HİZMET TESPİT DAVASI

HİZMET TESPİT DAVASI ANKARA AVUKATI

Hizmet tespit davası, sigortalının hizmet süresinin yargı kararı ile tespit edilmesini sağlayan davadır. Hizmet tespit davası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (5510 sayılı Kanun) m. 86/9’da düzenlenmiştir. İlgili hükme göre aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından tespit edilemeyen sigortalılar iş mahkemesine başvurarak hizmet tespit davası açabilirler. Sigortalının eski işvereni aleyhine açacağı bu dava olumlu tespit davası niteliğindedir.

Aşağıda, hizmet tespit davasının kapsamı, hizmet tespit davasının tarafları, hizmet tespit davasında feri müdahil, hizmet tespit davasında görevli ve yetkili mahkeme, hizmet tespit davasında ispat, zamanaşımı ve hak düşürücü süre ile hizmet tespit davasında verilecek karar ayrıntılı bir şekilde incelenecektir.

HİZMET TESPİT DAVASI NEDİR?

Hizmet tespit davasında, sigortalı işçinin SGK’ya bildirilmeyen ya da eksik bildirilen çalışma sürelerin tespiti amaçlanır. Hizmet tespit davası sonucunda, işçinin çalıştığı halde sigortalı olarak bildirilmediği süre, prim ödeme gün sayısı ve o günlere tekabül eden prime esas kazanç miktarı tespit edilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun “Tespit davası” başlığını taşıyan 106’ncı maddesinde, tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin istenebileceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre; tespit davaları, bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır.” (Y. 10. HD., E. 2014/3064 K. 2014/8793 T. 15.4.2014).

HİZMET TESPİT DAVASINI KİMLER AÇABİLİR?

Hizmet tespit davasını açabilecek kişiler belirlenirken 5510 sayılı Kanun m. 4/1-a dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan kişiler hizmet tespit davası açabilirler.

HİZMET TESPİT DAVASINI MİRASÇILAR AÇABİLİR Mİ?

Hizmet tespit davası, mirasçılar tarafından açılabilir. Buradan hareketle, işçinin ölümünden sonra mirasçıları hizmet tespit davası açabilirler.

HİZMET TESPİT DAVASI KİME KARŞI AÇILIR?

Hizmet tespit davası işverene karşı açılır. Ayrıca bu dava SGK’ya ihbar edilir. Zira 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 4/2, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davaların SGK’ya resen ihbar edileceğini düzenlemiştir.

HİZMET TESPİT DAVASI FERİ MÜDAHİL

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 4/2 gereğince hizmet tespiti davalarında SGK davaya feri müdahil olarak katılır. İhbar üzerine davaya ferî müdahil olarak katılan SGK, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. SGK, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür.

HİZMET TESPİT DAVASI İŞVERENİN MİRASÇILARINA KARŞI AÇILABİLİR Mİ?

İşverenin ölümü halinde hizmet tespit davası mirası reddetmemiş mirasçılara karşı da açılabilir. Mirasçıların mirası reddetmeleri halinde ise durum sulh hâkimine bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanır. Daha sonra mahkeme mirası reddeden yasal mirasçılar için atanacak veya yetkilendirilecek temsilcinin davaya katılımını sağlayarak karar verir.

Türk Medeni Kanunu‘ nun 612 ve devamı maddelerine göre en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, Sulh Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Mirasçılar, mirası reddederken kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu taktirde ret, Sulh Hakimi tarafından sonra gelen mirasçılara bildirilir, bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar. Bunun üzerine miras, yine iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir. En yakın yasal mirasçıların reddi, kendilerinden sonra gelen mirasçılar yararına olmadıkça ve bunlar Yasanın 614. maddesinde gösterilen usul çerçevesinde mirası açıkça kabul etmedikçe miras, sonra gelen mirasçılara geçmez. Bunlar, mirasbırakanın borçlarından sorumlu da tutulamaz.

Somut olayda, mirasın reddi hususunun araştırılarak açıklığa kavuşturulmalı, yasal mirasçıların mirası reddettiklerinin tespit edilmesi halinde tereke iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabi duruma gelmiş olacağından mahallin Sulh Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanması, anılan mahkemece mirası reddedilen yasal mirasçılar için atanacak ve yetkilendirilecek temsilcinin davaya katılımı ile taraf teşkilinin sağlanması ve yargılamaya bu şekilde devam edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.” (Y. 10. HD., E. 2018/4946 K. 2019/7897 T. 24.10.2019).

HİZMET TESPİT DAVASI GÖREVLİ MAHKEME

Hizmet tespit davasında görevli mahkeme 5510 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. İlgili kanun gereğince hizmet tespit davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir.

“Somut olayda uyuşmazlık hizmet tespitine (sigortalılığın tespiti) ilişkin olup, davacının talebinin sosyal güvenlik hakkına ilişkin hizmet tespiti davası olduğu, İş Kanunu’ndan kaynaklanan bir uyuşmazlığın dava konusu yapılmadığı, 4857 sayılı Yasanın 4/1-b maddesinin somut olayda uygulanma yeri bulunmadığının anlaşılmasına göre uyuşmazlığın …İş Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” (Y. 17. HD., E. 2013/21002 K. 2014/4602 T. 28.3.2014).

HİZMET TESPİT DAVASI YETKİLİ MAHKEME

Hizmet tespit davasında özel yetkili mahkeme bulunmaz.  Bu sebeple 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın genel yetkiye ilişkin düzenlemeleri dikkate alınır. Genel yetkili mahkeme ise davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Dolayısıyla hizmet tespit davası, davalı işverenin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde, birden fazla işverenin bulunması durumunda ise işverenlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.

HİZMET TESPİT DAVASINDA İSPAT

Hizmet tespit davası, kamu düzenine ilişkin davalar arasında olduğundan bu davada “re’sen araştırma ilkesi” geçerlidir. Bu davada işçinin sigortalı olarak çalıştığı süreler tanık dâhil her türlü delille ispatlanabilir. Hizmet tespit davasının ispatlanmasında resmî belge ve yazılı deliller, bordro tanıkları, iş ilişkisini bilen komşu iş yeri çalışanları yanında diğer tanıklardan da faydalanılabilir.

“Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.” (Y. 21. HD., E. 2018/3635 K. 2019/3066 T. 18.4.2019).

HİZMET TESPİT DAVASI HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE

Hizmet tespit davasında hak düşürücü süre beş yıldır. Bu sebeple işçi, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurmalıdır. Beş yıllık süre, SGK’nın işçinin çalışmasından tümüyle habersiz olduğu durumlar için geçerlidir. Böylece, işçinin işe giriş bildirgesi hiç verilmemişse ya da SGK tarafından tespit edilemiyorsa süre beş yıldır. İşe giriş bildirgesinin verildiği fakat daha sonraki dönemlerde primlerin yatırılmadığı ya da aylık prim ya da hizmet belgesinin verilmediği durumlarda ise hak düşürücü süre söz konusu değildir.

“Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır…” (Y. 10. HD., E. 2017/6662 K. 2019/8451 T. 12.11.2019).

HİZMET TESPİT DAVASINDAN FERAGAT

Hizmet tespit davası kamu düzenine ilişkindir. Hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılığın önlenmesi ile temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için hizmet tespit davası özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmelidir. Bu sebeple yargılamada tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmemelidir. Bu dava sigortalının feragatiyle ya da işverenin kabulüyle sona ermez. Dolayısıyla davacı işçinin hizmet tespit davasından feragati sonuç doğurmaz.

“Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. 506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez”. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.” (Y. 10. HD., E. 2012/21998 K. 2013/13304 T. 12.06.2013).

HİZMET TESPİT DAVASI KARARI SGK

Hizmet tespit davasında, kişinin çalıştığı halde sigortalı olarak bildirilmediği süre, prim ödeme gün sayısı ve o günlere tekabül eden prime esas kazanç miktarı tespit edilir. Mahkeme kararı sonrasında SGK, işverenden tespiti yapılan döneme ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinin düzenlenmesini ister. Ayrıca ödenmemiş primler ile gecikme cezası ve gecikme zammını işverenden tahsil eder. Daha sonra işverene idari para cezası uygular.

HİZMET TESPİTİ ALACAĞI

Malullük aylığı, yaşlılık aylığı gibi uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin talepler değerlendirilirken sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı gibi hususlar önem taşır. Dolayısıyla bunlara ilişkin süreler hizmet tespit davası ile tespit edilerek bu taleplere ilişkin yapılacak hesaplamalarda kullanılır.

BAĞ-KUR HİZMET TESPİT DAVASI

5510 sayılı Kanunda m. 4/1-b’de kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız olarak ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanların, gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanların, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları ve tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları ifade edilmiştir. Hizmet tespit davası, Bağ-Kur’dan yararlanan söz konusu kişilerin sigortalı hizmet süresinin tespiti amacıyla açılabilir. Dolayısıyla Bağ-Kur’dan yararlanamayan ya da eksik yararlanan kişiler bu dava ile sigortalı olarak çalıştıkları süreleri tespit ettirebilirler.

TARIM BAĞ-KUR HİZMET TESPİT DAVASI

Tarım Bağ-Kur sigortalısı olan kişiler prim ödediğinin ve ürün satışı yaptığının tespiti için hizmet tespit davası açabilirler. Tarım Bağ-Kur hizmet tespit davası için davacının 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu m. 3/b kapsamında faaliyet göstermesi gerekir. Tarım Bağ-Kur hizmet tespit davası açan kişi tarımsal faaliyetin sürdüğünü, faaliyete ilişkin hangi tarımsal ürünleri ürettiğini, bunları nereye sattığını ve teslim ettiğini somut bir şekilde ortaya koymalıdır.

“…Tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu 2926 sayılı Kanun’un 2/1 ve 3/b maddelerinde belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunmaktır. Prim tevkifatına dayalı tespit davasında, salt ziraat odası ve kooperatif kaydı gibi belgelerin bulunması, davanın kabulü için yeterli değildir. Tarımsal faaliyetin sürdüğünün, faaliyete ilişkin olarak hangi tarımsal ürünlerin üretildiği, nereye satıldığı veya teslim edildiği gibi hususlar da somutlaştırılarak belirlenmelidir. Prim tevkifatı ve ürün tesliminin, bir-iki yıl dışında süreklilik arz ettiği hallerde de tarımsal faaliyetin sürekli olduğu kabul edilebilir…” (Y. 21. HD., E. 2015/22219 K. 2016/13448 T. 31.10.2016).

HİZMET TESPİT DAVASINDA BORDRO TANIĞI

Hizmet tespit davası kamu düzenine ilişkin bir davadır. Bu sebeple mahkeme tarafından özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmelidir. Hizmet tespit davasında hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılığın önlenmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmemelidir. Hizmet tespit davasında mahkeme gerek görürse resen araştırma yaparak kanıt toplayabilir. Bunun yanında taraflarca gösterilen bordro tanıkları da dinlenmelidir. Bordro tanıkları bulunmasına rağmen bu tanıklar dinlenmeden hüküm tesis edilmesi ise bozma sebebidir.

 “Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, Mahkemece yalnızca davacı tanıklarının dinlendiği, dönem bordroları celbedilmeden ve varsa bordro tanıkları dinlenmeden hüküm tesis edildiği, talep 06.05.2006 tarihine kadar olduğu halde talep aşılarak ve tamamen dışına çıkılarak 01.06.2006-18.09.2006 tarihleri arasında davacının, davalı şirkette çalıştığının tespitine karar verildiği ancak bu dönemi kapsayacak şekilde bir sözleşmenin de mevcut olmadığı, dava konusu dönem hatalı tespit edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmakla; Mahkemece tespiti istenilen döneme ilişkin olarak Polis Akademisi’nden ihale suretiyle alınan işe ilişkin sözleşme sürelerinin ve dava konusu dönemin belirlenmesi ile talep konusu dönem yönünden sözleşme sürelerine uygun şekilde karar verilmeli, dönem bordroları celbedilerek bildirilen süreler dışlandıktan sonra bordro tanıklarının tespiti ile resen belirlenen tanıkların dinlenmesi gerekmektedir.” (10. HD., E. 2017/6537 K. 2019/1963 T. 5.3.2019).

İŞÇİLİK ALACAĞI VE HİZMET TESPİT DAVASININ BERABER AÇILMASI

İşçilik alacağı davası, 4857 sayılı İş Kanunu’ndan kaynaklanır. İşçilik alacağı davası için öncelikle işçilik alacağına esas alınacak hizmet süresi saptanmalı sonrasında işçilik alacakları hesaplanmalıdır. Hizmet tespit davası ise özel bir duyarlılık ve itina ile yürütülmesi gereken kamu düzenini ilgilendiren bir davadır. Buradan, izlenecek yöntem ve esas alınacak kıstaslar bakımından işçilik alacağı davası ile hizmet tespit davasının tamamen farklı olduğu görülür. Dolayısıyla işçilik alacağı davası ile hizmet tespit davası ayrı ayrı açılmalıdır.

“Hizmet tespiti davalarının yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri oluşturulup bu davalar için özel bir ispat yöntemi öngörmemiştir. Hizmet tespiti davaların niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği için yargılamasının özel bir duyarlılık ve itina ile yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır. Ayrıca hizmet tespiti davalarında Sosyal Güvenlik Kurumu veya ilgili şubesine husumet yöneltilmesi gerekir.

İşçilik alacağı davasına gelince; bu tür davalar 4857 sayılı Yasa’dan kaynaklanmakta olup, işçilik alacağına esas alınacak hizmet saptandıktan sonra talep edilen işçilik alacağının hesaplanması gerekir.

Bu açıklamalardan olarak, hizmet tespiti ve işçilik alacakları davaları için izlenecek yöntem ve esas alınacak kıstaslar tamamen birbirinden farklıdır. Bu noktada her iki davanın tefrik edilmesi yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için gereklidir. Ayrı ayrı açılıp görülmeleri gerekli bu tür davaların birlikte görülmeleri bu nedenle doğru görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2007/21-69 Esas ve 2007/55 Karar sayılı ve 07.02.2007 tarihli kararı da bu yöndedir…” (Y. 21. HD., E. 2019/2528 K. 2020/1344 T. 2.3.2020).

APARTMAN GÖREVLİSİ HİZMET TESPİT DAVASI

Apartman görevlileri, sigortalı hizmet sürelerinin tespiti için hizmet tespit davası açabilirler. Apartman görevlileri hizmet tespit davasında sigortalılık süresinin ispatı için tanık dâhil her türlü delile başvurulabilir. Ayrıca, hizmet tespit davası kamu düzenine ilişkin olduğundan resen araştırma ilkesi gereğince sigortalılık süresine ilişkin her türlü araştırma mahkeme tarafından resen yapılır.

“Mahkemece resen araştırma ilkesi doğrultusunda, tarafların gösterdiği tanıklar ile yetinilmeyerek, emniyet, muhtarlık, zabıta vasıtasıyla davalı siteye komşu apartmanlarda kapıcı olarak çalışan kişiler veya komşu sitelerin güvenlik görevlileri tespit edilerek ifadelerine başvurulmalı, sitede yaşayan villa sahipleri ile varsa bu evlerde çalışan sigortalılar, davalı sitede varsa güvenlik görevlisi olarak tespite konu dönemde çalışması bulunan kişiler ile davacının hizmetlerini bilebilecek durumdaki civar apartmanlarda uzun yıllar oturan komşular ya da siteye yakın yerde market, bakkal, berber gibi işyerlerinin sahipleri ile kayıtlara geçmiş çalışanları araştırılarak beyanları alınmalı, davalı sitenin gelir gider ve karar defteri getirtilerek ihtilaflı dönemde davacının çalışmaları ile ilgili karar alınıp alınmadığı, davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, dava konusu dönemde site yönetiminde görev alan yönetici, denetçi gibi kişiler tespit edilerek dinlenmeli gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyulmalıdır.” (Y. 10. HD., E. 2020/10115 K. 2021/4147 T. 29.3.2021).

HİZMET TESPİT DAVASI EMEKLİLİK

Emekliler veya emekli olmak isteyen kişiler hizmet sürelerini hizmet tespit davası ile tespit ettirebilirler. Hizmet tespit davası sonucunda prim belgeleri SGK’ya verilmemiş veya çalışmaları SGK tarafından tespit edilememiş sigortalı kişiler sigortalı hizmetlerini tespit ettirebilirler. Mahkeme tarafından yapılan tespit, emeklilik süresinin hesaplanması, yaşlılık aylığının bağlanması gibi birçok konuda yarar sağlar.

GENEL BİLGİLER

HİZMET TESPİT DAVASI NASIL AÇILIR?

Hizmet tespit davası nasıl açılır hususunda yukarıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

HİZMET TESPİT DAVASI ZAMANAŞIMI

Hizmet tespit davası zamanaşımı hususunda yukarıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

İŞÇİLİK ALACAĞI HİZMET TESPİT DAVASI

İşçilik alacağı hizmet tespit davası hususunda yukarıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

HİZMET TESPİT BAŞVURUSU

Hizmet tespit başvurusu hususunda yukarıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

HİZMET TESPİTİ BİRDEN FAZLA İŞVEREN

Hizmet tespiti birden fazla işveren hususunda yukarıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

HİZMET TESPİT DAVASI NASIL İSPATLANIR?

Hizmet tespit davası nasıl ispatlanır hususunda yukarıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

HİZMET TESPİT DAVASI HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE İSTİSNALARI

Hizmet tespit davası hak düşürücü süre istisnaları hususunda yukarıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

HİZMET TESPİT SGK DAVASI AVUKATI

Hizmet tespit SGK davası avukatı hususunda yukarıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

HİZMET TESPİT SGK DAVASI ANKARA AVUKATI

Hizmet tespit SGK davası Ankara avukatı hususunda yukarıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

HİZMET TESPİT DAVASI AVUKATI

Hizmet tespit davası avukatı hususunda yukarıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

HİZMET TESPİT DAVASI ANKARA AVUKATI

Hizmet tespit davası Ankara avukatı hususunda yukarıda ayrıntılı değerlendirme yapılmıştır.

Benzer yazılar için bkz.

https://www.hkavukatlik.com/ucreti-odenmeyen-iscinin-fesih-hakki/

https://www.hkavukatlik.com/asgari-ucret-artisinin-isverene-maliyeti/

https://www.hkavukatlik.com/seref-ve-namusa-dokunacak-soz-ve-davranislar-sebebiyle-is-sozlesmesinin-feshi/

https://www.hkavukatlik.com/ulusal-bayram-ve-genel-tatil-gunleri-ubgt-alacagi/

https://www.hkavukatlik.com/hafta-tatili-davasi/

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir