden intifa hakkı sahibi de el atmanın önlenmesi davası açabilir.

“Taşınmaz üzerinde davacı yararına kurulan intifa hakkı sebebiyle taşınmazdan tam yararlanma hakkı bulunmakta olup, taşınmaz maliki davalının kilit değiştirmek suretiyle TMK’nın 794. maddesi hükmüne aykırı olarak davacının taşınmazdan faydalanma hakkına engel olduğu anlaşıldığından davacının elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne karar verilmesi gerekir.” (Y. 14. HD. 2015/17563 E., 2016/3474 K., 22.03.2016 T.).

4- KİRACI EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI AÇABİLİR Mİ?

Kiracı, kira sözleşmesine dayanarak taşınmaz üzerinde kişisel hakka sahiptir. Kiracı, malik tarafından taşınmaza haksız bir müdahalede bulunulursa kira sözleşmesinin nisbi etkisi gereği el atmanın önlenmesi davası açabilir. Üçüncü bir kişinin taşınmaza müdahalede bulunarak kiracının taşınmazdan yararlanmasını engellemesi durumunda ise kiracı el atmanın önlenmesi davası açamaz. Bu durumda kiracı malikten üçüncü kişinin müdahalesinin durdurulması adına dava açmasını isteyebilir.

“Dosyaya ibraz edilen belgelerden, davalı A… ile dava dışı … İletişim Hizmetleri A.Ş. arasında baz istasyonu kurulumu için kira sözleşmesi yapıldığı anlaşıldığına göre, kaldırılması istenen baz istasyonu nedeniyle kira sözleşmesi yapan davalı A…’in muaraza yarattığı açıktır. Bu durumda, husumette yanılgı değil noksanlık olduğu gözetilerek baz istasyonu kuran şirketin de davada yer almasının sağlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca HMK’nun 124/4. maddesi gözetilerek, baz istasyonu kuran şirketin davada yer almasının sağlanması, ondan sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken, değinilen husus gözardı edilerek ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.” (Y. 1. HD. 2011/13574 E., 2012/1556 K., 16.02.2012 T.).

F- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI KİME KARŞI AÇILABİLİR?

El atmanın önlenmesi davası, mülkiyet hakkına saldırıyı gerçekleştirene karşı açılır. Bu sebeple husumet taşınırı veya taşınmazı haksız kullanan kişiye yöneltilmelidir. Mülkiyet hakkına saldırı birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilirse bu dava her birine ayrı ayrı açılabileceği gibi hepsine beraber de açılabilir.

“Bilindiği üzere elatmanın önlenmesi davasında husumetin taşınmazı haksız kullanana yöneltilmesi gereklidir.” (YHGK. 2010/1-218 E., 2010/251 K., 05.05.2010 T.).

G- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME

El atmanın önlenmesi davasında yetkili mahkeme, mülkiyet hakkına konu eşyanın taşınır ya da taşınmaz olmasına göre değişiklik gösterebilir.

1- TAŞINMAZLARDA EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI YETKİLİ MAHKEME

Taşınmaz eşyalara ilişkin el atmanın önlenmesi davasında yetkili mahkeme HMK md. 12 gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bu dava, birden fazla taşınmaza ilişkinse taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde de açılabilir. Kanun bu mahkemeyi kesin yetkili kıldığından aksinin kararlaştırılması mümkün değildir. Mahkeme bu hususu re’sen gözetir.

2- TAŞINIRLARDA EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI YETKİLİ MAHKEME

Taşınır eşyalara ilişkin el atmanın önlenmesi davasında yetkili mahkeme HMK md. 6 gereğince davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Bu dava birden fazla davalı bulunması durumunda davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.

H- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME

El atmanın önlenmesi davasında görevli mahkeme HMK md. 2 gereğince el atılan eşyanın değer ve miktarına bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesidir.

“Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir… Dava dilekçesi içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden; davacıların, maliki oldukları taşınmazı davalının fuzulen işgal ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açtıkları, anılan isteğin TMK.’nun 683. maddesinden kaynaklandığı, uyuşmazlığın çözümünün HMK.’nun 2. maddesi çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde olduğu açıktır.” (Y. 1. HD. 2013/175 E., 2013/370 K., 18.01.2013 T.).

İ- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA ZAMANAŞIMI

El atmanın önlenmesi davasında zamanaşımı yoktur. Dolayısıyla bu dava, hukuk kurallarının açıkça öngördüğü veya dürüstlük kurallarına ilişkin istisnalar dışında mülkiyet hakkına yönelik saldırı devam ettiği müddetçe açılabilir.

J- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA İSPAT

1- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA DAVACININ İSPAT YÜKÜ

El atmanın önlenmesi davasında ispat yükü mülkiyet hakkının ihlal edildiğini öne süren malik üzerindedir. Malik, eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olduğunu ve mülkiyet hakkına saldırı yapıldığını ispat etmelidir. Davacı TMK md. 985 ve TMK md. 992’de bahsedilen karinelerden de yararlanabilir.

2- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA DAVALININ İSPAT YÜKÜ

El atmanın önlenmesi davasında davalı, davacının malik olmadığını, dava konusu eşyaya yönelik saldırıda bulunmadığını, saldırının sona erdiğini veya müdahaleye ilişkin haklı bir sebebinin bulunduğunu ispatlamalıdır. Ayrıca davanın dürüstlük kuralına aykırı açıldığını da ileri sürebilir.

“Elatmanın önlenmesi davası, mülkiyet hakkına elatılan taşınır veya taşınmaz malın maliki tarafından eşyaya haksız olarak elatan kişiye karşı açılır. Davanın açılabilmesi için, taşınır veya taşınmaz üzerindeki aynî hakka elatmanın mevcut veya gelecekte doğacak olması ve davacının elatmaya katlanma yükümlülüğünün bulunmaması gereklidir. Elatmanın önlenmesi davasında, ispat yükü davacıdadır (TMK m. 6, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190/1). Bu anlamda davacı, aynî hakkını ve davalının aynî hakka elattığını ispatla yükümlüdür. Davalı da, aynî hakka elatmadığını veya elatmakla birlikte elatmasının haksız olmadığını (davacının elatmaya katlanmakla yükümlü olduğunu) ispatla yükümlüdür.” (YHGK. 2020/720 E. 2021/802 K. 22.06.2021 T.).

K- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA YIKIM TALEBİ

Malik el atmanın önlenmesi davasında yıkım da talep edebilir. Ancak davalının yaptığı veya diktiği şeylerin yıkılması veya sökülmesi, yaptığı tesis ve işletmelerin kapatılması, yasaklanması veya başka yere taşınması son çare olarak düşünülmelidir. Zira bu dava ile zararının önlenmesi amaçlanmakla birlikte davalıya en az zarar verecek veya külfet yükleyecek önlemler alınmalıdır.

“(B)irleştirilen davada davacı’nın elatmanın önlenmesi yanında yıkım talebi de bulunmaktadır. Asıl davada davacı’nın 1518 parsel sayılı taşınmazın 09/12/2014 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda ( A ) harfi ile gösterilen 42,75 m²’lik kısmına müdahalesinin bulunduğu tespit edildiğine ve bu kısma dair elatmanın önlenmesine karar verildiğine göre, bu kısmın yıkımına karar verilmeyerek muazaranın ortada bırakılması doğru değildir.” (Y. 14. HD. 2017/6063 E., 2018/4977 K., 02.07.2018 T.).

L- İDAREYE KARŞI EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI

1- KAMU TÜZELKİŞİSİNE KARŞI EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI

Taşınmazına kamulaştırmasız el konulan kimse, kamu tüzel kişisi aleyhine el atmanın önlenmesi davası açabilir. Zira kamulaştırmasız el atma neticesinde idare, uygun bir şekilde kamulaştırma yapmadan kişinin malını elinden almış ve kanunsuz bir harekette bulunmuştur. Dolayısıyla malik, el atmanın önlenmesi davasıyla hakkın özünü zedeleyen el koyma eylemine son verilmesini sağlayabilir.

“Taşınmazına kamulaştırmasız el konulan kimsenin, ilgili kamu tüzel kişisi aleyhine el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, tazminat verilmesini de isteyebileceği, 16.05.1956 gün ve 1/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile çözüme bağlanmıştır… Az yukarıda açıklandığı üzere, kamulaştırmasız el koyma müessesesi mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olmakla birlikte, çağdaş bir yaklaşımla ve sosyal devlet ilkesi gereği olarak uygulama da, taşınmaz malikine, dava yoluyla mülkiyetin bedele çevrilmesi ya da idarenin hakkın özünü zedeleyen el koyma eylemine son verilmesi yolu açılmıştır.” (YHGK. 2010/5-662 E., 2010/651 K., 15.12.2010 T.).

2- KAMU TÜZELKİŞİSİNE KARŞI EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME

İdarenin özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el attığı iddiasıyla açılacak el atmanın önlenmesi davası haksız fiillere dair özel hukuk hükümlerine göre adli yargıda çözümlenir.

“İdarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men’i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere dair özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerince çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.” (YHGK. 2011/3-363 E., 2011/419 K., 15.06.2011 T.).

3- HAKSIZ EL ATMA SEBEBİYLE İDAREDEN TAZMİNAT İSTENEBİLİR Mİ?

El atmanın önlenmesi davasında hakkın özünü zedeleyen el koyma eylemine son verilmesi istenebileceği gibi mülkiyet hakkının idareye devrine karşılık tazminat da talep edilebilir.

“Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibariyle, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.5.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” (YİBGK. 1956/1 E., 1956/6 K., 16.05.1956 T.).

M- BOŞANMA SONRASINDA EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI

Boşanma kararı kesinleştikten sonra taşınmaz aile konutu niteliğinden çıkar. Karar kesinleştikten sonra haksız el atma fiili devam ediyorsa el atmanın önlenmesi davası açılabilir. İşbu davada, boşanma tarihinden dava tarihine kadar işleyecek ecrimisil de talep edilebilir.

“Somut olayda, davalı tanığı T.’un beyanı gözetilerek, dava konusu davacıya ait mesken niteliğindeki bağımsız bölümün anahtarının halen davalıda bulunduğu, davalının taşınmazla ilişkisini fiilen sonlandırmadığı, başka bir ifade ile taşınmazın hakimiyetinin halen davalıda olduğu, anahtar teslim edilmediği sürece davalının taşınmaza elattığının kabulünün gerektiği, boşanma ilamının kesinleşme tarihinden sonra taşınmazın aile konutu niteliğinden çıktığı, boşanma tarihinden dava tarihine kadar ecrimisil hesabı yapılması ve elatmanın önlenmesi yönünde karar verilmesi gerektiği açıktır.” (Y. 1. HD. 2014/16769 E., 2016/5022 K., 25.04.2016 T.).

N- KOMŞUNUN EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI AÇMASI

1- KOMŞU EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI AÇABİLİR Mİ?

Komşuluk hukukuna dayanarak el atmanın önlenmesi davası açılabilir. Davacı komşu taşınmaz maliki olabileceği gibi sınırlı ayni hak ya da kişisel hakka dayanarak taşınmazı kullanan kişi de olabilir.

“Bu madde gereğince komşuluk hukukuna dayalı olarak açılacak elatmanın önlenmesi davaları taşınmaz maliki tarafından açılabileceği gibi malik olmayan, sınırlı ayni hak ya da kişisel hakka dayalı olarak taşınmazı kullanan kişiler tarafından da açılabileceği yargısal uygulamalar gereğidir.” (Y. 1. HD. 2010/12498 E., 2010/13946 K., 23.12.2010 T.).

2- KOMŞUNUN AÇTIĞI EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA KUSUR

Komşuluk hukukuna dayanarak açılan el atmanın önlenmesi davasında davalının kusurlu olması gerekmez. Dolayısıyla, davalı kasıtlı hareket etmemiş olsa da bu dava açılabilir.

“Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, elatmanın önlenmesi davasına etkili değildir.” (Y. 14. HD. 2016/12595 E., 2019/4361 K., 14.05.2019 T.).

3- KOMŞUNUN AÇTIĞI EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA HOŞGÖRÜ SINIRI

Komşu tarafından yapılan hafriyat veya inşaat neticesinde diğer komşuya küçük bir zarar verilse dahi el atmanın önlenmesi davası açılabilir. Bu durumda zararın hoşgörü sınırlarını aşıp aşmadığı araştırılmaz.

“Bir kimsenin kendi taşınmazında yaptığı hafriyat veya inşaat nedeniyle komşusunun taşınmazına bir zarar vermiş veya onu zarara maruz bırakmışsa, bu zararın hoşgörü sınırlarını aşıp aşmadığını aramaya gerek yoktur. Küçük bir zarar doğmuş olsa dahi, gerekli önlemlerin alınmasına karar verilmelidir. Bu özellik TMK’nin 737. maddesiyle 738. maddesi arasındaki önemli farklardan biridir.” (Y. 14. HD. 2016/14238 E., 2019/7084 K., 24.10.2019 T.).

4- PENCERE AÇMANIN AİLE MAHREMİYETİNİ İHLAL EDİP ETMEDİĞİ

Kişinin kendi mülkiyet alanı içindeki binası veya bölümüne pencere açması mülkiyet hakkının bir sonucu olup komşusunun aile mahremiyetini ihlal etmez. Bu durum hoşgörü sınırlarını aşacak nitelikte bir davranış olarak da yorumlanmaz. Dolayısıyla, komşu parselde bulunan binada açılan pencereler komşu taşınmazına fiilen el atıldığı sonucunu doğurmaz.

“…komşu parselde bulunan binadaki pencereler nedeniyle davacı taşınmazına fiilen elatma bulunmadığı, davalının kendi mülkiyet alanı içerisinde imar mevzuatına aykırı olarak davacı taşınmazına cepheli pencere açmasının idari yaptırımı gerektirdiği gibi TMK nun 737. maddesinde düzenlenen hoşgörü sınırlarını aşacak nitelikte bir davranış olarak da yorumlanamaz. Bu durumun komşuluk hukuku açısından zarar verici nitelikte olduğunu söyleyebilme imkânı da bulunmamaktadır. Ayrıca bir kimsenin kendi mülkiyet alanı içindeki binası veya bölümüne pencere açma olgusu TMK nun 683. maddesi gereğince mülkiyet hakkının bir sonucu olup, pis koku, duman, gürültü vs gibi zarar verici haller dışında, pencere açmanın karşı tarafın aile mahremiyetinin ihlali niteliğinde daha doğrusu komşuyu olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlık olduğu da kabul edilemez.” (Y. 1. HD. 2013/7277 E., 2013/10246 K., 19.06.2013 T.).

5- MANZARAYI KAPATMA SEBEBİYLE EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI

Komşuya ait bağımsız bölümün manzarasının kapatılması görüntü kirliliği olarak kabul edilir. Bu durumda manzarası kapatılan komşu el atmanın önlenmesi davası açabilir.

“(M)ahkemece yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre davalının proje dışında yaptığı bir takım eklentilerin görüntü kirliliği yarattığı ve davacıya ait bağımsız bölümün deniz manzarasını engellediği sabittir… Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, gerekirse mahallinde yeniden keşif yapılarak zararın giderilme yöntemini bilirkişiye duraksama yaratmayacak biçimde tespit ettirmek, bu rapora uygun hüküm fıkrası oluşturmaktan ibarettir.” (Y. 14. HD. 2012/7477 E., 2012/8255 K., 11.06.2012 T).

O- KOOPERATİF ÜYELERİNİN EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI AÇMASI

Bağımsız bölümler kooperatifin mülkiyetinde olup ferdileştirme yapılmamasına rağmen yerler belirlenerek kooperatif üyelerine tahsis edilmişse komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle el atmanın önlenmesi davası açılabilir.

“Dosya içinde bulunan tapu kaydının incelenmesinden, tarafların kullanımında olan bağımsız bölümlerin halen kooperatifin mülkiyetinde olduğu ve ferdileşmediği anlaşılmıştır. Davacılar, halen bağımsız bölüm maliki değiller ise de, kooperatif üyelerine tahsislerin yapıldığı ve üyelerin zeminde yerlerinin belli olduğu anlaşıldığından, davacıların bu tahsis nedeniyle komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle elatmanın önlenmesini isteyebilecekleri ve aktif dava ehliyetlerinin bulunduğunun kabulü gerekir.” (Y. 14. HD. 2005/10342 E., 2006/130 K., 26.01.2006 T.).

P- TİCARİ FAALİYET SEBEBİYLE EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI

İş yerinin giriş kapısının kapatılmasında olduğu gibi ticari faaliyeti menfi yönden etkileyecek durumlarda malik tarafından el atmanın önlenmesi davası açılabilir.

“Somut olaya gelince, davacının taşınmazına fiili bir tecavüz bulunmamakla birlikte taşınmazın önünden geçen yol üzerine monte edilen panonun yayaların kaldırımı ( yolu ) kullanmalarına engel teşkil ettiği gibi iş yerinin giriş kapısını kapattığı, ticari faaliyetinin menfi yönden etkilendiği bilirkişilerin doyurucu nitelikteki 2.5.2003 tarihli raporlarıyla sabittir. Hal böyle olunca, bilirkişilerin pano için düzenledikleri 2.5.2003 günlü raporları gözetilerek davanın kabulüne hükmedilmesi gerekirken…” (Y. 1. HD. 2003/12801 E., 2003/13207 K., 10.12.2003 T.).

Q- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA KARAR

El atmanın önlenmesi davasında saldırının durdurulmasına karar verilir. Karar neticesinde saldırı durdurulmazsa İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri uyarınca saldırının zorla durdurulması sağlanır. El atma sebebiyle oluşan zararların tazmininin istemesi durumunda ise bu zararların tazminine de karar verilir.

“Elatmanın önlenmesi davasının amacı, aynî hakka elatmanın sona erdirilmesi veya elatma tehlikesinin önlenmesidir. Elatmanın önlenmesi davası sonucunda davalı, elatmayı sona erdirecek davranışları yapmaya veya elatmaya yol açacak davranışlardan kaçınmaya mahkûm edilir. Elatmanın önlenmesi davasının amacı da, davalıyı yapmaya veya yapmamaya mahkûm eden hükmün icrası ile gerçekleşir.” (YHGK. 2020/720 E. 2021/802 K. 22.06.2021 T.).

R- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA DAVALIYA SÜRE VERİLEBİLİR Mİ?

Mahkeme, el atmanın önlenmesi davasında zararın giderilme şeklini açıkça belirleyerek hüküm kurar. Bunun yanında zararın giderilmesi için davalılara süre ise veremez.

“(i)lamların icrası İcra İflas Kanununun İkinci Bab’ın da düzenlenmiş olup, bir işin yapılmasına dair olan ilamların ne şekilde infaz edileceği ise 30. maddede düzenlenmiştir. Kararın kesinleşmesiyle davalı ilamın gereğini yerine getirmediği taktirde, anılan madde hükmüne göre kararı infaz edilmesi için İcra Müdürlüğüne başvurması gerekir. Bu sebeple mahkemece zararın giderilme şekli açıkça yazılmak suretiyle hüküm kurulmasıyla yetinmek gerekirken zararın giderilmesi için davalılara 2.5 ay süre verilmesi de doğru görülmemiştir.” (Y. 1. HD. 2011/9832 E., 2011/12236 K., 18.10.2011 T.).

S- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA VERİLEN KARARIN İCRASI

1- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASININ KESİNLEŞMEDEN İCRASI

Taşınmazın aynı ihtilaflı değilse el atmanın önlenmesi davasında verilen kararın icra edilmesi için kararın kesinleşmesi gerekmez.

“(B)orçlu tarafından alacaklının malik olduğu taşınmaza 10 yıla yakın bir süredir tomruk koymak ve stoklama yapmak suretiyle kullandığından bahisle el atmasının önlenmesine, kal’e ve ecrimsile karar verildiği görülmektedir. Bu durumda taşınmazın aynı ihtilaflı olmayıp istem fuzuli işgal nedenine dayalı elatmanın önlenmesi istemine dayalı olup ilamın infazı için kesinleşmesi gerekmez.” (Y. 12. HD. 2012/4545 E., 2012/21534 K., 20.06.2012 T.).

2- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASININ KESİNLEŞTİKTEN SONRA İCRASI

El atmanın önlenmesi davasında karar kesinleşmeden icra edilir ve bu karar daha sonra bozulursa telafisi imkansız zararlar ortaya çıkabilir. Böyle bir ihtimalde verilen karar kesinleşmeden icra edilemez.

“(M)üdahalenin men’i ve kal davası kabul edilerek ‘..evin ve cam seranın kal’ine’ şeklinde karar verilmiştir. … (yıkıma) ilişkin davalar sonunda verilen kararların kesinleşmeden icrası ve daha sonra hükmün bozulması halinde telafisi imkansız zararların meydana geleceği göz önüne alınarak, bu konuda verilen kararların kesinleşmeden icra edilemeyeceği kabul edilmelidir.” (Y. 12. HD. 2018/6063 E., 2019/4254 K., 13.03.2019 T.).

T- EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA GİDERLERİN KARŞILANMASI

El atmanın önlenmesi davasında kararın icrası sebebiyle sarf edilecek giderler, ileride borçludan tahsil edilmek üzere talepte bulunan tarafından ödenir veya icra dairesinin haczettiği borçlu mallarından karşılanır. Dolayısıyla giderler hükmün kesinleşmesi ve icra müdürlüğünden infazının talep edilmesi halinde icra müdürünün belirleyeceği yöntemle tahsil edileceğinden davada peşinen istenemez.

“(İ)cra ve İflas Kanununun 30. maddesinde bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair ilamların icra müdürlüğünce nasıl infaz edileceği hükme bağlanmış ve anılan hükümde bir işin yapılmasına dair ilamlar sebebiyle sarf edilecek giderlerin ya icra dairesinin tayin edeceği bilirkişinin bulduğu bedelin talepte bulunan tarafından ileride borçludan tahsil olunmak üzere ödeneceği veya icra dairesinin borçlunun haczedeceği malından karşılanmak üzere ilamın infaz edileceği belirtilmiştir. Açıkçası ilamın icrası için yapılacak giderler ancak mahkeme hükmünün kesinleşmesi ve icra müdürlüğünden infazının talep edilmesi halinde icra müdürünün belirleyeceği yöntemle tahsil edileceğinden bunun açılan davada peşinen istenme olanağı yoktur. Bu nedenle infaz ile ilgili olarak molozların taşınması için gerekli bedele hükmedilmesi de isabetsizdir.” (Y. 14. HD. 2016/10094 E., 2019/1231 K., 13.02.2019 T.).

U- EL ATMANIN ÖNLENMESİ KARARINA AYKIRILIK

El atmanın önlenmesi davasında dikkat edilmesi gereken husus dava sonucunda verilen kararın kesin hüküm teşkil etmediğidir. El atmanın önlenmesi davası sonucunda saldırı geri çekilmiş olsa da sonradan tekrar saldırıda bulunulursa bu dava tekrar açılabilir.

“Bilindiği ve HMK’nin 303. maddesinde düzenlendiği üzere kesin hükümden söz edilebilmesi için davanın taraflarının, dava konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekir. Öte yandan, el atma fiili (eylemi) bir olgu bir vakıadır. El atma haksız eylem niteliği taşıdığından yenilendikçe ya da sürüp gittikçe mülkiyet hakkı sahibi her zaman dava açabilir, el atmanın önlenmesini isteyebilir. Kesin hüküm ancak hüküm anındaki durumu tespit eder hükümden sonraki döneme etkili değildir. Yeni oluşan vakıalara dayanılarak açılan ikinci dava, birinci davadaki kesin hükme aykırı düşmez. Sonuç itibariyle kural olarak el atmanın önlenmesi davalarında kesin hüküm olamaz.” (Y. 1. HD. 2013/11229 E., 2013/12167 K., 09.09.2013 T.).

Benzer yazılar için bkz.

https://www.hkavukatlik.com/ortakligin-giderilmesi-davasi/

https://www.hkavukatlik.com/hacizde-istihkak-iddiasi/

https://www.hkavukatlik.com/tasinmaz-alarak-turk-vatandasligi-kazanma/

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir